Sokaklar alkışlıyor ancak...

14 Eylül 2011, Çarşamba 05:00
AA

Mısır’ın başkenti Kahire’ye inen Başbakan’ın karşılanış görüntüleri bizim medyada bir zafer şeklinde nitelendi. “Hoş geldiniz” diye alkış tutan binlerce Mısırlının bu sevgi gösterisi eminim Başbakan tarafından çok ciddiye alınmamıştır. Özellikle Mısır’da bu tip gösteriler özel şekilde düzenlenir. Yönetimler tarafından kurgulanır ve konukların hoşuna gitmesi veya olumsuz mesaj verilmesi için kullanılır. Arap “sokakları” şimdiye kadar kimleri kimleri alkışladı ama ardından aynı liderleri yerlerde sürükledi. Erdoğan aynı konumda değil. Gerçekten de halk tarafından sempati duyulan bir lider. Ancak buna da çok güvenmemek gerekir.

[[HAFTAYA]]

Zira bu ülkeleri yönetenlerin Erdoğan’a bakışı farklı. Türk Başbakanı açık demeçlerde alkışlanıyor, yanaklarından öpülüyor. Buna karşılık kapılar kapatıldığı zaman “Bu Türkler de biraz fazla oluyor” konuşmaları başlıyor. Erdoğan’ın Gazze tutkusu ve İsrail’e sert çıkarak Türkiye’yi ön planda gösteren yaklaşımı bölgedeki diğer bazı Arap ülkelerini rahatsız ediyor.

Erdoğan hem Araplardan rol çalıyor hem de Filistin sorunundaki beceriksizliklerini göstermiş oluyor. Bu yaklaşım da başta Kahire olmak üzere birçoğunun işine gelmiyor ancak seslerini de çıkaramıyorlar. Alışalım. Ortadoğu’da oyun böyle oynanıyor. Biz de böyle oynayacağız. Yarın Arap “sokaklarındaki” rüzgarlar tersine dönerse de hiç şaşırmayalım.

Atina İsrail kartını kullanmamalı

İsrail Dışişleri Bakanı Lieberman, gazete haberlerine göre, Türkiye’yi rahatsız etmek için elindeki kartları oynamaya hazırlandığını açıkladı.

1. PKK’ya yardım:

İsrail, silah ve eğitim vererek terör örgütünün Türkiye’yi daha fazla kanatmasına yardımcı olacakmış. Bugüne kadar İsrail ile PKK ilişkisi hakkında çok şey söylendi ancak hiçbiri somut şekilde ortaya çıkarılamadı. Bir terör örgütüne açıkça ve büyük bir destek sağlamak, Türkiye’ye ne kadar kızgın olursa olsun, bu ülkenin uzun vadeli çıkarlarına uymaz. Dolayısı ile Dışişleri Bakanı Lieberman’ın bu kartı oynaması çok zor. En fazla ufak tefek istihbarat ve eğitim yardımıyla sınırlı kalacaktır. Kaldı ki PKK, Lieberman’ın açıklamasına tepki gösterdi. Örgütün iki numarası Murat Karayılan, İsrail’in önce Abdullah Öcalan’ın yakalanmasındaki rolü yüzünden PKK’dan özür dilemesi gerektiğini ve PKK’nın kendini kullandıracak bir örgüt olmadığını söyledi.

2. ERMENİ lobileriyle işbirliği:

Kimsenin kuşkusu yok. İsrail bu konuda Ermenilerden büyük destek bulacaktır. Hele 1915 olaylarının 100. yıldönümünün yaklaştığı şu dönemde, ABD Kongresi’nden bir soykırım kararı çıkması için İsrail elinden geleni yapabilir. Ancak bunun olabilmesi Obama yönetiminin tutumuna bağlıdır. Yahudi lobisi ve Washington, Lieberman’ın kampanyasına öyle kolay kolay katılmaz.

3. YUNAN-RUM kartı:

Her şeyden önce Lieberman’ın Türkiye aleyhtarı bu girişimlerinin Netanyahu hükümeti tarafından ne oranda onaylanan ve benimsenen politikalar olduğunun bilinmediğinin altını çizelim. Şimdi gelelim Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi’nin olası tutumlarına... Ne Yunanistan ne de Kıbrıs Rum Yönetimi’nin İsrail’in elindeki bir kart konumuna gelmesi ve Türkiye’ye karşı kendisini kullandırması akıl kârıdır. Özellikle Atina’nın ikili ilişkilerin olumlu bir sürece girdiği bu dönemde kalkıp Türk kamuoyunu kendine yeniden düşman etmesi hiçbir hesaba uymaz.

İç politika nedenleriyle Kıbrıs’ın İsrail ile birlikte Akdeniz’de petrol araması ve Türkiye’nin buna itirazı karşısında, kardeşlerini destekleme adına dahi, böyle bir riske girmemelidir. Tarihinin en büyük ekonomik krizinden geçmekte olan Yunanistan’ın İsrail ile stratejik işbirliğine girip, Türkiye aleyhtarı bir cephede yer alacağına inanmak zordur. Başbakan Papandreu gerçekçi bir insandır. Böylesine gereksiz ve sonuç vermeyecek bir gösteriye katılacağını hiç sanmam.

Kıbrıs Rum Yönetimi’nin tutumuna gelirsek; bölgede fırtınalar eserken, Lieberman’ın oyununa katılıp, Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak istemesi de aynı derecede yanlış bir hesap olacaktır. Bence Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi iç politika nedenleriyle belki Lieberman’a göz kırpacaklardır ancak daha ötesine gitmeyeceklerdir. Rum Cumhurbaşkanı Hristofias, önümüzdeki seçimleri düşünüp Lieberman ile flört etmeye kalksa dahi Atina’dan beklediği desteği bulması uzak bir olasılıktır. Papandreu’dan beklenen de budur.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.