Hikaye: Bir varmış bir yokmuş

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Yeğenim Mert geçenlerde bir yazı göndermiş. İçinde bulunduğumuz zaman ve şartlara, özellikle Erdoğan’ın yaptığı son açıklamalara ve Obama’nın yaptığı 'emeklilik' konuşmasına “cuk” diye oturuyor bence. Yönlendirmiş olmayayım, okuyun, kararı siz verin:

"Dervişin biri, uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra bir köye ulaşır. Karşısına çıkanlara, kendisine yardım edecek, yemek ve yatak verecek biri olup olmadığını sorar. Köylüler kendilerinin de fakir olduklarını, evlerinin küçük olduğunu söyler ve Şakir diye birinin çiftliğini tarif edip oraya gitmesini önerirler.

Derviş yola koyulur, birkaç köylüye daha rastlar. Onların anlattıklarından Şakir'in bölgenin en zenginlerinden biri olduğunu anlar. Bölgedeki ikinci zengin ise Haddad adında başka bir çiftlik sahibidir.

Derviş, Şakir’in çiftliğine varır. Çok iyi karşılanır, iyi misafir edilir, yer içer, dinlenir... Şakir de ailesi de hem misafirperver hem de gönlü geniş insanlardır.

Yola koyulma zamanı gelince Derviş, Şakir’e teşekkür ederken "Böyle zengin olduğun için hep şükret” der. Şakir ise şöyle cevap verir: "Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Bazen görünen gerçeğin ta kendisi değildir. Bu da geçer."

Derviş Şakir’in çiftliğinden ayrıldıktan sonra bu söz üzerine uzun uzun düşünür. Birkaç yıl sonra dervişin yolu yine aynı bölgeye düşer. Şakir’i hatırlar, uğramaya karar verir. Yolda rastladığı köylülerle sohbet ederken Şakir'den söz eder. "Haa, o Şakir mi" der köylüler, “O iyice fakirledi, şimdi Haddad’ın yanında çalışıyor.”

Derviş hemen Haddad’ın çiftliğine gider, Şakir’i bulur. Eski dostu yaşlanmıştır, üzerinde eski püskü giysiler vardır. Üç yıl önceki sel felaketinde bütün sığırları telef olmuş, evi yıkılmıştır. Toprakları da işlenemez hale geldiği için tek çare olarak selden hiç zarar görmemiş ve biraz daha zenginleşmiş olan Haddad’ın yanında çalışmak kalmıştır. Şakir ve ailesi üç yıldır Haddad’ın hizmetkarıdır.

Şakir bu kez Derviş’i son derece mütevazı olan evinde misafir eder. Kıt kanaat yemeğini onunla paylaşır. Derviş vedalaşırken Şakir’e olup bitenlerden ötürü ne kadar üzgün olduğunu söyler ve Şakir’den şu cevabı alır: "Üzülme. Unutma, bu da geçer."

Derviş gezmeye devam eder ve yedi yıl sonra yolu yine o bölgeye düşer. Olup biteni öğrendiğinde şaşırmaktan kendini alamaz. Haddad birkaç yıl önce ölmüş, ailesi olmadığı için de varını yoğunu en sadık hizmetkarı ve eski dostu Şakir’e bırakmıştır. Şakir, Haddad’ın konağında oturmaktadır, kocaman arazileri ve binlerce sığırı ile yine yörenin en zengin insanıdır.

Derviş, Şakir'in kapısını çalar. Eski dostunu iyi gördüğü için ne kadar sevindiğini söyler ve yine aynı cevabı alır: “Bu da geçer."

Bir zaman sonra Derviş yine Şakir’i arar. Ona bir tepeyi işaret ederler. Tepede Şakir'in mezarı vardır. Taşında da şu cümle yazılıdır: “Bu da geçer."

Derviş  'Ölümün nesi geçecek' diye düşünür ve gider. Ertesi yıl Şakir’in mezarını ziyaret etmek ister ama ortada ne tepe vardır ne de mezar. Büyük bir sel gelmiş, tepeyi önüne katmış, Şakir’den geriye hiç iz kalmamıştır.

O aralar ülkenin sultanı, kendisi için çok değişik bir yüzük yapılmasını ister. Öyle bir yüzük ki mutsuz olduğunda umudunu tazelesin, mutlu olduğunda ise kendisini mutluluğun tembelliğine kaptırmaması gerektiğini hatırlatsın. Hiç kimse sultanı tatmin edecek böyle bir yüzük yapamaz. Sultanın adamları da bilge Derviş’i bulup yardım isterler. Derviş, sultanın kuyumcusuna hitaben bir mektup yazıp verir. Kısa süre sonra yüzük sultana sunulur. Sultan önce bir şey anlamaz çünkü son derece sade bir yüzüktür bu. Sonra üzerindeki yazıya gözü takılır, biraz düşünür ve yüzüne büyük bir mutluluk ışığı yayılır. Yüzükte 'Bu da geçer' yazmaktadır.

Hayat inişli çıkışlıdır. Her zaman, bulunduğumuz durumun gelip geçici olabileceği aklımızdan çıkmamalıdır."

Sıradaki haber yükleniyor...
holder