Aç kapıyı Veysel Efendi Fenerbahçe geliyor

18 Ocak 2014, Cumartesi 05:00
AA

Hababam Sınıfı filminin en güzel sahnelerinden biridir. Hababam yine Mahmut Hoca’yı ve genç edebiyat hocası Semra’yı atlatıp bir Fenerbahçe maçına kaçmış, dönüşte de okula kapıdan girmektedir. Hepsinin başında Fenerbahçe şapkası, kapıya yaklaşırlar. Emektar kapıcı Veysel Efendi’ye “Aç kapıyı Veysel Efendi, Fener geliyor” derler. Fener’in maçı varsa kaçmadan duramaz Hababam.

“Neden Hababam Fenerbahçeliydi?” diye bir soru gelebilir aklınıza. Çünkü Hababam Türkiye’dir. Fenerbahçe de öyle... Halkın gerçeğidir Fener, filmci de olsanız, başka herhangi bir sanat dalıyla da uğraşsanız bu gerçeği görmezden gelemezsiniz. Hayatın her alanındadır Fenerbahçe. Madem halkın ve Türkiye’nin gerçeğidir Fenerbahçe, yeni bir Türkiye dizayn etmek isteyenlerin de hedefi olacaktır elbette. Ülkenin ‘yıkılmayan tek kalesi’ni yıkmadan planlarını tamamlayamayacaklarını biliyorlar tabii ki. Ama öyle kolay değildir Fenerbahçe’yi yıkmak. Bak anlatayım sana...

Milli Mücadele’nin en ateşli yılları... İşgal kuvvetleri o dönem İstanbul’da geceleri sadece balıkçıların sokağa çıkmasına izin veriyor. Yıl 1920... Bir haziran gecesi... Fenerbahçe Kulubü’nün Dereağzı’ndaki binasının arka tarafında bir teknede hummalı bir hareket var. Balıkçılar bu kez teknelerini palamutla, lüferle değil, sandık sandık silahla dolduruyor. Fenerbahçeli futbolcular, işgal kuvvetlerinin elindeki Selimiye Kışlası’na gizlice girip cephaneliği boşaltıyor, silahları İbrahim Ağa çayırına indiriyor, o çayırdan Kurbağalıdere vasıtasıyla silahlar Fenerbahçe kulüp binasına getiriliyor, daha büyük teknelere aktarılıp İnebolu’ya, Milli Mücadele’de savaşan Mehmetçikler’e gönderiliyor. Aylarca süren bu faaliyet işgal kuvvetlerine bir ‘şerefsiz’ tarafından ihbar ediliyor. İngiliz askerleri, tan yeri ağarmadan, sinsice sokuluyorlar kulüp binasına.

Akılları sıra Fenerbahçeliler’i faka bastıracaklar, silahlara el koyacaklar, hepsini ipe çekecekler. Zaten kızgınlar, Mustafa Kemal’in Fenerbahçeli olduğunu biliyorlar. Fenerbahçe işgal kuvvetlerinin kurduğu takımları birer birer yeniyor. Sahada alamadıkları intikamı, baskınla almanın peşindeler. Fenerbahçe bu, faka basar mı, gözcü askerleri fark ediyor, kulübe haber uçuruyor. Henüz silahların tamamı yüklenmemiş. Fenerbahçeliler hızlanıyor ama bitecek gibi değil. Silahlar yakalanmamalı, Mehmetçik’e ulaştırılmalı. Fenerbahçe’nin o dönem ikinci takımında futbol oynamış Refik Bey ve Mustafa Bey “Siz devam edin, biz oyalarız” diyorlar. İkisi de biliyor ki, silahı çektikleri an bunun dönüşü yok, şehit olacaklar. Ama ne gam... “Mevzuubahis vatansa gerisi teferruattır...”

*

Refik Bey ve Mustafa Bey, binaya yaklaşan İngilizlere karşı koyuyor, ateşliyorlar silahlarını. Arkadaşlarına vakit kazandırıyorlar. Son silah sandığı da tekneye yüklendikten sonra rahatlıyorlar. Kısa süre sonra İngiliz askerleri kulüp binasına giriyor, Refik ve Mustafa Beyleri şehit ediyor. Geride bir tek delil yok. Binayı talan ediyorlar, bir mermi dahi bulamıyorlar. Görev tamamlanıyor. “Önce vatan” düsturu yerini buluyor.

Deliriyor General Harrington, ne olduğunu bile anlayamıyor. Buna rağmen kulübü kapatıyor, binayı tahrip ediyor. Futbolcuların antrenman yaptığı sahayı da kendi topçu birliklerinin hayvanları için ahır haline getiriyor. Bununla da yetinmeyip o dönem kulübün başkanı olan Sabri Bey’i Malta’ya sürüyor... Fenerbahçe Kulübü’nün kapatılmasına İstanbul halkı o kadar tepki gösteriyor ki; sonunda kulübü yeniden açmak zorunda kalıyorlar. Fenerbahçe, binlerce askeriyle o dönem İstanbul’un tek hakimi olan General Harrington karşısında bile yenilmiyor.

*

Fenerbahçe’yi tarihten silmeyi deneyenler oldu daha önce ve hevesleri kursaklarında kaldı. 3 Temmuz 2011’den beri yaşamadığı zulüm kalmayan bu takım yine yenilmeyecek kimse merak etmesin.

Aziz Yıldırım yargılanırken “Ne şikesi, memleket elden gidiyor” dediğinde gülenler, bugün gelinen noktada ‘paralel devlet’i tartışıyorlar. “Böyle yargı, böyle adalet mi olur” diyenlerin konu Fenerbahçe’nin mahkumiyeti olunca sevinç gözyaşı dökmesini tarih affetmez. Fenerbahçeliler mücadeleye hazır. “Aç kapıyı Veysel Efendi Fener geliyor” demeye hazır. “Ali İsmail Korkmaz, Fenerbahçe yıkılmaz” demeye hazır. Peki siz Fener’in gücüyle yüzleşmeye hazır mısınız?

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.