‘Dolemite is My Name’: Siyahi istismar filmlerine saygı duruşu biyografisi

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Rap’in babası, belden aşağı esprilerden güç alan bir stand-up komedyeni ve siyahi istismar filmlerinin kült oyuncusu… Rudy Ray Moore biyografisi ancak bu şekilde Afro-Amerikalıların ruhuna hakim bir sinemacı tarafından ele alınıp eğlence sözü verebilirdi. Netflix’te 25 Ekim’de yayınlanmaya başlayan “Dolemite is My Name”i analiz ettim.

 

 

Afro-Amerikan ruhunu yansıtan bir yönetmen

2005’te sinemaya bir hip-hopçunun hayatını anlattığı vasat “Hustle & Flow” ile girmişti Craig Brewer.

Oscar’a aday olan Terrence Howard’ın da tanınmasını sağlamıştı.

Ardından “Kara Yılan İnliyor”da (“Black Snake Moan”, 2006) siyahi istismar filmine kaymıştı.

“Dolemite is My Name”de (2019) tam kendi ruhuna uygun bir biyografi servis ediyor.

Afro-Amerikalıların dünyasına hakim bir yönetmen olarak hınzırlığını saf duygularla hissettiriyor.

 60’larda siyahi stand-up komedyeni ve rapçi iken, 70’lerde oyunculuğa kayan Rudy Ray Moore’u merceğine alıyor.

Eddie Murphy fenomen için aranan başrol olmuş.

İlk 30 dakikada onun sokak komedyeni/şarkıcısı olarak büyüyüşüne tanıklık ediyoruz.

Ardından bu umursamaz ve seks esprilerine yatkın dilinin/kimliğinin sinemaya transferini görüyoruz.

 

 

Siyahi istismar filmlerinin dünyasına giriş

 Siyahi istismar filmlerinin bildik ismi D’Urville Martin’in (Wesley Snipes) hem yardımcı oyuncu hem de yönetmen olarak devreye girmesiyle birlikte de 1975’te onun ürettiği “Dolemite”ın çekim aşamasını izliyoruz.

Devam filmleri de yapılan bu siyahi istismar filmi kültünün ‘film içinde film’ vurgusu çok keyifli.

 Aslında damardan bir siyahi istismar filmi oyuncusu Rudy Ray Moore ama bunu aşağılanma olarak görüyor mu bilinmez.

“Shaft” (1971), “Sweet Sweetback’s BadAss Song” (1971), “Foxy Brown” (1973), “Blacula”nın (1973) yapıldığı ortamda kendi de star olmak istiyor.

Ama Dimension Pictures’ın başındaki beyaz dağıtımcı onu engelliyor.

Roger Corman filmlerini de dağıtan bu şirketin ağına girmek bile keyifli öte yandan…

 “Dolemite is My Name”de film göndermeleri gırla havada uçuyor.

“Poseydon Macerası”nın (“The Poseidon Adventure”, 1972) o zamanın “Titanic”i (1997) gibisinden ezgisi dillere pelesenk olabiliyor.

Billy Wilder klasiği “The Front Page”in (1974) ‘fazla beyaz vardı biz kung fu ve seks koyalım’ yargısı gözlerden kaçmıyor.

Aslında Dolemite takma adıyla Rudy Ray Moore bir eksikliği kapatıyor.

 

 

Baadassssss!'in hınzır kardeşi

 Filmin melez biyografik yapısı “Ed Wood” (1994), “Miles Ahead” (2015) ile “Ateşli Geceler” (“Boogie Nights”, 1997) buluşuyor izlenimi bırakıyor.

Hem B-tipi film piyasası, hem müzik endüstrisi, hem de porno piyasasına doğrudan giriş imkanı tanıyor.

 Mario Van Peebles’ın; burada ele alınan alt türün babası Melvin’in 1971 tarihli filmine saygı duruşunda bulunduğu “Baadassssss!”ine (2003) hınzır bir kardeş geliyor sanki.

