İntihara güzelleme yazanlara cevap

18 Ekim 2014, Cumartesi 05:00
AA

Geçen perşembe sosyal medyada bir video dolaşmaya başladı. Bu aslında bir veda mesajı içeren bir videoydu. Videoyu çeken Mehmet Pişkin intiharından hemen önce çekmişti bu videoyu. Hayata yenildiğinden, mutsuzluğundan, incelikli düşünce tarzının bir türlü anlaşılamadığından söz ediyor ve yaşamaktan vazgeçtiğinden söz ediyordu. Mutsuzluğunun yarattığı çarkı bir türlü kıramadığını anlatıyordu. Mehmet Pişkin kendini öldürmeye karar vermiş ve bunu, çok iyi kullandığı sosyal medya aracılığıyla büyük bir kitleyle paylaşmıştı.

* * *
Ben öyle düşünmesem de “İnsanın kendi hayatına son vermesi kendi kararıdır” diyebilirsiniz. Ancak... Siz böylesine tartışmalı bir konuyu sosyal medyaya yayıp intiharınızı özendirici bir hale getirirseniz ben de “Dur bakalım” derim. Bu videoya özellikle Twitter’da nasıl güzellemeler yazıldığını anlatamam. Kendisinin de hayatına böyle son vermek istediğini yazanlar, Mehmet Pişkin’in yaptığını cesurca bulanlar, asil bir davranış şekli olduğunu anlatanlar... Geleneğimizdir, ölünün arkasından konuşulmaz. Ama kimse kusura bakmasın, özendirici olmasın diye intihar haberlerini yayınlamayan bir gazetenin yazarı ve yazı işleri müdürü olarak benim söyleyecek birkaç sözüm var...

* * *

İncelikli yaşam tarzının anlaşılamadığından yakınan ve intihar sebeplerinden biri olarak bunu gösteren insanın, böyle bir videonun insanları özendirebileceğini düşünmemesi mümkün mü? Veda etmek isteyeceği insanlar olabilir. En fazla böyle bir videoyu onlara göndermeliydi diye düşünüyorum. Bunu herkesin erişebileceği bir mecraya koyduğu an başka bir noktaya geçmiştir insan. Açıkçası ölümünden sonra konuşulmasını istemiştir. Twitter’da bazı kullanıcıların söylediği gibi “Bakın ben ne kadar da cesurum” demek istemiştir.

* * *

Lafı hiç uzatmadan söyleyeyim, intihar cesaret falan değil korkaklıktır. Geçenlerde bizim gazetede manşetti. Bir kadın kocasını kanserden kaybetmiş. Küçük kızı da kanser. Kocası tedavi olurken 10 bin lira borçlanmış. Ödeyemediği için 2 ay hapis yatmış. “Taksitle ödeyeceğim” sözü verince tahliye edilmiş. 500 liralık ilk taksidi ödeyememiş. Şu an hakkında yakalama kararı var, hapse atılacak. Bu kadın parasızlıktan evine tüp alamıyor, yemeğini komşuda pişiriyor. Yemek dediğime de bakmayın, hepsi hepsi haşlanmış patates. Yaşama umudunu hiç kaybetmemiş, hayatta kalmanın mücadelesini veriyor. Kimse kusura bakmasın, bu ve benzer hikayeleri gördükçe Mehmet Pişkin’in tercihini cesaret falan değil korkaklık olarak görüyorum.

* * *

Hayatımız boyunca hepimiz bir çok olayla karşılaşırız. Bazen yenildiğimizi, güçsüz kaldığımızı da hissederiz. Peki ne yapmalıyız, vaz mı geçmeliyiz? Bak ne diyor Nazım Hikmet; Diyelim ki hapisteyiz, yaşımız da elliye yakın, daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının. Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız, insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla yani, duvarın ardındaki dışarıyla. Yani, nasıl ve nerede olursak olalım hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...

* * *

Yani hanımlar beyler, aslolan yaşamaktır, gerisi laf-ı güzaftır.

Sıradaki haber yükleniyor...