Yazarlar ‘Dirlik Düzenlik’: Çanakkale fonlu yerli psycho-biddy filmi
HABERİ PAYLAŞ

‘Dirlik Düzenlik’: Çanakkale fonlu yerli psycho-biddy filmi

 

Cuma vizyona giren Nesimi Yetik’in ikinci filmi “Dirlik Düzenlik”, Robert Aldrich’in tür başlatan “Küçük Bebeğe Ne Oldu?”sunun Çanakkale fonlu yerli şubesi gibi. Kieslowski, Cassavetes ve Baumbach’ın tiplemelerini yüzleştirip farklı tatlar veren bir kız kardeşler-anne ilişkisi gerilimi. İyi yazılan senaryosu ve iyi oynayan üç oyuncusuyla da sahicilik yükleniyor.

FİLMİN NOTU: 5.8

 ‘Dirlik Düzenlik’: Çanakkale fonlu yerli psycho-biddy filmi

 

‘ANNEM SİNEMA ÖĞRENİYOR’DAN BAŞLAYAN SİNEFİL KİMLİK SÜRÜYOR

Ülkemizin orta sınıfının yansıtılmasına alışığız. “Çoğunluk”tan (2010) itibaren bu konuda bir ivme gördük. Oradaki nev-i şahsına münhasır karakterler de halen aklımızda. Ama genelde ‘işlevsiz aile’ komedi üzerinden karşılık bulmaya başladı. “Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi”nde (2011) görüldüğü üzere böyle ikonik olmaya açık bir tablo var. Onur Ünlü’nün kendine özgü gerçeküstücü kimliğini açık eden yaklaşım takdire şayan ve orijinaldi orada.

Nesimi Yetik, “Toz Ruhu”nda (2014) aslında kült olmayı çoktan garantileyen yönetmenin evreninden zeki bir spin-off’a (yan bölüm) imza atmıştı. Oradaki incelikli karakter halen akıllarda. Yetik, Esener ile beraber yaptıkları çalışmalarda fark yaratan üslupları öne çıkarmaya çalışıyor. Orada “Tony Manero”-“Napoleon Dynamite” arası yeraltı çizgi romanlarından fışkıran bir üslup vardı. Bu anlamda da aslında absürd komedi ucu açık finalle değer kazanıyordu. Yönetmen 2006’da sinema aşkıyla çektiği kısası “Annem Sinema Öğreniyor”dan bu yana bir sinefil kimlikle yol alıyor. Burada o duruşun devam ettiğini görebiliyoruz.

‘Dirlik Düzenlik’: Çanakkale fonlu yerli psycho-biddy filmi

YIKILMAYA YÜZ TUTMUŞ AİLE KURUMU

“Dirlik Düzenlik”te bir kız kardeş-anne ilişkisi filminin içinde buluyoruz kendimizi. Uyum içinde geçinmenin tersine doğru giden bir yapı görüyoruz. Osman Özcan’ın detaylara odaklanan aksesuar yüklü sanat yönetimi fazlasıyla işlevsel bir hal alıyor. Onun izinde de aslında Hicran (Asiye Dinçsoy), Vildan (Betül Esener) ve Dudu’nun (Dudu Yetik) yaptıklarına odaklanmak mümkün olabiliyor.

Çanakkale’nin sürekli rüzgarlı ve nereden ses geleceği belli olmayan atmosferi buradaki ailenin ruhunu çok yakışıyor. Yıkılmaya yüz tutmuş kutsal kurum tanımı cezbedici sinemasal dokunuşlarla sarılıyor. Bu dengesizliğe Vedat Özdemir’in büyük oranda 1.33:1 çekilmiş dar formatı da destek veriyor. Oranın ruh haline göre biraz daha genişleyebilmesi mümkün olabiliyor zaman zaman. Başarılı görüntü yönetmeninin dar odak ve odak kaydırma kullanımlarıyla karakterlerin izdüşümlerini inadına ‘orantısız’ bir şekilde vurgulaması ise dikkate değer.

Bazen ev, bazen sahil üzerinden kurulan bu yapıda da Hicran, Vildan ve Dudu’nun yaşadıklarına olabildiğince dramatik ve gerilimli odaklanıyoruz. Aslında bu anlamda girişin bayrak üzerinden olması muhafazakarlığı tersine çeviren anti-aile tablosuna alan açmak için değerli bir anahtar haline geliyor.

 

‘Dirlik Düzenlik’: Çanakkale fonlu yerli psycho-biddy filmi

ÇANAKKALE FONUNDA YERLİ PSYCHO-BIDDY FİLMİ

Aslında buradaki yapının “Kusursuzlar”la (2013) beraber ülkemizde kız kardeşler öykülerine en özgün yaklaşan anlatıya açıldığına tanıklık ediyoruz. Bu anlamda oryantalist “Mustang” (2015) ve onun kopyası olarak gelip taşra fetişizmi yapan “Kız Kardeşler”i (2019) de ekarte etmek kolay oluyor. Matin’in filminde Bergmanesk dokuda bir yaklaşım görmüştük. Burada ise aslında ‘hagsploitation’ ya da ‘psycho-biddy filmi’nin içinde olduğumuzu düşündürüyor her şey.

