Alışkanlık değil bağımlılık

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Son zamanlarda bana en fazla sorulan soru “Sorunlu bir ilişkim var. Kurtulmak istiyorum ama kurtulamıyorum. Bu aşk mıdır yoksa alışkanlık mı?” sorusu... Aslında bu sorunun son kısmı yanlış. Çünkü böyle durumda olan insanların yaşadığı şey genellikle ‘alışkanlık’ değil ‘bağımlılık’ olarak adlandırılıyor.

* * *

Klinik Psikolog Selen Fehimoğlu aşk bağımlılığını şöyle tanımlıyor: “Aşk bağımlılığı, karşılanmayan ihtiyaçları gidermeye yarayan psikolojik bir bağımlılıktır. İstek ve ihtiyaçları dikkate alınmamış veya gereksiz görülmüş, eleştirilmiş kişiler çoğunlukla beklentilerini farkında olmadan kısıtlarlar. Öyle ki bu kısıtlama yanlış düşünce biçimlerine dönüşür: ‘İhtiyaçlarımın hiçbir anlamı yok’, ‘Kimse beni dikkate almaz’, ‘Yakınlaşmak bana zarar verir”, ‘Sevilmeye layık değilim’, ‘Beni kim sever ki?’ gibi...

Bu düşünceler hali hazırdaki veya geçmişteki ilişkilerin yaralarını sarmaz, ancak aşk bağımlılarının hayatlarına yön verir. İlgi görmek, korunmak veya karşılaştıkları problemleri çözebilmek için bu kişiler diğer insanlara bağımlı hale gelir. Çoğunlukla bitmeyen korkuları ve çok sevilmeyle beraber hayranlık uyandırma hayalleri vardır.

[[HAFTAYA]]

Diğer kişiler tarafından reddedilmek, acı çekmek, yeni yaşantılara açılmak onlar için korku vericidir. Sevgi alışverişinde bulunma konusunda kendilerine güvenmezler. Sevilebileceklerine inanmamakla beraber sürekli aşk ister, bekler ve umut ederler. Aşk bağımlıları için bu duygu sürekli bir takıntı düzeyindedir, bir parazit gibi kişiyi tüketir. Değişimi sevmez. Gerçek samimiyetten yoksundur. Entrikalıdır. Kişi kendini bu konuya adaması gerektiğine inanır.”

* * *

Selen Fehimoğlu, aşk bağımlılığının belirtilerini de şöyle sıralıyor:

-Gençlikte yeterince ilgi görmemiş olmak.
-Aile, ebeveyn ve eşlere karşı yakınlık hissedememe, yanlızlık duygusu.
-Aşk dışındaki ilişkileri önemsememek.
-Bir ilişkiyi başka bir ilişki için bitirme eğilimi, ilişkisiz olamama.
-Bedeli ne olursa olsun terk edilmemek ve reddedilmemek için elinden geleni yapmak.
-İlişki olmadığında kendini yarım hissetmek.
-İsteklerini ihtiyaç zannetmek (Onsuz olamıyorum).
-Biten bir ilişkinin ardından hemen yeni bir ilişkiye başlamak.
-Cinsel çekimi ve cinselliği yemek ve su ile bir tutmak.
-Yoğunluğu yakınlık zannetmek.
-Cinsel partneri veya ilişkisi olmadığında kendisini değersiz hissetmek.
-Cinsel çekimi sevgi veya aşk zannetmek.
-Sevgi veya yakınlık ihtiyaçlarını cinsellikle karşılayabileceğini düşünmek, bunun için farklı kişilerle beraber olmak.
-Yalnızca kendi morallerini yükseltmek ve sıkıntılarını gidermek için cinselliği kullanmak.
-Kendi iç çatışmalarından kaçınmak için tüm beklenti ve ihtiyaçlarını aşık olduğu kişi ile karşılamayı düşlemek.
-Görünmeyen veya ifade edilmeyen psikolojik ızdırap.
-Çocukluklarında ve şimdiki hayatlarında kendileriyle yeterince ilgilenilmediği ve yeterince desteklenmedikleri için ebeveynlere ve eşlere karşı içten içe bitmeyen öfke duymak.
-Sürekli hayat tarzını ve değerlerini sorgulamak.
-Çılgın, umutsuz veya fevri olmak.
-Bir problem yaşadıklarını inkar etmek.
-Kontrol dışı davranışları normal olarak tanımlamak.

Bu durumdan nasıl kurtulunacağını da yarın yazacağım.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder