Mehmet CoşkundenizBir eş, bir sevgili ve beş kadın daha...
HABERİ PAYLAŞ

Bir eş, bir sevgili ve beş kadın daha...

Başınıza gelmiş olmasa bile çoğunuz, bir arkadaşınızın ya da çevrenizdeki herhangi birinin evli biriyle aşk yaşadığını duymuşsunuzdur. Bu durum toplum tarafından kınanır, kabul edilmeyecek bir ilişki olarak görülür. Üstelik genellikle evli olan değil, onun hayatına giren ‘öteki insan’ suçlanır. Oysa, bir suçlu varsa, o da evli olup da başkasıyla ilişki kuran kişidir. Bir arkadaş grubuyla gittiğim restoranda gördüm onu (biz ona Neslihan diyelim).

İki kız arkadaşıyla bizden pek de uzak olmayan bir masada oturuyordu. Ben yerime oturduktan birkaç dakika sonra bir selam vermek için yanlarına gittim. Uzun zamandır görüşmüyorduk ama yaşadığı travma dolu yılları biliyordum. “Nasılsın?” diye sordum. Gözlerime baktı, “Çok iyiyim Mehmet” dedi, “Hem de hiç olmadığım kadar iyiyim...”

Bir eş, bir sevgili ve beş kadın daha...

PATRONLA İLİŞKİ

Neslihan, çalıştığı şirketin evli ve üç çocuk sahibi patronuyla (biz ona Yavuz diyelim) yıllar önce başlamış ve bir türlü bitemeyen bir ilişki yaşıyordu. “Hayrola, yoksa bitti mi?” deyince, “15 dakikanı ayırsana bana” diye cevap verdi. Yanındaki sandalyeye oturdum ve dinlemeye başladım. “Biliyorsun” dedi, “Ben Yavuz’a kör kütük aşıktım.

Evli olması hiç umurumda değildi, kabullenmiştim. Çünkü onun da beni sevdiğine inanıyordum ve yuvasının yıkılmasını istemiyordum.” “Evet, biliyorum” dedim, “Anlaşılan çok acayip bir şey olmuş ve sen değişmişsin...” “Her şey, şirkete yeni bir bölüm şefinin gelmesiyle başladı” dedi. “Şirketin içinden değil de dışarıdan birinin atanması hepimizi şaşırttı.

Ben Yavuz’a bunu sorduğumda, ‘Uzak bir akrabamızın kızı, iyi eğitim almış. Benden rica ettiler, kıramadım; çalışmaya çok ihtiyacı var. Ailesinin tüm geçimi bu kızın üzerinde’ cevabını verdi. Ben her zamanki salaklığımla ‘Merak etme, ben herkesi örgütlerim yardım ederiz ona, ezdirmeyiz’ diye sahiplendim kızı.”

PAHALI MARKA KIYAFETLER

“Birkaç ay boyunca kıza sürekli yardım ettim. İşleri öğrettim, hatta öğle molalarında birlikte yemeğe çıktık. İşin içinde bir iş olduğunu da bu yemek molalarında anladım. Yavuz’un ‘Ailesini geçindiriyor’ dediği kız, sürekli pahalı restoranlara gittiğinden, kulüplerde eğlendiğinden falan söz ediyordu.

Maaşını biliyordum çünkü şirketin tüm hesaplarını ben tutuyordum. Derken şirkete gelirken giydiği kıyafetler, çantalar, ayakkabılar falan değişti, hepsi marka olmaya başladı. Bir ara ona ‘Zengin bir sevgilin var herhalde’ dedim ve ‘Evet var ve beni çok seviyor, hediyelere boğuyor’ cevabını aldım.”

“Bu durumu Yavuz’a söylediğimde ‘Ne var canım, yetişkin bir kadın, sevgilisi olamaz mı? Takılma böyle şeylere’ diyerek geçiştirdi beni. Nedense o an bir kurt düştü içime. Bir anda aklıma daha önce de işe alınan, kısa sürede marka kıyafetlerle ortalarda gezinen ama bir süre sonra işine son verilen birkaç kadın geldi. Dedim ki, bu tesadüf olamaz...”

HESAPLARI İNCELEDİ

“Dedektif Neslihan iş başında” dedim gülerek. “Evet” dedi, “Yavuz’un şirket adına kullandığı bir kredi kartı vardı. Hesapları ben tuttuğum için ödeme emirlerini de ben verirdim. Eşi anlamasın diye, benimle birlikteyken yaptığı harcamaları da bu kredi kartıyla öderdi. O güne kadar hesap detaylarına hiç bakmamıştım.

Ekstrenin üzerindeki toplam miktar neyse öderdim. Ertesi gün şirkete gelince ilk işim, o kredi kartının geçmişe yönelik tüm harcamalarını incelemek oldu. Bir de ne göreyim, çantalar, ayakkabılar, kıyafetler alınmış, lüks restoranlarda hesaplar ödenmiş, hatta burun estetiği bile yaptırılmış...”

“Hesapları incelemem bittiğinde kalktım, insan kaynaklarından son iki yılda işe girip çıkanların listesini aldım. Şüpheli olarak gördüğüm dört kadın vardı. Hepsini aradım, konuştum ve doğruladım. Yavuz, eşiyle ve benimle beraberken en az dört kadınla daha ilişki yaşamış, üstelik hepsini işe almış veya müdürlük ya da şeflik vermişti. Son gelen ve ‘uzaktan akrabam’ dediği kız da beşincisiydi.”

HER ŞEYİN BİTTİĞİ AN

Sonrasını özet geçeyim size... Neslihan elindeki harcama belgeleriyle Yavuz’un odasına gitmiş, yüzüne çarpmış. Tabii ki önce inkar etmiş Yavuz ama sonra o kadınlarla konuştuğunu anlayınca işi pişkinliğe vurmuş, “Geçici heyecanlardı onlar” demiş. Neslihan o gün istifa edip ayrılmış şirketten. Yavuz çok aramış, görüşmek istemiş, özürler dilemiş ama nafile... Bazen gerçeği görmemiz için biraz daha ağır şeyler yaşamamız gerekebilir.

Elbette Neslihan’ın yaşadıkları iz bırakacak, güven duygusunu tekrar kazanması çok zor olacak. Ama en azından ‘seri aldatıcı’ bir insandan kurtulmuş oldu. Unutmayalım ki her temas iz bırakır. Her aldatan mutlaka yakalanır. Ve asıl önemlisi ihanet ortaya çıktıktan sonra Emre Aydın’ın şarkısındaki gibi davranmaktır: “Yapma, dokunma, kim dokunduysa sana ona git, nerede unuttuysan beni orada kal, ezdirmem kendimi sana...”

Sıradaki haber yükleniyor...
holder