Yeşilçam filmi kurgusu gibi

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Duygu Acarsoy, Masterchef programındaki yarışmacılardan biridir. Bir gün yarışmaya morali bozuk bir halde çıkar. Jüri “Neyin var?” diye sorduğunda nişanlısının kendisini aldattığını öğrendiğini söyler. Bir kadın onu aramıştır “Nişanlın seni benimle aldatıyor” demiştir. Duygu da nişanlısını arayıp “Sen nasıl bir saçmalık yaptın?” deyip konuşmasına bile izin vermeden telefonu kapatır, nişanı atar. Birkaç gün sonra nişanlısı arar, “Seni aldatmadığımı ispatlayacağım” der. Duygu öğrenir ki; nişanlısının eski sevgilisi, bu mutlu çifti ayırmak için oyun yapmıştır.

Duygu nişanlısını affeder, evlilik hazırlıklarına yeniden başlar. Bu arada biz seyirciler de sonradan öğreniriz ki, Duygu daha önce Esra Erol’un programına telefonla katılır. O programda Duygu’nun ilkokul arkadaşı Merve vardır. Merve’yi eşi aldatmıştır. Ama meğerse Merve’nin eşi, Duygu’nun da eski eşidir.

Eski eşi, Duygu’yu Merve ile aldatmıştır. 1970’lerin Yeşilçam filmlerinde bu senaryonun benzerlerini çok gördük. Yıl olmuş 2020, demek hâlâ “Nişanlın seni aldatıyor, bir dost” diye arayanlar varmış. Hatta böyle bir telefon aldıktan sonra olayın iç yüzünü sorup soruşturmayan, böyle şeylere inanan insanlar da varmış. Ben ki, bu tür mutlu sonları severim, ama Duygu Acarsoy’un anlattıklarına inanamıyorum maalesef.

Belki de Duygu Acarsoy gerçekten aldatıldı. Nişanlısı yaptığı hatayı anladı, gelip özür diledi, Duygu da onu affetti. Kendi kararıdır, ister affeder, ister affetmez. Ama Duygu, Türkiye’nin en çok izlenen programlarından birinde “Nişanlım beni aldattı” deyince kendini bağladı. Yani “Ben şimdi bu adamı dümdüz affedersem tepki çekerim” diye düşündü, bu tatlı, minik, mutlu sonlu senaryoyu yazdı.

10 saniye düşün, öyle paylaş

Benim yorumum sadece kurgu, onu belirteyim. Böyle olmamış olabilir, olmuş da olabilir. Zaten burada mesele Duygu Acarsoy değil sadece. Mesele, son zamanlarda yaşadıkları anlık öfkeleri, sonradan pişman olacakları kararları sosyal medyada ya da televizyon programlarında düşünmeden paylaşanların, daha sonra geri adım atarken düştükleri komik durumlar.

Mesela, Ferman Toprak ile eşi Hilal Toprak’ın durumu... Hilal Toprak bir ay önce sosyal medyada “Biz boşanıyoruz” diye paylaşım yaptı, ertesi gün “Anlık bir durumdu, birbirimize aşığız, asla boşanma yok” dedi. Şimdi öğreniyoruz ki, Hilal Toprak “Eşim beni dövüyor” diye şikayetçi olmuş, darp raporu almış. Herhalde boşanma davasını açar. Gerçi yeniden barışırlarsa da pek şaşırmayacağımı söylemeliyim.

Sosyal medyada insanların özellikle ilişkileri, evlilikleri hakkında paylaşım yapmadan önce şöyle bir nefes almaları, en azından 10 saniye beklemeleri gerektiğini düşünüyorum. Çünkü yazdıklarınız sizi bağlar. Sonradan bunu çevirmeniz de çok zor olur. Üstelik eğer bir sorununuz varsa, bunu sosyal medyadan duyurmak yerine eşinizle, sevgilinizle konuşmanız gerekir.

Takipçilerinize bu sorunu duyurmakla ne elde ediyorsunuz? Bu tür davrananlar kabul etmese de, ne elde edildiğini hepimiz biliyoruz aslında. Bunun adına ‘etkileşim’ deniyor. Yani bir paylaşım yaptığınızda, gelen beğeni, yorum sayısı, ya da bu paylaşımdan sonra takipçi sayısının artması ‘etkileşim’ olarak adlandırılıyor.

Tamam da sırf etkileşim almak için ilişkinizi, evliliğinizi bu kadar gözler önüne sürmek doğru değil. İlişkiniz elden gittikten sonra takipçi sayınız artsa ne olur, artmasa ne olur. Takipçilerinize Yeşilçam senaryosu tadında hikayeler uydurmak yerine, ilişkinizi Yeşilçam senaryosu tadındaki romantizmle yaşamanızı öneririm.

Yazarlarımızdan

19 Ekim 2020, Pazartesi 13:35
19 Ekim 2020, Pazartesi 12:27
Sıradaki haber yükleniyor...
holder