Beni çok sevme beni 'iyi' sev

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Oyuncu Deniz Çakır geçenlerde Instagram’da burada gördüğünüz fotoğrafını paylaştı.

Fotoğrafta hiçbir şey yok. Ama takipçileri sevgilisi Oktay Kaynarca’yı kast ederek “Oktay Bey görmesin, o fotoğrafı kaldırtır” diye yorumda bulundu.

Nitekim Deniz Çakır da bir süre sonra o fotoğrafı kaldırdı. Sevgilisi istediği için mi yoksa takipçilerinin yorumlarından sıkıldığı için mi kaldırdı bilmiyorum. Ama bu olay bana çok sevmenin değil ‘iyi sevme’nin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlattı.

‘İyi sevmek’ dediğimiz şey, aslında bir insanı ‘Kaliteli sevmek’tir, ‘nitelikli sevmek’tir. Kalitenin ölçüsü kesinlikle maddi değil. Ruhsal açıdan, manevi açıdan kaliteden söz ediyorum.

Kişinin gönül verdiği insana ‘nadide bir eser’ olarak bakması gerektiğini düşünüyorum. Ancak böyle bakıldığında sevmek gerçek değerini bulabilir.

Sevilen insan, sevene göre dünyanın en değerli varlığıdır. Zaten böyle değilse bir sorun var demektir. “Seni seviyorum ama...” diyorsa bir insan ve aşkını bazı şartlara bağlıyorsa eğer sevme konusunda asla samimi değildir.

“Seni çok seviyorum ama şuraya gitme...”, “Seni çok seviyorum ama şununla görüşme...”, “Seni çok seviyorum ama şunu giyme...”,“Seni çok seviyorum ama şu fotoğrafını paylaşma...” gibi şarta bağlı sevgiler ‘kalitesiz’ kategorisine girer.

Çünkü ‘kaliteli sevgi’de sevgiliyi, olduğu gibi, kayıtsız şartsız kabul etmek vardır. Bakın burada ‘kabullenmek’ demiyorum, özellikle ‘kabul etmek’ tamlamasını kullanıyorum. Çünkü kabullenmek mecburiyetten kaynaklanır.

Kabul etmek ise iradeye dayanır. Bilinçli bir davranıştır. Hepimiz sevebildiğimiz kadar insanız. Ne kadar çok seversek sevelim sevgimizin dışa vurumu ‘kaliteli’ değilse hiçbir anlamı yoktur. Başta da yazdığım gibi, sevdiğimiz insan ‘nadide bir eser’dir. Diğerlerinden farklı olduğu için onu sevmişizdir.

Aynamız olduğu için, eksiklerimizi tamamladığı için onu sevmişizdir. Sevdaya “Çok seviyorum ama bunu gösteremiyorum” diyenlere bakmayın. Mutlaka bir sorun vardır sevgisinde.

Gerçekten seven insan bunu gösterir ve sürekli göstermek ister. “Seni çok seviyorum” diyen birine belki de “Beni çok sevme, beni ‘iyi’ sev” dememiz gerekiyordur, ne dersiniz?

TURİZMİN ÖLÜMÜ

Rus uçağının vurulması, ardından canlı bombaların patlaması Türkiye’de turizmi bitirdi.

Örneğin Antalya’ya gelen Rus turist sayısında geçen yılın Mayıs ayına göre yüzde 47 azalma var.

Antalya’da 3 bin otelin kapandığı söyleniyor. Cruise gemileriyle Türkiye’ye gelen turistler de gemiden inmiyor.

Neden diye sorulduğunda, “Bombalar patlıyor, paramızla ölmeye gelmedik” diyorlar.

Peki turizmciler için alınan önlem var mı? Bildiğim kadarıyla yok. Yani devletten kimse bir şey beklemesin.

O zaman geriye iç piyasa kalıyor. Yani bir zamanlar turizmcilerin gelmesini asla istemediği yerli turistler...

Ama turizmciler bu konuda da pek bir şey yapmıyor. Burunlarından kıl aldırmaz tavırları maalesef devam ediyor.

On binlerce kişinin hayatını kazandığı turizm sektörü bir an önce çözümler üretmek zorunda.

Yoksa kapanan tesislerin de işsiz kalanların da sayısı bir çığ gibi büyüyecek. Mesela neden hala fiyat indirimine gitmiyorlar?

Neden hala Türk insanı aşırı pahalı fiyatlarla tatil yapmaya devam ediyor?

Neden makul bir bütçeyle, örneğin Antalya’da, Bodrum’da düzgün bir tesiste çoluk çocuk tatilini geçiremiyor?

Ben neredeyse Şubat ayından beri devam eden erken rezervasyon kampanyalarına da şöyle bir baktım.

Ne kadar indirimli olsa da 4 kişilik bir ailenin o tür tesislerde 1 haftalık tatili neredeyse 10 bin lirayı buluyor. Bu parayı ödemek herkesin harcı değil.

Oysa fiyatlar inse, o tesisler dolsa, herkes mutlu olacak.

Yaz sonu, turizmcilerin serzenişlerini şimdiden duyar gibiyim.

“Çok kötü bir sezon geçirdik, kredilerimizi bile ödeyemiyoruz...”

Valla her şey sizin elinizde. Bu zararı azaltmak da, sezon sonu ağlamak da...

Yazarlarımızdan

17 Ocak 2022, Pazartesi 12:07
17 Ocak 2022, Pazartesi 07:01
17 Ocak 2022, Pazartesi 07:01
17 Ocak 2022, Pazartesi 07:01
Sıradaki haber yükleniyor...
holder