Astronot değil 'Gökmen' olsun

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı ‘Milli Uzay Programı’na göre Cumhuriyetimizin 100’üncü kuruluş yıldönümünü kutlayacağımız 2023’te kendi milli roketimizle ‘Ay’a gideceğiz. Kendi yetiştirdiğimiz uzay insanlarımızla, kendi imal ettiğimiz roketle uzay yolculuğu yapmak hepimize gurur verecek. Bu arada ‘uzay insanı’ sözünü özellikle kullandım. Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerikalıların astronot, Rusların kozmonot olarak isimlendirdiği uzay insanları için Türkçe bir ad bulunmasını istedi.

MHP lideri “Cacabey denilsin” diye bir öneride bulundu. Cacabey, Selçuklu döneminde Kırşehir’de yaptırdığı medreseyi rasathane olarak da kullanmıştı. Bahçeli’nin önerisinin dayandığı nokta bu. ‘Cacabey’ adının uluslararası arenada telaffuzu çok zor olacaktır.

Tercih edileceğini sanmıyorum. Ayrıca zaten Türkçe’de erkek ismi olarak kullanılan çok güzel bir kelime var; ‘Gökmen.’ Bana göre başka hiçbir isim aramaya gerek yok. Hem Türkçe hem de tam olarak anlamı ‘gök insanı.’ Telaffuzu kolay, herkesin aşina olduğu bu isim bence bizim uzay yolculuğumuza çok yakışacak.

Bir de şarkı bulmamız gerek

Amerikalı müzisyen Bart Howard’ın 1954’te sözlerini yazıp bestelediği ‘Fly Me to the Moon’ (Beni Ay’a Uçur) şarkısı 10 yıl boyunca çeşitli solitler tarafından seslendirildi ama pek de tanınmadı. Frank Sinatra’nın 1964’te plağa okumasıyla şarkının kaderi değişti. Bir anda popüler olan bu şarkı, 1968’de Amerika’nın ‘Apollo’ adı verilen uzay gemileriyle Ay yolculuklarını başlatmasıyla başka bir anlam kazandı.

‘Apollo 10’ astronotları Ay çevresinde ‘Ay örümceği’ ile ilk kez dolaşırken hep birlikte ‘Fly Me to the Moon’ şarkısını söylüyordu. Frank Sinatra, 1969’daki bir TV şovunda parçayı astronotlara adadı. Dünyanın en fazla ‘cover’ı yapılan şarkılarından biri olan ‘Fly Me to the Moon’, benim de çok sevdiğim ve dinlemekten asla bıkmadığım bir parça. Peki madem Ay yolculuğumuzun startını verdik neden bizim de bu tarz bir şarkımız olmasın?

Murda ve Ezhel’in düetiyle dinlediğimiz rap şarkısı ‘AYA’ uygun olabilir diye düşünenler vardır. Ama ben daha özgün ve yepyeni bir şarkı yapılması taraftarıyım. Bestecilerimizin, söz yazarlarımızın kolları sıvaması gerektiğini düşünüyorum. Böyle bir yolculukta bizim ‘Gökmen’lerimiz kendileri için bestelenen şarkıyı söylese, biz de onların ağzından dinlesek güzel olmaz mı?

Çevrim içi sevgililer

Bu pazar, Sevgililer Günü. Öyle süslenip, püslenip gideceğimiz, romantik ya da eğlenceli anlar geçireceğimiz mekanlar pandemi nedeniyle kapalı. Evleri müsait olanlar buluşup romantizmin zirvesine ulaşabilir. Peki olmayanlar? Onlara da internet üzerinden kutlama yapmak düşüyor. Tabii insan böyle bir günde sevdiceğinin yanında olmasını ister, sarılıp koklamak ister, güzel sözcükler söylemek ister. Ama ne yapalım, eldeki olanakları değerlendirmekten başka çaremiz yok. Peki ne yapacaksınız, 14 Şubat’ta sürekli WhatsApp’tan mı yazışacaksınız? Hayır efendim, yapabileceğiniz çok şey var.

  • Açın görüntülü konuşmayı, sanki berabermişsiniz gibi konuşun birbirinizle. Bu da bir çeşit gözlerinizin içine bakmak demektir.
  • Aynı yerde romantik yemek yiyemiyorsanız, aynı anda kendinize mumlar eşliğinde birer masa hazırlayıp kamera sayesinde sanki yan yanaymış gibi yiyebilirsiniz.
  • Yemek bitince birbirinize sevdiğiniz şarkıları dinletin. Hatta şarkılardan fal tutun, bir müzik platformuna girip aklınızdaki sayıları söyleyerek listedeki o şarkıyı dinleyin.
  • Anılar iyidir, pandemi öncesi yaşadığınız şeyleri birbirinize hatırlatın. Çektiğiniz fotoğrafları, videoları birbirinize göndererek izleyin.
  • Küçük de olsa birbirinize hediye gönderin. Belki siz buluşamıyorsunuz ama kalbinizden geçen bir şeyi sevgilinize göndermenizin önünde bir engel yok.
  • Ama lütfen birbirinizi darlamayın. Böyle bir günde birbirinizin hatalarından konuşmayın. Sadece romantizm olsun, kalbiniz aşkla dolsun.

Yazarlarımızdan

17 Nisan 2021, Cumartesi 07:01
17 Nisan 2021, Cumartesi 07:01
17 Nisan 2021, Cumartesi 07:01
Sıradaki haber yükleniyor...
holder