'Cingöz Recai': Onur Ünlü’den Hollywood usulü polisiye

AA
Onur Ünlü, 10. sinema filmi “Cingöz Recai”de Peyami Safa’nın Yeşilçam uyarlamaları görmüş romanına yüksek bütçeli bir perde versiyonu kazandırıyor. Hollywood usulü A-tipi atılım, Kenan İmirzalıoğlu’nun rol aldığı en iyi sinema filmini duyuruyor.
 
İddialı bir yeni sürüm hamlesi
 
İyi kalpli hırsız Cingöz Recai (İmirzalıoğlu), yıllar sonra yeni bir sorgun için ekibiyle sahalara döner. Ama soygunu kendi ekibiyle yapmayacaktır. Karanlık bir çetenin bireyi olarak bilmediği gerçekleri hedeflemeye başlar. Yıllardır aradığı ve kin güttüğü Hayalet (Musa Uzunlar), artık ona nefesi kadar yakındır. Belalısı Başkomiser Mehmet Rıza (Haluk Bilginer) ile iletişimi de farklı bir hal alacaktır.
 
Peyami Safa’nın ünlü karakteri Cingöz Recai, 1954’te Metin Erksan ve 1969’da Safa Önal’ın gözünden sinemaya transfer olmuştu. Bunlardan ilkinde tiplemeyi Turan Seyfioğlu, ikincisinde Ayhan Işık canlandırıyordu. Açıkçası 1954’te Erksan’ın bakışı dönemin Fransız ve Amerikan kara filmlerinden bir dokuya sahip olmaktı. 1969’da Önal ise ‘piyes’in ötesine geçemeyen bir technicolor (3 şeritli pelikül çeşidi) pespayeliği sunmuştu.


 
Açıkçası nasıl ‘Maskeli Beşler’, ‘Hababam Sınıfı’ gibi ülkemizin bildik ekipleri, kahramanları yeni milenyumda geri döndüyse, ‘Cingöz Recai’ de bir ‘yeni sürüm’ yaratmanın peşinde. Onur Ünlü ve Vedat Özdemir’in birlikteliği ile genel plan-detay plan dengesindeki görkem algısı yerli yerinde. Recai ile Rıza arasındaki komiser-hırsız ilişkisinden ise bir ‘muhbirli polisiye-komedi’ gözlemi çıkıyor.
 
Bütçenin hakkını veren bir blockbuster cambazı
 
Recai’nin bundan önceki temsillerinde polis bu kadar aktif değil. Ama ‘Türk Robin Hood’ kıvamındaki tiplemenin burada yaşattıkları tutuyor. Çok yakın ve yakın planların da aktif hale gelebildiği, uçak çekimlerin, kuşbakışı çekimlerin ve geniş açılı objektiflerin ‘epik bir polisiye filmi’ çekme arzusunu ortaya koyduğu söylenebilir. Bu durum da İmirzalıoğlu’nun karizmasına çok yakışıyor.
 
Oyuncu, “Deli Yürek: Bumerang Cehennemi”nde (2001) aksiyon sahnelerinden ibaret bir dünyaya, “Kabadayı”da (2007) iki yaratıcının uzlaşmadığı bir yapıya, “Ejder Kapanı”nda (2009) TV estetiğiyle çekilmiş üşengeç bir polisiyeye malzeme edilmişti. “Uzun Hikaye”de (2012) ses tonunun karizmasına ve sanat yönetiminin profesyonelliğine bel bağlarken belli bir tutarlılığa kavuşmuştu. “Yazı Tura”daki (2003) Cevher ile “Son Osmanlı: Yandım Ali”deki (2006) Yandım Ali en akılda kalan karakterlerine can verdi. Popüler oyuncunun sinemadaki en kaliteli işi şüphesiz “Cingöz Recai”.
 
Onur Ünlü, burada özellikle iç mekanda kara filmden bildiğimiz ışık-gölge oyunlarında şov yapmaya çabalamış. “İtirazım Var” (2014) ve “Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok” (2017) gibi siyah-beyaz sinemaya da yatkın çalışmış. İmirzalıoğlu’nun ses tonu bir yana, devreye giren bilimkurgusal ve fantastik katmanlar da dozunda duruyor. Açıkçası boks sahneleri de çok iyi çekilmiş. Ekran bölme tekniği devreye girdiğinde mantıklı bir dokunuşta bulunuyor.
 
Hollywood usulü durup devamının gelmesini arzulatıyor
 
Yönetmen, memuriyet yaparken bütçeyi iyi idare etmiş. Kimi filmlerinde ‘aceleye getirilmiş izlenimi bırakan sahneler’ burada da var. Açıkçası bu da çok rahatsız etmiyor. Zira buradaki polisiye-komedi, “Av Mevsimi” (2010), “Patlak Sokaklar: Gerzomat” (2012) ve “İtirazım Var” ile birlikte bu türe füzyon bir armağanla keyif kat sayısını arttırıyor. Film, Kerem Deren-Pınar Bulut imzalı senaryosuyla dizilerin savrukluğunu akla getirse de bir ‘blockbuster’ izleme deneyimi yaşatıyor.
 
Bu sayede de Yeşilçam’ın ucuz ürünlerinin A-tipine transfer edilmesi, Mahsun Kırmızıgül ve “Fetih 1453” (2012) ile Faruk Aksoy’dan sonra bir kez daha canlanıyor. Aksiyon dozu yüksek polisiye-komedide karikatür izlenimi yaratan karakterler yaratıcı duruyor. Meryem Uzerli’den Algı Eke’ye oyuncu kadrosu sıkıntısız. Selim Bayraktar belki de perde kariyerinin en iyi kullanıldığı dakikaları yaşıyor. Bu noktadan da karşımıza profesyonel bir yeni sürüm çıkıyor. 2017 model “Cingöz Recai”, Hollywood usulü duruyor ve devamını arzulamamızı sağlıyor.
 
FİLMİN NOTU: 6.5


 
Künye:
 
Cingöz Recai
Yönetmen: Onur Ünlü
Oyuncular: Kenan İmirzalıoğlu, Meryem Uzerli, Haluk Bilginer, Algı Eke, Serkan Keskin
Süre: 109 dk.
Yapım yılı: 2017
 
‘MUTLU SON’: O KADAR DA MUTLU DEĞİL
 
Bol ödüllü yönetmen Michael Haneke, Cannes’da yarışan kariyerinin 12. halkası “Mutlu Son” ile tartışmalar yarattı. Yönetmen, iddialı oyuncu kadrosuna karşın internet gençliğini yansıtırken kendini ‘röntgenci’ konumuna yerleştirince samimiyetsiz durmaktan kurtulamamış.
 
İnternet kuşağını tanımadığı çok açık
 
Fransa’nın kuzeyindeki Calais’de Laurent ailesi görünürde rahat bir yaşam sürmektedir. Ancak beklenmedik olaylar sonucu hayatlarına Eve’in (Harduine) girmesiyle her şey allak bullak olacaktır. Aile sorunları ile yıllarca saklanan sırlar her şeyin bambaşka bir boyutunu açığa çıkaracaktır.
 
Haneke, kariyerinden bir çeşit natürmort çalışması çıkarıyor. Ama nafile… Yönetmen, 1989’da başyapıtı “Yedinci Kıta”yı (“Der Siebente Kontinent”) çektiğinde orta sınıf ailenin alamet-i farikalarını incelemek moda değildi. Ama aradan geçen 28 yılda fazlaca yönetmen bu temaya fazlaca eğildi. Bu konuda önemli filmler çıkardı.
 
Burada ise kendi köklerine geri dönüyor nedense. “Mutlu Son”un açılışından finaline kadar bir kopyala-yapıştır hali var. Trintignant ile yükselen “Aşk” (“Amour”, 2012) yan bölümü, “Yedinci Kıta”nın genel yapısı, “Saklı”nın (“Caché”, 2005) interaktif öğelere kayan röntgenleme esası kopyalanan ana öğeler. Yönetmen sanki genç jenerasyonu çok biliyormuş gibi akıllı telefon ile çekilmiş sahneler kullanmış, formatı değiştirmiş. Ancak bunların da bir faydası olmamış.


