Yalnızlık tercih mi yoksa zorunluluk mu?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

En son 3 yıl önce bir ilişkim vardı. Kötü de bitmedi, gayet anlaşarak ayrıldık. Daha sonra hayatımda kimseyi istemedim. Benimle ilgilenenler, önümde diz çöküp evlenme teklif edenler bile oldu ama kabul etmedim. Yalnızlığı sevdim, böyle mutluyum. Fakat bunu arkadaşlarıma anlatamıyorum. Kimseyi bulamadığımı düşünüyorlar. Oysa bu benim tercihim. Bunu onlara anlatır mısınız? EBABİL

Bazı bilim adamlarına göre; kendi başına olma kapasitesi gelişmiş insanların yalnızlığı yıkıcı olmuyor, tam tersine yararlı ve üretici bir deneyime dönüşebiliyor. Ama bu kapasite gelişmemişse yalnızlık yıkıcı bir duruma dönüşüyor. Yalnızlık bazen ihtiyaç, bazen tercih, bazen de zorunluluk. Yalnız kalma isteği dinlenmek, sakinleşmek, kendine yatırım yapabilmek, konsantre olmak için olabilir. Yıkıcı bir biçime dönüşmesi kişinin kendini her şeyden soyutlaması ve yalıtmasıyla olur. Çok uzun süren yalnızlıkların insanın ruh ve beden sağlığını olumsuz etkilediği de bir gerçektir. Şu an bir tercih olarak görünse de ileride zorunluluğa dönüşebilir.

YARIM KALAN AŞKLAR NEDEN UNUTULMAZ?

32 yaşına gelmeme rağmen lise aşkım hep aklımda. Birçok erkek arkadaşım oldu ama kimse onun yerini tutmadı. Ayrı üniversiteleri kazandığımız için ayrılmak zorunda kaldık. O evlendi, ben evlenmedim. Hiç görüşmüyoruz. Bazen sosyal medya hesaplarını gizlice takip edip ne yaptığına bakıyorum. Bundan kendimi alamıyorum. Ben neden onu unutamıyorum? SAKİN

Rus bilim kadını Bluma Zeigarnik bu durumu, “Tamamlanmamış şeyler/ olaylar/durumlar, tamamlanmış durumlara göre daha fazla hatırlanır” diye açıklamıştır. İnsan aklı hep o yarım kalan şeylere takılı kalır. Çünkü zihnimiz o şeyi tamamlamak ister. Sonuca gidilmemiştir, rahatlama yaşanmamıştır. Eski sevgilinin unutulmaması işte tam da bu nedenledir. Özellikle ayrılığın ilk zamanlarında zihin hep onunla meşguldür. Ama zaman unsuru devreye girer. Bir süre sonra eskisi kadar hatırlanmaz olur. Lise aşkınızla bugün bir araya gelseniz ilişkinizin pek de fazla uzun ömürlü olmayacağını söyleyebilirim. Çünkü tamamlanacak ve eskisi kadar cazip olmayacak.

ALDATTIĞINI KANITLAYIP YÜZÜNE ÇARPACAĞIM

Sevgilim beni aldatıyor. Hâlâ birlikteyiz çünkü ben kanıt bulamıyorum. O kanıtı bulup yüzüne çarpana kadar da birlikte olmaya devam edeceğim. Adam öyle dikkatli ki, her önlemi alıyor. Ben aldattığını, diğer kadından öğrendim. Kadın bana fotoğraf bile attı ama sevgilim bunun montaj olduğunu söylüyor. Kadınla birlikte karşısına çıkmaya karar verdik. Bakalım o zaman ne yapacak? BEREN

Neden kendini böyle gergin bir durumun içine sokuyorsun? Ayrılmayı zaten kafana koymuşsun, başka bir kadın da sana istediğin kanıtları sunmuş. Öyleyse bekleme. Kanıtları yüzüne çarparak sadece kendi intikam hissini tatmin etmek istiyorsun. Peki ya geçen zaman? Yaşadığın stres? Aldatma elbette bir ayrılık nedenidir. Bu kadar şüphenin olduğu bir ilişkinin sağlıklı yürümesi zaten imkansız. O kadınla birlikte karşısına çıktığınızda söyleyeceği sözler de seni tatmin etmeyecek. Ama sen galiba ‘aldatma’ kanıtı değil, seni bu ilişkiye bağlayacak bir kanıt arıyorsun. Yani istiyorsun ki, o kadın yalancı çıksın, sen de ilişkine devam et.

SEVGİLİM SÜREKLİ GEÇMİŞİMİ SORGULUYOR

Altı aydır birlikteyiz. Tanışma evremizden beri sevgilim sürekli geçmişimle ilgili sorular soruyor. Ben de makul bir şekilde cevap veriyorum. Ancak bunu abartmaya başladı. Öğrendiği şeyleri aleyhime kullanmaya başladı. Örneğin, “Senin gibi birinin o insanla nasıl birlikte olduğunu aklım almıyor” diyor. Hatta daha da ileri gidip o kişilerin kendisinden iyi olup olmadığını soruyor. ŞEYMA

İlişkilerde geçmişi merak etmek ayrı, sorgulamak ayrı şeydir. İnsan hayatına aldığı kişinin her şeyini merak eder, sorar, öğrenmeye çalışır. Asıl amaç onu daha yakından tanıma isteğidir, dana yakın bir bağ kurmaktır. Oysa sorgulamak, senin verdiğin örnekte de olduğu gibi içinde yargılamayı da barındırır. Yani senin kafasındaki şablona uyup uymadığını merak etmektedir. Üstelik bu tür sorgulamalar ne yazık ki hep cinsellik üzerinden yapılır. Buna asla izin vermemelisin. Senin hayatın, sana aittir. Yaşanmışlıkların bugünkü seni oluşturmuştur. Kimse bunu sorgulayamaz, yargılayamaz. Sevgilin de olsa, eşin de olsa böyle bir şeye kimsenin hakkı yoktur.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder