Ben ilişkilerde cevabı bilinmeyen soruların sorulmaması taraftarıyım. Yani birine “Beni seviyor musun?” diye soruyorsanız, o cevabın “Evet” olduğunu biliyor olmanız gerek. Ama işte, her zaman böyle olmuyor. Bazen bu soruya sadece gülümseyerek yanıt alabiliyoruz. Ya da “Ne o, şüphen mi var?” gibi bir soru cümlesiyle. Ya da kendinden çok emin bir tavırla yanıt veriyor o kişi, “Tabii ki çok seviyorum, sormana bile gerek yok...”
ŞÜPHE SORU SORDURUR
Ama zaten böyle bir sorunun sorulma sebebi insanın içindeki şüphedir. Bu soruyu sorana kadar geçen zamanda hisleriniz bazı şeylerin yolunda gitmediğini göstermiştir. Verilen cevaplar sizi tatmin etmez, sizin hissettiğinizle onun söylediği arasında görünmez bir boşluk vardır. Bir insanın aşık olmadan aşıkmış gibi davranması, inanın bana çok sık rastlanan bir durum. “İnsan neden böyle davranır?” sorusunun birden fazla yanıtı var. Sizi başka türlü elinde tutamayacağını düşünmektedir mesela. Ya da çok eşlidir, herkese karşı aynı rolü oynamaktadır. Peki bu rol ne kadar sürdürülebilir? Daha önemlisi, bu rolü oynayan kişi nasıl anlaşılır?
ELE VEREN DAVRANIŞLAR
Aslında bu kişiler, farkında olmadan kendilerini ele verirler. Dikkatli bakıldığında bazı davranış kalıpları neredeyse her zaman ortaktır
TUTARSIZ İLGİ: Bir gün yoğun sevgi gösterileri, ertesi gün mesafe. Duygular değil, durumlar belirler davranışı.
YÜZEYSEL SOHBETLER: Derin konulara girmez, duygusal paylaşımdan kaçınır. Konuşmalar hep gündelik kalır.
GELECEKTEN KAÇINMA: Ortak planlar konuşulduğunda konuyu değiştirir ya da belirsiz cevaplar verir.
ZOR ZAMANLARDA YOKLUK: İyi anlarda var, ama gerçekten ihtiyaç duyduğunuzda ortada yoktur.
MEKANİK TEMAS: Sarılmalar, öpücükler içten değil, adeta görev gibi yerine getirilir.
ÖNCELİK VERMEME: Sizi hayatının merkezine koymaz; siz hep ‘uygun bir zaman’a sıkışırsınız.
ELEŞTİRİYE KAPALI SAVUNMA: Hislerinizi dile getirdiğinizde anlamaya çalışmak yerine savunmaya geçer.
EMPATİ EKSİKLİĞİ: Sizi dinler gibi yapar ama gerçekten anlamaya çalışmaz.
SÖZ DAVRANIŞ UYUMSUZLUĞU: “Seni seviyorum” der ama bunu destekleyen davranışlar zayıftır.
ALTERNATİF KAPILARI AÇIK TUTMA: İlişki içindeyken bile başka ihtimalleri tamamen kapatmaz. Bu maddeler tek başına kesin hüküm değildir elbette. Ama birkaçı sürekli tekrar ediyorsa, ortada bir duygu eksikliği olma ihtimali güçlenir. Çünkü gerçek sevgi, detaylarda kendini belli eder; rol ise detaylarda dağılır.
FARK EDİLEBİLİR
Peki biz bunları fark edebilir miyiz? Evet, ama çoğu zaman görmek istemeyiz. İnsan sevdiğinde, karşısındakinin potansiyeline aşık olur; gerçeğine değil. İçimizdeki o küçük ses “Bir şeyler eksik” dediğinde, onu susturmayı seçeriz. Oysa o ses, çoğu zaman en dürüst rehberdir. Diyelim ki gördünüz, fark ettiniz. İşte asıl sınav burada başlar. Çünkü bu tür insanlar genellikle inkâr eder. “Sen büyütüyorsun”, “Her şey normal” diyerek meseleyi geçiştirirler. Böyle anlarda yapılması gereken, suçlamak değil, net olmaktır. Hislerinizi açıkça ifade etmek. “Ben bu ilişkide kendimi değerli hissetmiyorum” diyebilmek. Bu cümle bir tartışma değil, bir gerçeğin ilanıdır
GERÇEĞİ KABULLENMEK
Ama şu da bir gerçek: Kimseyi gerçekten sevmeye ikna edemezsiniz. Sevgi bir karar değil, bir histir. Ve yoksa, yoktur. Bu yüzden bazen en sağlıklı adım, gerçeği kabullenmek ve kendinizi o eksik duygunun içinde tüketmemektir. Çünkü bazen insan, karşısındakinin söylediklerinden çok, hissettirdiklerine inanır. Aşk rol kaldırmaz. Ve rol yapan, eninde sonunda repliğini unutur.
