Kardeşim değil, eşim olmalısın

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Türkiye’nin en çok tanınan cinsel terapistlerinden biriyle konuşuyorduk geçen gün. Konu, evliliğin cinsel hayatı nasıl bitirdiğiydi. Çiftlerin evlendikten sonra fanteziye kapalı cinsel yaşamlarının hayat kalitelerini düşürdüğünden söz etti terapist. “Kadınlar” dedi, “Cinsellikten vazgeçtiğinde eşlerini kaybetmemek için onlara cinselliklerini yaşayabilecekleri hoşgörüyü gösteriyor. Dışarıda cinsel arzularını tatmin etme konusunda alan açabiliyor. Hatta bunu açıkça söyleyenler bile var. Yani sesli ya da sessiz onay söz konusu. Erkek de eşiyle yaşayamadığı cinselliği bu onay doğrultusunda başkalarıyla yaşayabiliyor. Bu durum elbette düzeltilebilir. Ama genellikle kadınlar ortada bir sorun olduğunu bir türlü kabul etmiyor. Terapiste gitmediği için de sorun giderek içinden çıkılmaz bir hale geliyor.” 

*[[HAFTAYA]]

Eşler arasındaki cinsel uyumsuzluğun en büyük nedeninin iletişimsizlik olduğunu da söyledi terapist. “Çiftler hiç konuşmuyor” dedi, “Örneğin erkekte erken boşalma problemi varsa kadın bunu düzgün bir dille, örneğin, ‘Neyin var hayatım?’ şeklinde yapıcı olarak sorsa sorun o an çözülmeye başlayacak. Ya da kadın orgazm olamama durumunu net olarak anlatsa birlikte bu sorunun da üstesinden gelecekler. Bunu konuşmamalarının sebebi sadece utangaçlık değil, alınganlık da. Yani kadın, erkek erken boşaldığında bunu kendisine önem verilmemesi olarak yorumluyor ve darılıyor. Erkek de aynı şekilde. Konuşulmayan her sorun da olayı çok daha derin noktalara götürüyor.” Temas ettiği noktalar çok doğruydu. Bu köşede daha önce 17 yıldır birbirleriyle cinsel ilişkiye girmemiş ama evlilikleri devam eden çiftin öyküsünü yazmıştım, hatırlarsanız. İşte terapistin sözünü ettiği ‘derin nokta’ bu olsa gerek...

*

Evlilikte cinsellik bu kadar önemli mi peki? Evet önemli. Türkiye’de yılda ortalama 120 bin çift boşanıyor. En önemli boşanma sebeplerinden biri de cinsel uyumsuzluk. İşin gerçeği, cinsellik konusunda eksik olan çiftlerin evliliği ancak kağıt üzerinde yürüyor. Birbirlerini sevdikleri noktasında kimsenin kuşkusu yok. Ancak bu sevgi boyut değiştirmiş oluyor. Kadınlar eşlerini kardeşleri gibi, ya da anne oldularsa eğer, evlatları gibi sevmeye başlıyor. Erkekler de eşlerini ‘kutsal anne’ statüsüne yükseltip hiçbir fantezilerini hayata geçirmiyor. Doğal olarak cinselliği eksik olan çiftlerin yaşam kalitesi düşüyor, birbirlerine bakış açısı değişiyor. Oysa evlilikte kimse kimsenin kardeşi ya da evladı olmamalı. İnsan hiç sevmediği biriyle cinsellik yaşayabilir. Ten çeker, canı ister, kafası iyidir vs. Ama kardeş gibi ya da evladı gibi sevdiği biriyle bunu asla yaşayamaz. Bir başka deyişle evlilikte çiftlerin birbirini kardeş gibi sevmesi yerine hiç sevmemesi çok daha iyidir. Yazıya terapistin sözleriyle nokta koyalım. “Cinsellik evliliğin temel taşlarından biridir. Çiftlerin aralarındaki sevgi, cinselliği ö

Sıradaki haber yükleniyor...
holder