'Öteki kadın'ın başına gelenler

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Evli bir erkekle ilişki yaşamak, ikinci kadın olmak kadınların ilk tercihi değil kuşkusuz. Aşağıda okuyacağınız öykü, böyle bir kadının yaşadıklarını anlatıyor.

* * *

Ben 13 yıl boyunca evli birinin hem çalışanı hemde sözde ikinci eşi olarak yaşadım. Nikahlı eşi bu durumdan hiçbir zaman gocunmadı, hiçbir zaman eşini kazanma mücadelesi vermedi. Aksine eşinin benim yanımda olması onu mutlu ediyordu. Çünkü rahatlığı, dışarılarda olmayı seviyordu. Hatta 40 yaşına geldiğinde üniversite okul bile kazandı ve kızıyla birlikte okudu. Bense 13 yıl boyunca sigortam bile yapılmadan o adamın hizmetini gördüm. Bir ev almıştı, bir de araba. İkisini de benim üstüme yapmadı. Kaçar giderim diye korktu hep. Bir maaşım vardı sadece, hepsi o kadar. Aileme bakmakla yükümlüydüm ve sesimi çıkarmadan çalışmaya devam ettim. Maaşımı biriktiriyordum geleceğimi garanti altına almak için.
[[HAFTAYA]]

* * *

Bir bayram arifesi, benim oturduğum eve geldi. Bayram boyunca görüşemeyecektik. Amacı birkaç saatlik bir kaçamak yapmaktı. Benim evimle, onun eşiyle oturduğu evin arası 800 metre kadardı. Birlikte bir kahve içtikten sonra seviştik. Yıllardır şeker hastasıydı. Hayatını inüsilin ile geçiriyordu. Bu nedenle cinsel açıdan da çok aktif değildi. Bunu ben pek dert etmiyordum. Sevişme bittikten sonra birden garip sesler çıkarmaya başladı. Hemen su verdim, elimle kalp masajı yapmaya çalıştım. Baktım olmuyor telefon sarıldım ambulans çağırdım. Sağlık ekibi geldiğinde iş işten geçmişti. Kalp krizi nedeniyle öldüğü belirlendi. Ben o kadar korkmuştum ki kapının önüne yığılıp kalmıştım. Bu arada olayı duyup eve gelenlerin hepsi ortak tanıdıklarımızdı. Eşine haber vermişlerdi. Eşi benim evime geliyordu. Tanıdıklarımız, “Şimdi tatsızlık olmasın. Eşi geldiğinde sen evden çık, sonra gelirsin” demişti. Beni bir arabaya bindirip ailemin yanına götürdüler. Yolda bayılmışım. Kendime geldiğimde aldığım haberle yıkıldım. Kadın, eşinin ölümüne hiç üzülmemişti. Daha cenaze bile evdeyken çilingir çağırtıp kilidi değiştirtmişti. Kullandığım arabanın anahtarlarını bulmuş, alıp götürmüştü. Daha da kötüsü yıllardır biriktirdiğim tüm takılarımı, paramı, çek defterimi alıp götürmüştü.

* * *

Öylece, üstümdeki ev kıyafetiyle beş parasız sokakta kalmıştım. Hiçbir şeyi kanıtlayamıyordum. Geceyi karakolda geçirdim, polislere yalvardım ama yardımcı olamadılar. Çaresiz, mahkemeye başvurdum. İlk mahkemede kadınla karşı karşıya geldiğimizde yüzündeki ifadeyi anlatamam size. Kadın resmen mutluydu. Kendine çok kuvvetli bir avukat tutmuştu. “Her şeyini aldım ama bunu asla kanıtlayamayacaksın” havasındaydı. Beş parasız kalınca ben tuttuğum avukata bile para veremez hale geldim. Önümüzdeki ay yine mahkememiz var. Avukatıma para ödeyemediğim için duruşmaya çıkar mı çıkamaz mı bilmiyorum. Şimdi ayakta kalma mücadelesi veriyorum. Bazı zamanlar katil olmayı bile düşündüm. Önce o kadını öldürecek, sonra canıma kıyacaktım. Allah korkusundan onu da yapamadım. Ben yıllarca yaptığım işte hiç kimsenin parasını çalıp çırpmadım. İnsanlar bana güvendi, paralarını teslim etti. Şimdi bu başıma gelen şeyin altından nasıl kalkacağımı inanın bilemiyorum. Y.T.

* * *

Bu öyküde bir aşk mı anlatılıyor yoksa kadın maddi çıkarları için mi o adamla birlikte oldu, yorumunu size bırakıyorum.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder