Mehmet Coşkundeniz Sevilmeyi mi yoksa sevmeyi mi seçmeli?
HABERİ PAYLAŞ

Sevilmeyi mi yoksa sevmeyi mi seçmeli?

Çeşme'nin en güzel mekanlarından birinde eğlencenin doruğa çıktığı saatlerdeydik. Stantlardan binde bir adamın yanında gördüm onu. Adamın keyfine diyecek yoktu, müziğin ritmine kendini kaptırmış sallanıyor, önündeki kadehlerden biri boşalıyor diğeri doluyordu. Kadın ise pek kaptıramamıştı eğlenceye kendisini. Stantta dirseklerini koymuş, başını ellerinin arasına almış etrafı izliyordu. Aralarında bir sorun olduğunu bilmek için kahin olmaya gerek yoktu. 

“O BANA ÇOK AŞIK”

Aslında ben bir süre sonra o çiftin, kadının isteğiyle mekanı terk edip gideceğini düşünüyordum ama öyle olmadı. Gecenin neredeyse sonuna kadar kaldılar. Müzik yavaşlayıp, insanlar yavaş yavaş toparlanmaya başladığında yanıma geldi, "Siz şu ilişki yazarısınız değil mi?" diye sordu. Başımı sallayıp "Merhaba" dedim. "Çok vaktinizi almayacağım sadece bir sorum var. İnsan sevmeyi mi yoksa sevilmeyi mi seçmeli?" dedi.

"Ben buna çok basit bir cevap verebilirim ama bu sizi tatmin etmez, biliyorum. Bana hikayenizi anlatır mısınız?" dedim. "Yanımdaki erkek" dedi, "Bana aşık ama ben aynı duyguları taşımıyorum. Evet onunla beraberim çünkü beni çok seviyor. Onun sevgisi ve ilgisi yürütüyor ilişkimizi. Aslında bu konuyu da konuştuk. 'Neden beni sevmiyorsun? Neden bana aşık değilsin?'  diye sordu ama ben sadece 'Bunun nedeni yok' diyebildim. Aşık olmanın ya da olmamanın nedeni olmaz diye biliyorum, yanlış mıyım? Aşıksan aşıksındır birine o kadar. Benim ona aşık olmamam beni kötü biri yapmaz ki? Aşk anlıktır ve o anı yakalarsan doğar."

BENZERİNİ YAŞAMIŞTIM

"Tespitlerin çok doğru" diye araya girdim, "Sana kendi hikayemi anlatayım. Yıllar önce ben de aynı şeyi yaşadım. Okuldaki o mavi gözlü kıza sırılsıklam aşıktım. Birlikte çıkar dolaşırdık hatta zaman zaman aşıklar gibi el ele bile tutuşurduk. O benim ona aşık olduğumu bilirdi ama bana açıkça  “Seninle çok iyi dostuz ama ben sana aşık olamıyorum” derdi.

Bense hep aynı umutla bir gün bana aşık olmasını beklerdim. Meğer olunmazmış, meğer aşk öyle zamana falan bağlı değilmiş. Derken gitti bir gün ve çok daha sonra döndüğünde bir başkası vardı artık hayatında. Ben bir dost olarak bile birlikte olamayacaktım onunla. Gerçeği algılamam çok zaman aldı. Gerçek şuydu: Hiç kimseyi kendine aşık edemezsin. O aşık olursa olur. Olmuyorsa, sen ağzınla kuş tutsan faydası olmaz."

TEHLİKELİ BİR DURUM!

"Tam da sizin yaşadığınız şeyi yaşıyorum aslında" diye devam etti kadın, "O ümitle bir gün benim ona aşık olmamı bekliyor. Yaptığı jestleri size anlatamam. Ben bu ilişkiyi 'gittiği yere kadar' mantığıyla devam ettiriyorum."

"İşte bu tehlikeli bir durum" dedim, "İnsan birine aşık değilse, başkasına aşık olma potansiyelini taşır. Bu potansiyelin ne zaman gerçeğe dönüşeceğini bilmemiz de imkansızdır. Mesela şimdi şuradan çıkarken gördüğün birinden etkilenebilirsin. Yarın markete gittiğinde biri dikkatini çekebilir. Asıl mesele böyle bir şeyle karşılaştığında ne yapacaksın? O zaman seni deli gibi seven bu erkeğin ilgisi ve jestleriyle onu sevmeden bu ilişkiye devam mı edeceksin? Yoksa hiç tanımadığın, neyle karşılaşacağını bilmediğin ama kalbinin deli atmasına sebep olan o erkeği mi seçeceksin?"

İNSAN KENDİNDEN EMİNDİR

"Bir dakika" dedi, "Soruyu ben sordum ama şimdi siz bana soruyorsunuz. Bilsem gelmezdim ki yanınıza."

"Sevginin ölçütü nedir? Belki bu herkes için değişir. Ama kimin seni ne kadar sevdiğinden asla emin olamasın. Çünkü bu senin kontrolünde değildir. Bir başkasının duygularının yoğunluğunu tam olarak kestirebilmen mümkün değildir. Evet o sana sevgisini göstermeye çalışır sen de bunlardan yola çıkıp 'Beni çok seviyor' diyebilirsin. Ama kesinlik yoktur işin içinde. İnsan ancak kendi duygularından kesin olarak emindir. Yani birine "Aşığım" diyorsan öylesindir. Üstelik onun aşık olup olmama durumunu da önemsemezsin. Tıpkı erkek arkadaşın gibi. Bak o kendi sevdiğini seçmiş. Seni seviyor ve senin onu sevmeme durumun bile onu engelemiyor. Şimdi söyle bana, erkek arkadaşın sevmeyi mi sevilmeyi mi seçti?"

DUYGULARIN ROLÜ

Olayı anlamıştı, sevilmek elbette çok güzel bir şeydi ama insan her zaman kendisini seveni değil, kendi sevdiğini seçerdi. "Teşekkür ederim" dedi, "Sanırım ona artık fazla ümit vermemeliyim. Çünkü son zamanlarda 'Seni benim kadar sevecek kimseyi bulamazsın' demeye başladı. Bu da beni korkutuyor."

"Karar senin" dedim, "Duygularımız her seçimimizde rol oynar. Duygularını yok sayarak sadece mantıkla yapacağın seçimler seni eninde sonunda mutsuz eder."

Mekandan çıkarken gördüm onları, kapıda birbirlerine sarıldılar ve birlikte yürüyüp araçlarına bindiler. Bu bir veda sarılması mıydı yoksa kadın "Devam" kararı mı almıştı? anlayamadım. Ama bu konuşmadan sonra ilişkisinde hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını anlamıştım.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder