Mehmet Yalçınkaya, nam-ı diğer ‘Mehmet Şef’, Türkiye’nin ‘yemek hafızası’ olan bir ustadır. Gazetemizdeki yazıları bir yemeğin sadece yapılışını değil, hikayesini, sofralara katacağı değeri de anlatır.

Mutfaktaki her ürünün ne kadar kıymetli olduğunu, bir tutam tuzun bile nasıl büyük bir önem taşıdığını aktarır. Çocuklara, doğaya, sokak hayvanlarına karşı duyarlıdır. Kendi restoranlarında ve ‘MasterChef’ programında artan yemeklerin sokak hayvanlarına verilmesini sağlar. ‘Sıfır atık’ prensibini belirlemiştir. Mehmet Şef’in jüri üyelerinden biri olduğu ‘MasterChef’ ise ülkenin yemek algısını değiştirmiş, herkesi kendi çapında bir şef haline getirmiş, en yemek yapmayana bile mutfağa girme hevesi vermiştir. Bu programın yarışmacıları ise dereceye girmeseler bile mesleklerinde çok önemli aşamalar kaydetmiştir. İlk 10’a bile giremeyen çok sayıda eski yarışmacının şu anda kapısında kuyruk olan restoranları var. Durum böyle iken, bu programda ‘Çağatay’ adlı yarışmacının, şefler bir başka yarışmacı ile ilgili konuşurken, oralı bile olmaması, elleri havada dans etmesi, başarısızlığının üzerini arkadaşlarına ‘Benim için hava hoş abi, dükkanım var, gelir yüzer yüzer ateşlersiniz’ sözleriyle kapatmaya çalışması terbiyesizliğin dik alasıdır. Mehmet Şef bu yarışmacıyı daha önce de uyarmıştı üstelik. “Seni son kez uyarıyorum” demişti. Buna rağmen böyle bir davranışla karşılaşmak Mehmet Şef’i çileden çıkardı. Mehmet Şef’in isyanı sadece jüriye yapılan saygısızlığa değil, programa, programın akışına, mutfağa, yemeğe ve Çağatay’ın kendi arkadaşlarına yaptığı saygısızlığa karşıydı. Bunu yapan insanın ‘terbiye eksikliği’ vardır ve elbette böyle birine de ‘terbiyesiz’ denir. Usta-çırak ilişkisinin ‘olmazsa olmaz’ bir durum yarattığı meslek seçmişsen, bunun gereğini yerine getireceksin. Getiremiyorsan da başka meslek mi yok, onlardan birini seçeceksin.

BU ÇOCUK SUÇA MI SÜRÜKLENİYOR?
Aksaray’da 14 yaşındaki bir çocuk patronunun otomobilini kaçırıyor, kız arkadaşını gezintiye çıkarıyor. Patronu ihbar edince de polis peşine düşüyor. Fakat bu çocuk ‘Dur’ ihtarına da uymayıp polisten kaçıyor. Yarım saat süren kovalamacanın ardından yakalanıyor. 14 yaşındaki bu çocuğun ehliyetinin olmadığını söylememe gerek yok sanırım. Hadi diyelim ki, otomobil kullanma hevesine kapıldı, bir cahillik yaptı, aracı kaçırdı. Para cezası falan, geçer gider, çocuk da ders alır, bir daha yapmaz. Ama bu çocuk, polise yakalandıktan sonra olay yerine gelen gazetecilere “Çekmeyin beni, Aksaray küçük yer, polisin olmadığı yerde illa ki denk geliriz” gibi tehdit cümleleri savuruyor. Utanma yok, pişmanlık yok, dayılanma var, tehdit var. O şimdi kendi akranları arasında bu cümleleri kullandığı için övünecek, güya kendi çapında ün edinecek. Çocukla ilgili sosyal medyada yapılan yorumlarda “14 yaşında böyleyse, ileride suç makinesi” gibi ifadeler kullanılmış. Umarım doğru çıkmaz. Çocuklara olan inancımı kaybetmek istemiyorum. Ama ‘suça sürüklenen çocuk’ tabirinin de yeniden ele alınması gerektiğine inanıyorum.

TAN TAŞÇI’DAN STAT KONSERİ
Harbiye Açıkhava’da en çok konser veren isim olan Tan Taşçı, bu sezon albüm hazırlığı nedeniyle bu sahneye hiç çıkmadı. Magazin Müdürümüz Suna Akyıldız’a verdiği röportajda, stat konseri vermeye hazırlandığını ima etti. Ve nihayet bunun tarihlerini de açıkladı. Tan Taşçı, 12 ve 13 Haziran 2026’da Beşiktaş Tüpraş Stadyumu’nda, yani bildiğimiz Dolmabahçe’de konser verecek. Kendisini bir kez Harbiye’de izlediğimde gerçekten çok beğenmiştim. Bütün seyircilerin neredeyse her şarkısına eşlik etmesi, sahnedeki ‘ayin’ ritüelleri çok etkileyiciydi. Şimdi çok daha büyük bir sahnede, çok daha kalabalık bir kitleye seslenecek. Ben de şimdiden o konseri merak etmeye başladım.