 
Snap, cep telefonu, twitter, facebook kültürünü 15 senedir sayısız filmde gördük. Bunları bilmeyen 70 yaşındaki bir yönetmenin gözünden ‘yeniden’ görmenin ne anlamı var? Belki “Snap” (“Sa-nap”, 2015), “Lilly Chou-Chou Hakkında Her Şey” (“Riri Shushu No Subete”, 2001), “Mommy” (2014) gibi filmleri duymayanlar için bu bir ‘keşif’ olabilir. Ama “Mutlu Son” hiçbir şekilde işlevsiz aileye göçmen krizinin ortasında bir ‘sinemasal ve mutlu son’ bulamıyor.
 
Huppert ve Kassovitz ne yapıyor?
 
Bu imalı ismin bile cılkını çıkarıyor Haneke. Film, yönetmenin “Aşk” ile beraber en sıradan filmi. ‘Damardan’ giden ilk 15 senesinde “Bilinmeyen Kod” (“Code Inconnu”, 2000), “Kurdun Günü” (“Le Temps du Loup”, 2003), “Tesadüfi bir Kronolojinin 71 Parçası” (“71 Fragmente Einer Chronologie des Zufalls”, 1994) gibi istismar filmleri gibi dibi görmüyor. Ama “Ölümcül Oyunlar” (“Funny Games”, 1997), “Yedinci Kıta”, “Saklı” kadar sert bir tablo da sunmuyor. Kassovitz ve Huppert ne yapmış kendilerine sorsanız onlar da cevap veremez.
 
Haneke kendini tekrarlamadan silkelenip yüzüne su serpse daha iyi olur. Zira “Yedinci Kıta”yı 28, “Saklı”yı 11 sene önce çekti. Buradaki röntgenci genç kız imgesi de onun ‘göçmen krizi’ne dair yorumlarını eski sineması kadar ‘anlamlı’ kılmıyor. Gerisi ise ‘usta ne dedi?’ merakını dindirecek birtakım gerekçeler ışığında yorumlanabilir.
 
FİLMİN NOTU: 4.8


 
Künye:
 
Mutlu Son (Happy End)
Yönetmen: Michael Haneke                                              
Oyuncular: Isabelle Huppert, Jean-Louis Trintignant, Mathie Kassovitz, Fantine Harduin, Toby Jones
Süre: 107 dk.
Yapım yılı: 2017
 
‘ÖLÜM GÜNÜN KUTLU OLSUN’: BUGÜN ASLINDA ‘KORKU’DA DÜNDÜ
 
Aynı günü tekrar yaşamaya başlayan bir kadının kabuslarını arşınlayan “Ölüm Günün Kutlu Olsun”, türünde klişelerle ilgili dertleri olan iyi niyetli bir çaba. Ama senaryosunu geliştirmeyince ‘korku sineması’nda tutarlı bir yere yerleşemiyor.
 
Tree (Jessica Rothe) bencil biridir. Doğum gününün sabahında Carter’ın yatağında uyanır ve o günün sıra dışı bir gün olduğunun farkına varır. Ama bahçedeki tipik bir eylemciden, Gregory (Charles Aitken) ile yaptığı kaçamaklara kadar her şeyi yasarken o günü daha önce yaşamış olduğu duygusuna kapılır. Tree, bu tuhaf gün sonunda maskeli bir yabancı tarafından öldürülünce olaylar iyice karışır.


 
Christopher Landon’ın “Burning Palms” (2010), “Paranormal Activity: İşaretliler” (“Paranormal Activity: The Marked Ones”, 2014) ile “Scouts Guide to the Zombie Apocalypse” (2015) ile girdiği yönetmenlik kariyerinin dördüncü halkası. “Ölüm Günün Kutlu Olsun”, aslında “Bugün Aslında Dündü”nün (“Groundhog Day”, 1993) modelindeki ‘peki ya bugünü yeniden yaşasaydın?’ sorusunu izliyor. Bunu ‘kesme-biçme filmi’ne (‘slasher filmi’) malzeme ederken, ‘mutlu/kutsal gün’ klişelerini de elinin tersiyle itiyor. Ama yola çıktığı temaları ve olayları geliştirmekte sıkıntı çekiyor.
 
