Hedef Yasemin Özilhan olmak

28 Nisan 2019, Pazar 08:31
AA

Serenay Sarıkaya ile Kerem Bürsin ayrılığı, magazin gündeminin birinci konusu. Ne zaman ayrılacakları öne sürülse Kerem Bürsin sosyal medya hesabından “Bullshit” (palavra) diye açıklama yapar, konu kapanırdı. Ancak bu kez öyle olmadı, çiftin üç yıllık birlikteliği sona erdi.

Neden ayrıldıkları konusunda epey iddia var tabii. Ayrılmadan önce altı ay Amerika’da kalan Kerem Bürsin’in, sevgilisini aldattığı öne sürüldü. Taraflar bunu yalanladı. Türkiye’nin en popüler çiftinin aşkının ihanet yüzünden bittiğine ben de inanmıyorum. Geriye onların söylediği “Heyecanımız bitti” gerekçesine inanmak kalıyor.

İyi de her ilişkide o ilk andaki heyecan zamanla kaybolur. Yerini başka şeylere bırakır. Heyecan yerini huzura, çatışma yerini uyuşmaya, kıskançlık yerini anlayışa ve aşk da yerini sevgiye bırakır. Bu da kötü bir şey değil, aksine sağlıklı ilişkinin izlemesi gereken yoldur.

İlişki uzun soluklu hale dönüştüğünde yine heyecanlar yaratılır, hatta artık kişiler birbirini tanıdığı için bunun keyfi daha da fazla çıkarılır. Üstelik her “Heyecanım bitti” diyen çift ayrılsaydı tek bir evlilik bile yapılmazdı.

“ARTIK YETMİYOR”

Ünlüler dünyasından bir arkadaşım (ısrar etmeyin ismini vermeyeceğim) bu ayrılığın sebebini “Kerem artık Serenay’a yetmemeye başladı” diye açıkladı. Tam olarak ne demek istediğini sordum ve şu cevabı aldım: “Serenay 27 yaşına geldi. Artık evlenmek ve çocuk sahibi olmak istiyor. Kerem ise o Amerikan aksanıyla, uçarı kişiliğiyle iyi bir eş adayı değil.

Oyuncu, model ya da adına ne dersen de magazin dünyasının kadınları, serveti bol, adı bilinen ailelerin çocuklarıyla evlenmek istiyor.” Aslında bunu söyleyen arkadaşım hiç de haksız değil. Bunun en büyük örneği, Yasemin Özilhan İzzet Özilhan evliliği.

Elbette birbirlerini severek evlendiler, çok da güzel bir evlilikleri var. Arkadaşımın söylediği düşüncedeki kadın oyuncular ya da modeller Yasemin Özilhan’ın yaptığı gibi bir evlilik peşinde. Ancak bu çok meşakkatli bir yol. Bir kere o ailenin bu tür birlikteliğe onay vermesi gerek.

Mesela, Özge Ulusoy, Hacı Sabancı ile altı yıl ilişki yaşadı ama evliliğe ulaşamadı. Çünkü ailenin bu birlikteliğe karşı olduğu biliniyordu. Şu anda Hacı Sabancı ve kardeşi Hakan Sabancı’nın sevgililerinin yine magazin dünyasından olması da benim savımı destekliyor. Emin olun, o kadınlar da bu birlikteliği evliliğe taşımak istiyor.

Herkes Yasemin Özilhan kadar şanslı değil. Ebru Destan tanınmış bir ailenin oğlu olan Mete Okay İnan ile evlendi ama ne yazık ki yürümedi. Deniz Akkaya, bir de çocuk sahibi olduğu Efe Önbilgin ile evlenemedi.

Örnekler çoğaltılabilir elbette. Bir uyarıda bulunayım, evlilik zor iş. Öyle sırf iyi ve zengin ailenin çocuğu diye uyuşmadığınız biriyle evlenirseniz sonu pek de mutlu bitmez. Herkesin ‘hayırlı kısmet’ olarak gördüğü o kişi belki de sizin için ‘hayırlı’ değildir.

BİR AŞK BİTER YENİSİ BAŞLAR

Kerem Bürsin ile Serenay Sarıkaya ilişkisi bitti ama bu onlar için dünyanın sonu değil. Elbette hayatlarına yeni birileri girecek. Bu vesileyle aşkla ilgili bazı gerçekleri hatırlatmak istedim.

1. “İnsan sadece bir kez aşık olur. Diğerleri onun taklididir” sözü sadece romanlarda güzel. Çünkü hiçbir doğruluk payı yok. İnsan defalarca aşık olma potansiyeline sahiptir. Sadece birine aşıkken başkasına aşık olamazsın. Yani bir aşk bitince, diğeri başlar.

2. “Ben aşka inanmıyorum” sözü de abesle iştigal. Aşk bir inanç sistemi değil ki inanasın ya da inanmayasın? Aşk fiziksel ve ruhsal etkileriyle kanıtlanmış bir duygu durumu. Senin inanmadığın şey aşkın sürüp sürmeyeceği.

3. “Bir daha kimseyi sevemem, kimse de beni onun kadar sevemez” sözü için söyleyeceğim bir şey var: Seveceksin ve sevileceksin. Üstelik daha çok sevecek, daha çok sevileceksin. Hiç kuşkun olmasın.

4. “Ben eşime her gün yeniden aşık oluyorum” sözü de doğru değil. Bir kişiye, yalnızca bir kez aşık olabiliriz. Tanıdıkça da severiz ya da sevmeyiz. “Ben eşime her gün hayranlık duyuyorum” sözü daha doğru.

5. “Mutlu aşk yoktur” herkesin dilinde. Aragon’un şiirinin adı. Savaş döneminde kendisinden çok uzakta olan sevgilisine yazmış. Mutlu aşk vardır. Hem zaten aşk dediğimiz şey insanları mutlu etmek için vardır.

6. “Çivi çiviyi söker” sözü aşk için asla geçerli değildir. Henüz içindeki aşk küllenmemişse hayatına sokacağın yeni insana yazık edersin. Çünkü onu yara bandı olarak kullanacaksın ve sonra çıkarıp atacaksın.

7. “En unutulmaz aşk, insanın ilk aşkıdır” yargısı da yanlıştır. Evet ilk aşk, insanın o duygularla ilk karşılaştığı zamandır. Ama kim bilir, daha sonra yaşayacağınız aşklar çok da unutulmaz, çok daha şiddetli olabilir.

8. “Seven insan kıskanır” sözü kadar saçma bir söz daha olamaz. Kıskançlık insanın doğasında var ama sevmenin ölçütü değil. En çok kıskanç olan insan en çok seven insan olarak görülemez. Aksine çok kıskanç biri seni sevmiyordur.

9. “Sevdiğimi söyleyemiyorum” diyen biri varsa hayatında bil ki yalan söylüyor. Sevgi dile gelir, mutlaka gelir. Söylemiyorsa, göstermiyorsa, seni sevmiyordur.

10. “Aşka vaktim yok” da ne demek? Randevuyla mı aşık olunuyor? Aşk kapıya geldiğinde onu geri çeviremezsin. Aşkı kontrol edemezsin. Kontrol edebildiğin duygunun adı aşk değildir.


Sıradaki haber yükleniyor...