Kerem Akça 'Nightmare Alley': Yeniden dirilebilecek devrimci bir A-tipi karnaval neo-noir'ı
HABERİ PAYLAŞ

'Nightmare Alley': Yeniden dirilebilecek devrimci bir A-tipi karnaval neo-noir'ı

4 Şubat’ta ülkemizde vizyona girecek “Kabus Sokağı” (“Nightmare Alley”), Del Toro’nun Hollywood’da yaptığı en iyi filmler arasına yerleşiyor. Orijinalini ikiye katlayan bir yeniden çevrim! Fantastik, bilinçaltıyla ilgili, masalsı, gotik ve psikolojik eğilimleri olan yeniden dirilebilecek A-tipi karnaval neo-noir’ı mest ediyor. Yarattığı capcanlı melez tür için takipçilerini bekliyor.

FİLMİN NOTU: 8.1

Nightmare Alley: Yeniden dirilebilecek devrimci bir A-tipi karnaval neo-noirı

ORİJİNALİNİ İKİYE KATLAYAN BİR DAHİLİĞİN ÜRÜNÜ

Del Toro’nun simyacı Jesus Gris’in 16. yüzyıldan 90’lara yolculuğunu anlatan “Cronos”tan (1993) bu yana yaptığı sinemanın hep ayrı bir tadı olmuştur. Bu gerçeküstücü ve mitolojik dokunun yarattığı fantastik sinema auteur’ü dokunuşu, bu sefer ‘film-noir’ türü üzerinden devreye giriyor. Elbette “Pan’ın Labirenti” (“El Laberinto Del Fauno”, 2006) ve “Şeytanın Belkemiği” (“El Espinazo Del Diablo”, 2001) sükunet ve politika denince ilk akla gelen eserlerdir onun kariyerinde. “Kabus Sokağı” (“Nightmare Alley”, 2021) onların yanına ekleniyor.

1947 yapımı Edmund Goulding’in olmamış B-tipi karnaval film-noir’ının olabilecek en iyi yeniden çevrimini izliyoruz. Adeta kalite olarak ikiye katlama gerçekleşiyor. Aslında William Lindsay Gresham’ın bir yıl önce yazdığı romanının serbest bir uyarlaması izlediğimiz. Onun İspanyol İç Savaşı’nda gönüllü olarak doktor hizmeti verdikten dokuz yıl sonra romanı yazması burada ciddi bir şekilde hissediliyor. Özyaşamsal izler barındıran lezzetli bir karnaval öyküsünün içine çekiliyoruz.

Nightmare Alley: Yeniden dirilebilecek devrimci bir A-tipi karnaval neo-noirı

HOLLYWOOD’DA YAPTIĞI SEKİZ FİLMİN ARASINDA EN ÜSTÜ ZORLUYOR

Yönetmen da çok sevdiği savaşın içyüzünü baştan sona Stan’in hayali olarak da anılabilecek bir yapıyla bütünlüyor. Onun arka planı boşluklu ve beyaz bir şekilde bir mekanda gözlerini açmasının ardından bir bellek yolculuğu ince ince tasarlanıyor.

Sınırlar ise bu sayede zorlanabiliyor. Hollywood’da ‘Hellboy 2’ (2008), ‘Blade 2’ (2002) ve “Suyun Sesi”nden (“The Shape of Water”, 2017) sonra ilk kez formülüne ayak uydurmadan sınırları zorlayan bir Del Toro izliyoruz. Memuriyeti terk etmek için kalp atışlarını hızlandıran ufuk açıcı bir vizyon sunuyor.

Nightmare Alley: Yeniden dirilebilecek devrimci bir A-tipi karnaval neo-noirı

A-TİPİ BİR KARNAVAL FİLMİ KLASİĞİNE DÖNÜŞME HEDEFİ VAR

Onun karnavalla ilişkisinin soyunda çok fazla sinefil ruhlu madde var. “Caligari’nin Muayenehanesi” (“Das Cabinet Des Caligari”, 1920) bunlardan biri. Rooney Mara oradaki karakterlerden birine benziyor. Gözün kullanılması dışavurumculuktan Vertov’a atlanabilmesine de deneycilik ve eklektiklik zekası da yüklüyor bu şahesere.

Genelde sirk filmlerinden bizim bildiğimiz birkaç ana karakterin öteki konumunda hikayesinin anlatılmasıdır. Türün ilk eseri olarak anılan “Gallery of Monsters” (“La Galerie Des Monstres”, 1924) “Hilkat Garibeleri”ne (“Freaks”, 1931) uzanan klasikler bu yolda zaten devreye girmiştir. Onlar akla gelebiliyor. Ama burada yönetmen B-tipi kara film döneminden bir malzemeyi alıp adeta A-tipi ustalıklı bir klasiğe dönüştürme hamlesinde bulunuyor.

