Mehmet CoşkundenizAyrılmayı beceremiyoruz

HABERİ PAYLAŞ

Ayrılmayı beceremiyoruz

Ayrılmayı beceremiyoruz

“Biz ayrılmayı beceremiyoruz,” diye başladı. “Ama birlikte kalmayı da... “ Daha ilk cümlede anladım; bu bir hikâye değil, defalarca yaşanmış bir tekrarın yorgun itirafıydı. “Kaç kez ayrıldınız?” diye sordum. “Saymadım” dedi gülmeye çalışarak. “Ama her ayrılıkta ‘Tamam, bu son’ diyoruz. Bir hafta, on gün... Sonra biri mesaj atıyor. Bazen o, bazen ben. Sesimizi duyduğumuz anda her şey unutuluyor. “ “Peki sonra?” “Sonrası aynı. Aynı tartışmalar, aynı kırılmalar. Konular değişmiyor. Sadece tarihleri değişiyor.” Bağlarının kuvvetli olduğunu anlatırken gözleri doldu. “Onsuz yapamıyorum” dedi. “Ama onunlayken de sürekli bir şeyler savaşıyor içimde. Anlaşamadığımız şeyler çok derin. Çözülmüyor.” “Konuşmuyor musunuz?” “Konuşuyoruz. Hem de defalarca. Ama konuşmalar ya kavgaya dönüşüyor ya da geçici bir barışa."

Haberin Devamı

BİR YOL DAHA VAR

“En yorucu olan ne biliyor musunuz?” dedi, “Umudu kaybedememek. Her barışmamızda ‘Bu kez olacak, bu kez başaracağız’ diyorum. Her ayrılıkta da ‘Biraz zamana ihtiyacımız var’ diye kendimi avutuyorum. Ama zaman da çözmüyor.” Haklıydı. Bazı ilişkilerde sevgi sorunu yoktur. Sorun, kurulamayan yakınlıktır. “Şunu bilmen gerekiyor” dedim, “Siz ne ayrılığı yaşıyorsunuz ne de ilişkiyi. Arada kalmışsınız. Ve insanı en çok bu arada kalmışlık yorar.” “Peki ne yapacağız?” diye sordu. “Ayrılamıyoruz işte...” “Onu anladım” dedim. “Ama aynı şekilde devam ederseniz de tükeniyorsunuz.” “Başka yol mu var?” “Var, ya gerçekten ayrılacaksınız... Ama bu, kapıyı açık bırakan bir ayrılık olmayacak. ‘Belki’li, ‘Özlersek döneriz’li değil. Net bir kopuş. Ya da birlikte kalacaksınız ama bugüne kadar yaptığınız her şeyi bırakacaksınız. “ “Nasıl yani? “ “Eski tartışma başlıklarıyla yaşamaya devam edemezsiniz. Ya profesyonel destek alacaksınız, ya da sınırlarınızı yeniden çizeceksiniz. Kim nerede duruyor, neye tahammülü var, neye yok... Bunları baştan konuşacaksınız.” Başını ellerinin arasına aldı. “Korkuyorum,” dedi. “Normal,” dedim. “Çünkü bu yol, en zor olanı. Konfor alanını da belirsizliği de aynı anda bırakman gerekiyor."

Haberin Devamı

YORGUN SEVGİLER

Kalkması gerekiyordu. “Son bir şey sorayım” dedi. “Sizce biz hâlâ birbirimizi seviyor muyuz?” “Evet,” dedim. “Ama sevgi tek başına yetmiyor bazen. Sevgi, ilişkiyi başlatır. Devam ettiren şey uyumdur.” Kapıya yönelirken durdu. “Hangisi daha çok acıtır, kesin bir bitiş mi, böyle sürmesi mi? “ “Böyle sürmesi” dedim. “Çünkü her ayrıl-barış sürecinde biraz daha eksiliyorsunuz. Ve gün bittiğinde, geriye sevgi değil sadece yorgunluk kalıyor.” Teşekkür edip çıktı kafeden. Akşam olmuş, Boğaz’ın iki yakasındaki ışıklar yanmış, kafedeki müziğin sesi biraz daha artmıştı. Peki onların şarkısı hangisiydi? Sertab Erener’den, “İki gözüm seneler geçiyor Gönül ektiğini biçiyor Bir selam lütfet bu ne çok hasret Gel barışalım artık” şarkısını mı dinleyeceklerdi? Yoksa Sezen Aksu’dan “Artık hayatımdan çıksan diyorum Bu ikili delilik sona erse İkimiz için de hayırlısını diliyorum” şarkısını mı?

Sıradaki haber yükleniyor...
holder