Mehmet CoşkundenizMezuniyet törenleri
HABERİ PAYLAŞ

Mezuniyet törenleri

Boşanmış ünlülerin çocuklarının mezuniyet törenlerinde, anne-babaların bir araya gelmesi nedense abartılı bir şekilde haber oluyor.

Mezuniyet törenleri

Acun Ilıcalı - Melisa - Şeyma Subaşı

Acun IlıcalıŞeyma Subaşı, Hamdi Alkan- Canan Hoşgör, İbrahim Kutluay-Demet Şener, Mehmet Ali Erbil-Tuğba Coşkun, Gülben Ergen-Mustafa Erdoğan gibi isimlerin haberlerini gördüm mesela. Fakat bu garip değil ki? Asıl haber olması gereken şey, bu isimlerin çocuklarının mezuniyet törenlerinde bile bir araya gelmemiş olmasıdır. Birbirleri için iyi birer eş olamamışlardır, ayrılmışlardır. Anne-babalık ise öyle bir şey değil. Ebeveynlikten boşanamazsın. Ömür boyunca ebeveyn kalırsın. Ve ömür boyunca çocuğun için eski eşinle bir araya gelirsin. Bir çocuk için böyle önemli bir günde yanında anne-babasını görmesi kadar doğal bir şey yok. Bunu yapmayan ebeveynler de var mutlaka. “Annen geliyorsa ben gelmem” diyen babalar, “Baban orada, biz seninle sonra kutlarız” diyen anneler, çocuklarına büyük bir hayal kırıklığı yaşattıklarının farkında bile değiller. Hamdi Alkan dün X (Twitter) hesabında Maksim Gorki’nin şu metnini paylaşmış: “Uzayıp giden hayat yolunda, yolumuzun kesiştiği insanlar bizim için önemlidir. Yollarımızın kesiştiği insanlardan bir bölümü, arkadaş olarak hem hayatımızda hem de yüreğimizde yer eder. Yıllar sonra kimisi tebessümle hatırlanır, kimisi de acı bir yüz ifadesi ile...!” Bunu, evladının mezuniyet töreninde buluştuğu eski eşi Canan Hoşgör için yazıp yazmadığını bilemem. Ama boşanan annebabalara bir ders niteliğinde. Çocuğunuzun sizi ‘acı bir yüz ifadesiyle’ anmasını istemiyorsanız, ebeveyn olma sorumluluğunu yerine getiriniz.

Haberin Devamı

Mezuniyet törenleri

Deniz Akkaya

HAKLI ÇIKMAK

Deniz Akkaya, kızıyla ilgili ilk tartışmalarını sosyal medyadan duyurduğunda yaşadığı olayı anlamaya çalışmış, kısmen hak vermiş ama bu sorunu herkese açıklamak yerine, evladıyla konuşarak halletmesi gerektiğini yazmıştım. Geçtiğimiz günlerde Deniz Akkaya bir paylaşım daha yaptı ve kızının odasında şimdiye kadar hiç görmediği gizli bir telefon bulduğunu söyledi. Yani bir kez daha kızını ifşa etti. Bundan sonra aralarında anne-kız ilişkisi yeniden kurulabilir mi, emin değilim. Ama görünen o ki, Akkaya, bu tartışmada haklı çıkmak için eline geçen tüm argümanları ortaya sermekten çekinmiyor. Kimin haklı olduğunun hiçbir önemi yok oysa. Bir süre sonra sakince düşündüğünde “Yapmamalıydım” diyebileceği şeylerde, haklı çıkmak uğruna ısrar etmesi evladıyla arasındaki bağın bir daha hiç tamir edilemeyecek boyutta kopmasına neden oluyor ne yazık ki.

Haberin Devamı

ÖLDÜ MÜ KALDI MI?

Türk dizilerinde sezon finallerinin ölüm-kalım sahneleriyle bitmesi size de tuhaf gelmiyor mu? Tamam, bir sonraki sezon için merak uyandırmak zorundalar, seyirciyi kaybetmemek için “Acaba ne oldu?” diye sordurmak zorundalar ama sanki işin içinde başka bir iş var. Tutmuş bir dizi, bir sonraki sezon için onay aldığında oyuncular da ücretleri için zam pazarlığı yapar. Bu, sektörde bilinen bir gerçektir. Acaba diyorum, yapımcılar başrol oyuncularını öldü mü, kaldı mı sarmalına sokarak kendi pazarlık güçlerini mi artırıyor? Yani, “Çok fazla ücret istersen dizide seni öldürürüz, yeni oyuncuyla başlarız” diye bir mesaj mı vermek istiyorlar? Tabii bu durumda senaristleri de bu sisteme sokuyorlar. Onlara da “Son bölüme bir kaza koyun, oyuncunun ölüp ölmediği belli olmasın” diye manipüle mi ediyorlar? Sadece soruyorum.

Haberin Devamı
Sıradaki haber yükleniyor...
holder