Nightmare Alley: Yeniden dirilebilecek devrimci bir A-tipi karnaval neo-noirı

AHENKLE DANS EDEN CAPCANLI KARAKTERLER POLİTİK ALT METİN DE BARINDIRIYOR

70’ler Yeni Hollywood’unda birçok kara film yinelemesi yapılmıştı. Del Toro yeni milenyumda bunlara vizyon sahibi bir ekleme yapıyor. Belki de türün tarihindeki en iyi yeniden çevrimi bile izliyoruz. Bu açıdan da incelikli planlanmış kareler baştan sona ahenkle dans eden capcanlı karakterlerle iç içe geçiyor. Stan’in açgözlülük öyküsünün içinden Molly (Mara), Zeena (Collette), Lilith (Blanchett), Clem (Dafoe), Ezra (Jenkins), Bruno (Perlman), Carny Boss (Nelson), Pete (Statharin) sinsi bir zeka ile geçiyor.

Dan Laustsen’in atmosfer yüklü kaydırmalarıyla ateşlenen sanat yönetimi-kostüm-beste birlikteliğiyle güç alan gerçeküstücü tiplemeler adeta bilinçaltında geçen kara filmlerle teğet geçiyor. “Günah Şehri” (“Sin City”, 2005) ile akrabalık kurulabiliyor. Daha ziyade de “Fil Adam”a (“Elephant Man”, 1980) mekan olarak benzese de Lynch’in ‘sub-noir’ (bilinçaltında gezinen noir) alt türüne fazlasıyla göz kırpma canlanıyor.

Nightmare Alley: Yeniden dirilebilecek devrimci bir A-tipi karnaval neo-noirı

YENİ MEKSİKA SİNEMASI’NIN IŞIKLARI 40’LAR NEW YORK’UNA YANSITILIYOR

Del Toro adeta finalde en politik filmlerinden birinin noktasını koyuyor. Yeni Meksika Sineması’nın renk filtrelerini 1940’ların başı New York’una yansıtma olanağı buluyor. Bu öne çıkarma ya da afişe etme ABD’nin saklı kurumlarındaki ötekilerin dünyasına ayrı bir üç boyutluluk da katıyor.

Yönetmen de başkaları da ötekileri çokça ele aldı. Ama buradaki kadar hem insani hem de elimizle tutabilecek canlılıkta bir fantastik doku az görmüşüzdür. Del Toro’nun bu açıdan benzersiz evreni içine girince adeta başka zaman yolculukları çıkarma olanağı da yaşatabiliyor. Bir çeşit yeniden dirilebilecek karnaval neo-noir’ı servis ediliyor. Fantastik noir, gotik-noir, sub-noir, psycho-noir ile peri masalı noir’ı arasında gidip gelme kıvraklığı sarhoş edici!

Nightmare Alley: Yeniden dirilebilecek devrimci bir A-tipi karnaval neo-noirı

TEKRAR TEKRAR İZLEME ARZUSU YARATAN BİR YAPBOZ

Bunun başına da gerçeküstücü ibaresi konabilir rahatlıkla. Bu durum karşısında da fazlasıyla hayali olan ile gerçek olanın yüzleşmesi bize inşa edilme süreci çok zekice ve lezzetli bir neo-noir örneği getiriyor büyük oranda. Adeta Del Toro kendi “Barton Fink”ine (1991) imza atmış.

Oradaki otelle ilişki Ezra Grindle karakterinin mekanını kullanma zarifliğiyle birlikte öylesi bir zihinsel noktaya açıldığı muhakkak. O kadar halüsinasyonlarla sarılı dünya mest ediyor. Miller ile Lynch arasındaki penceresiyle çarpıyor, abandone ediyor. Tekrar tekrar izleme arzusuna da davet ediyor.

Nightmare Alley: Yeniden dirilebilecek devrimci bir A-tipi karnaval neo-noirı

‘DR. PARNASUS’A KARDEŞ OLARAK GELİYOR

Blanchett’in, Mara’nın ve diğerlerinin ihtişamlı yaptığını da gerçeklik ile masalsının incelikli bir bileşmesine zevk aşısı getiriyor. 2021 model “Nightmare Alley”de sanki o günden günümüze ışınlanma seviyeli bir şekilde gerçekleşiyor ve dünyanın tersine hareket ettiği bir düzene de kendimizi emanet etme olanağı buluyoruz. Standart bir çizginin uzağında hareketlenme var. Bu da heyecan veriyor.

Gilliam’ın formunda çektiği “Dr. Parnasus”u (“The Imaginarium of Dr. Parnasus”, 2009) ile kurulan Lynchesk kardeşlik akılda kalıcı hale gelecektir. De La Iglesia’nın “Son Sirk”i (“Balada Triste”, 2010) ve Burton’ın “Dumbo”su ise (2019) sollanmaktan keyif alınan üretimlere dönüşüyor. Sirk ve panayırlarla ilişkide son dönemdeki eserleri Del Toro buradaki kendi çığır açacak alt tür önerisiyle devirme şansı buluyor!

Sıradaki haber yükleniyor...
holder