6 Adımda insanlığa inancını yitirme rehberi

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Pandemi süreciyle birlikte doğaya dönme kararı alanlardan biri de ben oldum. Ailemle yıllardır günü birlik gittiğim Çıralı’ya çadırımı attım iki aydır buradayım. Yıllarca yerli turistten uzak, Olimpos’a göre daha sakin olan Çıralı, İstanbul’dan sonra şifa gibi gelecekti, en azından hayalim buydu. Nitekim turist olarak bir iki günlüğüne gelmek ile burada yaşamak farklıymış. O koy aslında bir köy çünkü. Doğanın katli ise hiç olmadığı kadar hızlı ve çok daha can yakıcı…

İki ayda yazamayacağımdan çok daha fazla olaya şahit oldum, bunlar belki de benim en canımı yakanlar ve durumu özetleyenler oldu. Belki de insanlığa olan inancımı bu 6 olay kırdı:

O antik kentte su yok artık

Her bir köşesinden buz gibi kaynak suları akan Çıralı ve Olimpos artık kupkuru. Antalya’nın korkunç sıcağında kendimizi attığımız o harika tatlı suların büyük çoğunluğu gitmiş, kupkuru toprak kalmış. 

Büyüleyici bir antik kent ve denizle birleşmesini sağlayan tatlı suların göz göre yok oluşuna da kimse dur demedi, bu yok oluş doğal bir süreç olarak görüldü. Halbuki yüzde yüz insan eliyle yapıldı. Gelenin gidenin çöpleri var bir de... Evet 21. yüzyılda hala çöpünü doğru yere atamayan insanlarla birlikteyiz. 

İmar ile aramızdaki tek şey caretta

Olimpos ve Çıralı’yı otel için alev alev yanmaktan, betonlaşmadan koruyan tek şey minicik caretta’lar. Çevreciler, üniversiteler canla başla carettaları koruyor. Bizim tek yapmamız gereken ay çıktıktan sonra sahile girmemek ve ışık yakmamak. O sözde çevreci gençlerin jandarmaya yakalanmadan geceleri denize girmek için ne taktikler uyguladığına inanamazsınız…

Vandallar ve kılıç balıkları

Burada da doğanın eskisi gibi kalmayacağı gerçeğini anladığım o günlerde bir tekne turuna çıktık. Büyüleyici Porto Ceneviz koyunda demirledik, sessizliğin ve mavi suların tadını çıkarıyoruz. Hayatımda ilk defa caretta da orada gördüm.

Aradan bir kaç dakika geçmeden koya başka turist tekneleri geldi ve bu teknelere bağlı botlar son sürat yuvarlak çizmeye başladılar. Teknelerdeki turistlerin tezahüratları eşliğinde ellerindeki zıpkınları suya fırlatmaya başladılar. Mad Max filminden fırlamışcasına tavırları, bilinçsizce atılan zıpkınlarla kılıç balığının peşine düştüler. Bu mevsimde profesyonel avcıların (bunlar kesinlikle değil), yetişkin bir kılıç balığını (bu da kesinlikle uymuyor) avlama hakkı var.

Hemen sahil güvenliği aradım, durumu bildirdim. Şikayet süreci hayvanı korumaya yönelik değil, hayvan öldükten sonra suç işleyenlere para cezası vermeye yönelik (tanıdık geldi mi?) Yavru kılıç balığı yaralandı, vandal avcıların otellere kılıç balığı satma hayalleri suya düştü, sahil güvenlik teknelere para cezası yazdı. Çıralı’ya geri döndüğümüzde ise şu sözleri duydum: “Bizimkileri şikayet etmişsiniz, ekmek paralarından oldular”. Kendi tanıdıklarım dahi vicdan azabı çekmeme neden olacak türden sözler söyledi. Bir gram dahi çekmedim. Doğru olan bu.

Ellerimde ölen bir köpek

Orman yangınlarına ve insanların ‘oteller için yakıyorlar’ diyip geçmelerine uyandığım yeni bir günde bir kafeye oturdum, çalışıyorum. İki gündür kafeye gelen, az biraz da sohbetimin olduğu genç bir grup var. Öğlen sıcağında en az üç saat bulunduğum kafede oturdular, sonra şehre dönmek üzere arabalarına gittiler. Bir dakika sonra o çocuklardan biri kucağında kocaman baygın bir golden retriever köpekle koşmaya başladı. Peşinden fırladım. Başta araba çarptığını düşündüğüm köpek, sahibi bu genç çocuk tarafından arabada ‘unutulmuş’. Köpek çatladı. Suni teneffüs, kalp masajı hiçbir şey işe yaramadı, ellerimde can verdi. Veterinere gitmek için yola çıkarken bile araba çamur olmasın diye köpekten önce arabaya örtü serdi. Bu çocuk, köpeğini arabada unutup öldürdü. 

Zehirlenen Köpekler

Kimliği bilinmeyen kişi ya da kişiler varlığından rahatsız oldukları sahipli sahipsiz bütün köpekleri zehirliyorlar. Öte yandan birçok insan ‘burada yaşar ya’ deyip evcil hayvanlarını buraya terk ediyor. Şoka giren hayvanlar ne yapacaklarını şaşırıyor, her gördükleri mekana girmeye çalışıyor, yardım istercesine havlıyorlar. İşte o zaman biliyorum ki bu köpek bir sabah burada olmayacak. 

200 yaşında çam ağaçları bir yol uğruna şu an kesiliyor

Ben şu an bunları yazarken Çıralı’nın bağlı olduğu Ulupınar’da, oranın simgesi haline gelmiş 200 yıllık Çınar ağaçları kesiliyor, aralarında ‘Belen burçağının da bulunduğu nadir endemik türlerin bulunduğu bölgeler asfaltlanıp, yol genişletmeye kurban gidiyor. Şimdiden birçok popülasyon yok edildi bile, 200 yıllık değerli çınarlara da balta değmek üzere. 

Bunları neden yazdım? Bir, görevim bu; iki insanlara olan inancımı geri kazanmak istiyorum. Sadece bilmek yetmez, kendi canlarını, evlerini korumalarını istiyorum. Değişimin kendimizden başladığını fark etmemizi istiyorum. 

Ulupınar’daki endemik türlerin korunması ve çınar ağaçlarının kesilmemesi için https://www.cimer.gov.tr/’a şikayette bulunabilir; https://bit.ly/31FoUeb linkine tıklayarak imza verebilirsin. Evimizi koruduğun için şimdiden teşekkür ederim.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder