Araplar, Erdoğan'ı anlayabilecek mi?

13 Ocak 2011, Perşembe 05:00
AA

Başbakan Erdoğan’ın Kuveyt-Katar gezisi Türkiye’nin İslam dünyasında kendine yeni bir yer edinme çabasıdır ve son derece yerinde bir adımdır. Koskoca bir İslam dünyası var. Hem zengin hem de geniş bir coğrafik bölge. Türkiye neden bu bölgeden daha fazla nemalanmasın, neden işbirliğini arttırmasın?

Bu yaklaşımı “İslamcılık” diye yorumlamak son derece hatalı ve sığ bir değerlendirme olur. Türkiye, uluslararası alanda kendini yepyeni bir konuma oturtuyor. Artık farklı bir Türkiye ile karşı karşıyayız.

Bu açılımı, din yönünden değil çok daha geniş ekonomik-politik strateji yönünden ele almak gerekiyor.

[[HAFTAYA]]

Erdoğan’ın yaklaşımı doğru da benim kuşkum, Arapların bu sözleri anlayıp anlayamadıkları konusunda. Acaba doğru yönde algılayabilecekler mi?

Daha da önemlisi, Erdoğan’ın gösterdiği yönde “birlikte” hareket edebilecekler mi? Bunca yıldır Filistin konusunda dahi birlikte hareket edemeyen, birbirleriyle sürekli şekilde boğazlaşan, demokrasiyi içine sindiremeyen Araplar acaba Erdoğan’ı gerçekten anlayabilecekler mi?

Eğer Araplar artık büyük düşünmeye başlar ve din unsuru üzerine değil de birbirlerini tamamlayacak projeler üzerine bir işbirliği kurabilirlerse o zaman ağırlıkları artar. Bugüne kadar tüm yeraltı zenginliklerine rağmen, uluslararası alanda etkin olamadılarsa birbirleriyle kavga etmekten vazgeçemedikleri içindir. Aslında Erdoğan onlara yeni bir düzen önerisi yapıyor. Bakalım bu fırsatı kullanabilecekler mi? Ben kuşkuluyum..

Zenginleştiğimize bir türlü inanamıyoruz...

Türkiye giderek zenginleşiyor. Hem ulusal hem de uluslararası kurumların verdikleri rakamlar bunu gösteriyor. Ancak gelin görün ki toplum olarak biz bu gerçeğe bir türlü inanamıyoruz. Kabul ediyorum, makro düzeydeki zenginleşme henüz kişilerin cebine tam anlamıyla yansımadı... İşsizlik hâlâ önemli bir sorun... Ancak makro düzeydeki zenginleşme dahi kenarından köşesinden kişilere yansıyor. Yapılan yatırımlar işsizliği azaltıyor... Özel sektör büyüdükçe bunun yansımalarını hemen hissediyoruz. Devlet fazla vergi toplayınca bundan da nemalanıyoruz. Ne olursa olsun, yine de her şeye rağmen, durumumuzun eskilere oranla çok daha iyi olduğunu bir türlü benimseyemiyoruz.

Geçmişteki ekonomik ve mali krizler aklımızdan çıkmıyor. Hani, birkaç yıl iyi giderse, ardından bir ekonomik kriz gelirdi ya... İşte bu eski alışkanlık hepimizi etkiliyor. Uluslararası kamuoyunda hakkımızda seslendirilen övgüleri, yükselen değer olduğumuzu, bölgenin ekonomik lokomotifi konumuna geldiğimizi memnuniyetle izliyoruz da hâla bir türlü içimize sindiremiyoruz. Bütün bunların bir rüya olduğunu ve bir ara yeni bir ekonomik krizle uyanacağımızı sanıyoruz. Geçmişin fakirlik edebiyatı hâlâ peşimizde. Hatırlayın; eski günlerde en geçerli siyasi yatırım fakir-fukara üzerine yapılırdı. Zenginleşmek kötü bir şeydi. Zenginler mutlaka yasa dışı bir şeyler yapmış kişiler gibi görülürlerdi. Artık Türkiye değişiyor ancak toplumdaki bu garip kavramlar bir türlü değişmiyor. Açıkçası kendi kendimize eziyet ediyoruz. Kavruk kalıyoruz. Biz zenginleştiğimize inanmazsak, yabancılar nasıl inansınlar ki...

Merkel, Türkiye’yi açıkça öteliyor...

Erdoğan, Kuveyt’te “...Biz birbirimize yeteriz...” derken, Alman Başbakanı Merkel, Kıbrıs’ta son derece ters bir söz etti. Rumların iyi niyetli çözüm aradığını, Türklerin ise hiç yanıt vermediğini söyledi. Merkel, daha kısa bir süre önce Kıbrıs’ta çözümsüzlüğü Rumlara fatura etmiş, Annan Planı’na olumlu oy veren Kıbrıs Türklerini övmüştü. Rumlar fazla ümitlenmesinler; yarın aynı Merkel, bu defa tam aksi tutum da alabilir. Ancak, Alman Başbakanı yine boş yere konuşmadı. Bu sözlerle, Ankara’ya bir mesaj veriyor. Kıbrıs sorunu çözülmedikçe, müzakere sürecinin kolay kolay açılmayacağının altını çiziyor. Durumun bir resmini çekiyor. Mali kriz içindeki Avrupa’dan zaten başka türlü bir yaklaşım beklenmezdi. Ancak Alman Başbakanı, bu durumu farklı kelimelerle de anlatabilirdi. Belki kasıtlı olarak belki bilmeyerek Türkiye’yi AB’den uzaklaştırıyor. Ankara’yı İslam dünyasına itiyor.

Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.