İlişkilerde seviye belirleme ölçüsü: Tık

05 Mayıs 2018, Cumartesi 05:00
AA
Aslında her şey bilgisayar terminolojisinin günlük hayatta da kullanılmasıyla başladı. Hele hele akıllı telefonlar hayatımıza girince kullandığımız kelimeler iyice başkalaştı. Bu ‘bir tık’ dedikleri kaç santimetre ya da kaç gram bilinmiyor. Ama ‘tık’ artık bir ölçü birimi.

ESKİDEN NASILDI?

İlişkiler dünyasında da ‘tık’ seviye belirleme birimi oldu. Eskiden nasıldı? Önce bakışırdın. Sonraki aşamada tanışır, flörte başlardın. Derken, erkek çıkma teklif ederdi, o senin ‘çıktığın kız’ ya da ‘çıktığın çocuk’ olurdu. Ardından ‘ciddi düşünme seviyesi’ gelirdi. İlişkinin devamı gelecekse ‘ciddi’ denilen yolda ilerlenir ve evliliğe kadar gidilirdi.

Oysa şimdi ‘tık’lar konuşuyor. Geçenlerde uzun süredir yalnız olduğunu bildiğim bir kadın arkadaşıma “Var mı biri?” diye sordum. “Var” dedi. “Nasıl gidiyor ilişkiniz?” soruma ise, “İlişki denir mi bilmiyorum Arkadaşlıktan bir ‘tık’ ötesi ama sevgililiğin de bir ‘tık’ altı” diye yanıt verdi. Bir tık öte... Bir tık altı... Yani ne? Böyle bir ara geçiş formu yok ilişkilerde. Ya sevgilisin ya da değilsin. Ha, sevişiyorsunuzdur, başka da bir beklentiniz yoktur onu anlarım. Ama arada derede bir ilişki tanımı öyle ‘tık’ ile falan açıklanmaz.

MURAT BOZ-ASLI ENVER

Murat Boz ile Aslı Enver’in ayrılık sebebi de ‘tık’ olayı. Aslı Enver, iki yıldır birlikte olduğu Murat Boz ile ilişkisini ‘bir tık’ öteye taşımak istedi. O aşamadaki ‘tık’ tabii ki evlilikti. Ama Murat Boz bu talebe ‘tık’ bile demedi. Hayatını yaşamak istedi ve kaçınılmaz son geldi. Velhasıl sevgili okur, ‘tık’ senin düşmanındır. İlişkinin belirleyicisi aranızdaki duygulardır. O duyguları yaşamak yerine ‘tık’larla kafayı bozarsan ‘hık’ diye kalırsın.


1302 DEĞİL 10 MİLYON

Hülya Avşar’ın kendisinin çekip oynadığı ‘Selfi’ filmi gişede çakılmış, sadece 1302 kişi izlemiş. Hülya gereksiz bir iş yapmış, kendine yazık etmiş falan filan... Bu yorumların hepsi saçma. Çünkü bilgisizce yapılmış, dayanaksız. Sanki Hülya Avşar’ın ‘Selfi’ filminin gişe gelirine ihtiyacı var. Sanki sinemada kendini kanıtlamaya ihtiyacı var... Programına konuk olduğumda ona, “Her şeyi planlıyorsunuz değil mi?” diye sormuştum, “Elbette. Çünkü ben bir markayım, projeyim” cevabını vermişti.

1986’dan beri hayatımızda olan, her yıl en çok konuşulan ünlüler sıralamasında ilk 5’te yer alan, halen kendine ait TV programı olan, jüri üyeliği yapan, her magazin programında mutlaka haber olan Hülya Avşar’ın ‘Selfi’ filmi ile sinemada izlenmeyi amaçlamadığını bilmek için dahi olmaya gerek yok.

Google’a ‘Selfi Hülya Avşar’ yazınca tam 487 bin sayfa açılıyor. Sizce kaç kişi okumuştur bu haberleri? Ben size söyleyeyim, en az 5 milyon kişi. TV ve gazete haberlerini, sosyal medya paylaşımlarını da ekleyin. Yaklaşık 10 milyon kişiye ulaşmıştır bu film. Sinemada kimse izlemese ne yazar herkes izlese ne yazar? Bu film Hülya Avşar’ın zekasına ve tabii ki profesyonelliğine bir artı daha yazar.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.