Özellikle “Dolemite”ın seks sahnesinin çekildiği an gözlerden kaçmamalı, ‘ucuz üretim nasıl yapılır?’ konusunda arşivlerde saklanmalı!

Tek çekimde halledilen ve esprilerle donatılan sahne, aslında yatağın kırılmasına karşın bütçe sebebiyle umursanmamasıyla fantastik bir hal de alıyor!

  

Dolemite, Von Sternberg ile Martin'in atışmaları leziz

 Bütçenin bitmesine karşın D’Urville Martin’i ikna ederek tek çekimde onun öldürüldüğü yemek sahnesinin halledildiği sekans da antolojik bir siyahi istismar filmi anı!

“Dolemite is My Name” böylesi sinemasal fetişlerle dolu.

Adeta niyet olarak ‘Rudy Ray Moore hikayesi’ olarak yola çıksa da ‘siyahi istismar filmlerine saygı duruşu biyografisi’ne dönüşüyor.

 Ünlü Alman yönetmen Josef Von Sternberg’in oğlu Nicholas Josef Von Sternberg’in 1951’li beyaz bir görüntü yönetmeni olarak devreye girmesi de malzeme çıkarıyor seyircinin aktifleşmesine…

“Ed Wood” ve “Aydaki Adam” (“Man on the Moon”, 1999) ile bilinen senarist ikilisi Scott Alexander-Larry Karaszewski, camp dokunun yarattığı malzemeyi çok iyi değerlendiriyorlar.

 Kariyerini olmamış filmlerle donatan Craig Brewer ilk kez rahat çalışmış, kostüm tasarımı ve dekorlarda da bu özen hissediliyor.

Siyahi kostümcü Ruth E. Carter’ın damgası bir yana film çekiminin aşamalarındaki malzemeler de gözden kaçmıyor.

70’lerin siyahi istismar filmlerine ve Afro-Amerikalıların şov dünyasına saygı duruşu, modern siyahi müzisyen grubu müzikali “Rüya Kızlar” (“Dreamgirls”, 2006) kadar kalıcı olamayabilir.

Zaten ‘müzikal’ olmak için de çaba sarf etmiyor.

 

En başarılı siyahi şan-şöhret biyografilerinden

 Ama Clint Eastwood’un “Bird”ü (1988), Taylor Hackford’ın “Ray”i (2004) ve Don Cheadle’ın “Miles Ahead”i (2015) ile beraber en başarılı Afro-Amerikalı şan-şöhret biyografisini izliyoruz.

Jim Sheridan’ın ortalama “Get Rich or Die Tryin’”ini (2005) de bunların hemen altına koyabiliriz.

Von Sternberg, D’Urville, Dolemite’in sahnede buluşması kült hayranlar için tadından yenmez sahneler bırakıyor geriye...

Müthiş oynayan Eddie Murphy de Wesley Snipes da bu malzemeyi bir fırsata çevirip Oscar adaylığını sonuna kadar hak eden performanslara imza atıyorlar.

Brewer gittikçe görüntü yönetmenini değiştirerek uzun kurmaca filmlere odaklanırsa nereye gelir bilinmez.

Ama siyahi kültüre hakim.

“Dolemite is My Name” de bir Afro-Amerikalı şöhretin güzellemesini, bir dönemin fetişizmini keyifle yapan, perdede izlemesi de keyifli bir biyografik film. Gerçek sinemaseverler içine girip kaybolacakları bir iki saat vaat ediyor.

Brewer, atıl olan bir alanda eli yüzü düzgün bir filme imza atmış.

 

FİLMİN NOTU: 5.9

 

Yazarlarımızdan

28 Eylül 2020, Pazartesi 14:49
28 Eylül 2020, Pazartesi 11:47
28 Eylül 2020, Pazartesi 08:18
28 Eylül 2020, Pazartesi 08:07
Sıradaki haber yükleniyor...
holder