Robert Aldrich’in “Küçük Bebek’e Ne Oldu?” (“What Ever Happened to Baby Jane?”, 1962) Joan Crawford ile Bette Davis’in Bebek Jane-Blanche ilişkisi üzerinden kurduğu melankolik gerilim erkek egemen düzene karşı çıkan bu türü başlatmıştı. O filmin devamı ve ardılları da peşi sıra gelmişti sonrasında. Burada özellikle Vildan ile Hicran arasındaki etkileşim onlarla benzeşiyor. Orada Amerikan kent burjuvazisi eleştirisi vardı. Burada ise taşradaki orta sınıfa transfer oluyor her şey.

‘Dirlik Düzenlik’: Çanakkale fonlu yerli psycho-biddy filmi

 AMERİKAN BAĞIMSIZ SİNEMASI ESİNTİLERİ

Ama onlara eklenen Dudu’nun aslında o yaşlarda evlenme arzusu ve samimiyeti absürdlük ekleyerek de filmin tonunu daha melez ve katmanlı hale getirmeye yarıyor. Bu açıdan anne-kız ilişkisi açısından da bu diyarlarda gördüklerimizin ötesinde bir ‘anti-dirlik düzenlik’ halet-i ruhiyesi var. Onun Baumbach filmlerinden çıkıp gelerek bir çeşit alternatif çizgi roman karakteri misali belirlemesi aşırı saf ve sahici!

Nesimi Yetik kadrajları el-omuz kamerasından Cassavetes’den feyz alınan anlara alan açabiliyor. Hicran’ın “Etki Altında Bir Kadın”ın (“Woman Under The Influence”, 1974) Mabel’ı misali nevrotik sahne kimliği vurucu. Asiye Dinçsoy onu canlandırırken bu durumu katmanlı hale getiriyor üstelik.

‘Dirlik Düzenlik’: Çanakkale fonlu yerli psycho-biddy filmi

 SIRADAN İNSANLARIN ANLARINDAN BESLENEN DENGESİZLİK

Burada odakla oynayarak da bir çeşit gölgeler ve izler bütününden fışkıran geride kalan gerçek insanların öykülerini gerilimiyle verme çabası var.  Bu hassasiyet Vildan’ın, bir bara gitmesi veya bir erkekle ilişkiye girmesinde, kutsal aileden kopmasıyla gerçekleşiyor. Hicran ise tam tersine bu sevgi-nefret ilişkisinin anaç tarafında duruyor.

Üçlünün birleşmesi ise melankolik gerilim tadını anlamlı hale getirmeye yarıyor çokça. Yönetmenin bir kesit alma arzusu çok bariz gözüküyor. Belli karakterlerin anlarını anlatırken burada o durumun inceliğine hayran kalıyoruz.

 ‘Dirlik Düzenlik’: Çanakkale fonlu yerli psycho-biddy filmi

 

VİLDAN, ‘ÜÇ RENK: KIRMIZI’DAN ÇIKIP GELMİŞ BİR TİPLEME GİBİ

Bu anlamda da aslında yavaş yavaş ‘Üç Renk Üçlemesi’nden de esintiler ortaya çıkıyor. Vildan’ın kırmızı filtreler, Hicran’ın toprak-mat renkler, Dudu’nun mavi-yeşil ile beraber hayat depolaması da bu duruma ulaşıyor. “Üç Renk: Kırmızı”daki (“Trois Couleurs: Rouge”, 1994) Irene Jacob’un Valentine’i büyük oranda Vildan’ın çıkış noktası olmuş gibi.

Kız kardeşler öykülerinde kardeşlik kurulan “Kusursuzlar”da nasıl Bergman hakim ise burada da Kieslowski ve Cassavetes esintileri taşıyan bir psycho-biddy filmi izliyoruz. Bu durum aslında finalin enerjiyle bitip sonlanmamasıyla değerli hale geliyor. Kutsal bitirişler Yetik’in hiç olayı olmadı.

‘Dirlik Düzenlik’: Çanakkale fonlu yerli psycho-biddy filmi

ÇANAKKALE RUHUNU YANSITIYOR

“Toz Ruhu”nda da sahnenin tozunun arkasında aslında fantastik bir kayboluş canlanmıştı. Burada ise enerjik kurgunun ‘dengesiz izler’ bırakan karakterlerin terki olarak kutsal ailede noktalamaması değerli. Bu durum orta sınıf temsillerine de bir şeyler katıyor. Gerilim-dram-komedi arasında ahenkle dolaşmayı anlamlı hale getiriyor.

Dengesizlikten beslenen kız kardeş öyküsü, çokça ailenin üç farklı bireyini anlamlandırıyor. Özellikle sahicilik ve senaryo katkısı bunlara ekleniyor. Belki Çanakkale’de belli sahnelerde ses alınamamış dedirtiyor. Açılış kapanış kadar etkili yerleştirilmemiş. Ama Yetik bir kez daha sinemasal anlamda düşünülmüş bir filmle çıkageliyor. Kieslowski, Cassavetes ile Baumbach karakterlerini bir psycho-biddy filminde buluşturuyor. Şehrin ruhunu da bolca yansıtıyor!

Sıradaki haber yükleniyor...
holder