FİLMİN NOTU: 4.5


 
Künye:
 
Ölüm Günün Kutlu Olsun (Happy Death Day)
Yönetmen: Christopher Landon
Oyuncular: Jessica Rothe, Israel Broussard, Ruby Modine, Rachel Matthews
Süre: 96 dk.
Yapım yılı: 2017
 
 
‘TAŞ’: ÇAKMA MİNİMALİZM PROBLEMİNİN MAĞDURU
 
İstanbul, Ankara ve Adana film festivallerinde yarışan “Taş”, ülkemizin ‘çakma minimalizm’ probleminin son ürünü. Zoraki yavaşlayan insanlar, boş bakışlar ve anlam arz etmeyen karelerle ‘sanat filmi’ girişiminde fena halde tökezliyor.
 
Selim (Muhammet Uzuner), yaralı olarak Sesik Köyü’ndeki bir eve sığınır. Bu evde yaşayan ailenin oğulları 20 yıldır kayıptır. Evlerine gelen bu yabancıyı Emete yıllar önce ölen oğlu Hasan olarak sahiplenir. Kocası Ekber ve kızı Suna ona inanmakla inanmamak arasında gidip gelirler. Selim’in iyileşip uyandığında hayatını kurtaran bu insanları tanımadığı ortaya çıkacaktır.


 
“İki Dil Bir Bavul” (2008) ve “Babamın Sesi” (2011) ile ödüllere boğulan Orhan Eskiköy, hep ‘ortak yönetmen’ olarak devreye girmişti. Bunlardan ikincisinin final sekansıyla Andrei Tarkovsky aşkını ortaya koymuştu. 2016’da “Başgan” adlı ilginç bir belgesele imza atıp, günümüzün diktatörlük rejimini alegorik bir eleştiriye tabi tuttu.
 
Eskiköy, “Taş”ta ise anlamsız bir sembolün peşine takılmak bir yana post-prodüksiyonda zoraki halledilmiş ‘çakma minimalizm’e de bel bağlayan siyah-beyaz bir filme imza atıyor. Baştan sona Bela Tarr esintileri karikatürize hale gelip başka yüzyılda yaşar gibi yapan oyuncuları da yaralıyor. Görüntü yönetmeni Türksoy Gölebeyi, ‘hikayesiz’ ve ‘senaryosuz’ eseri kurtaramamış.
 
FİLMİN NOTU: 3


 
Künye:
 
Taş
Yönetmen: Orhan Eskiköy
Oyuncular: Muhammet Uzuner, Jale Arıkan, Ahmet Varlı, Beste Kökdemir
Süre: 90 dk.
Yapım yılı: 2017
 
KEREM AKÇA’NIN VİZYON FİLMLERİ İÇİN YILDIZ TABLOSU:
 
ELLY HAKKINDA (DARBAREYE ELLY): 6.6
BENİM VAROŞ HİKAYEM: 5.4
İZ (SPOOR): 5.4
O (IT): 5
BLADE RUNNER 2049: 4.5
KINGSMAN: GİZLİ ÇEMBER: 4.4
TARLA: 4.1
KORKU KAYITLARI (CRUCIFIXION): 3.2
ANNE! (MOTHER!): 3
ÇAVDAR TARLASINDAKİ ASİ (REBEL IN THE RYE): 3
KERVAN 1915: 3
DAMAT KOĞUŞU: 2.7
DÖRT KÖŞE: 2.2
KURTLAR VADİSİ VATAN: 1.6

BUNLAR DA VAR

*Ulaş Torun, Algı Eke, Asuman Dabak ile Ali Çatalbaş’ın rol aldığı yerli komedi filmi “Kayseri Aslanı”, güldürme hedefiyle yola çıkıyor.

* Çin yapımı animasyon “Büyülü Kanatlar”, çocuk seyircileri ve onlara eşlik edecek anne-babaları keyifli bir yolculuğa çıkarabilir.

*Yükselen güzel Tuvana Türkay ile Seçkin Özdemir’i yüzleştiren “Bir Nefes Yeter”, Türkiye yapımı bir aşk filmi.


KEREM AKÇA / akca.kerem@gmail.com
 

Sıradaki haber yükleniyor...