Acun Ilıcalı'nın yol arkadaşı MasterChef'in gizli kahramanı: İrem Kanan

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Bu hafta sizleri İrem Kanan ile tanıştıracağım. Kendisi, Acun Ilıcalı’nın yol arkadaşı ve MasterChef’in gizli kahramanı. Hikayesini onun ağzından dinleyin…

Bize kendinden bahseder misin?

1996-1997 yılında Star TV’de işe başladım. 1998-1999 yıllarında ise Show TV’ye geçtim. Şansal Büyüka ve Can Tanrıyar ile çalışma fırsatı buldum. Orada büyük bir aileydik. Ekip olmayı öğrendik. İyi bir okuldu bizim için. O dönem Acun Ilıcalı’yla aynı ekipteydik. Aynı ortamlarda çalışma fırsatı bulduk.

Acun, hepimize abi oldu. Yol gösterdi. O dönem aynı işi yapan meslektaşlar olarak asker arkadaşı gibiydik. Pek çok anı birlikte yaşadık. Şansal Büyüka ve Can Tanrıyar ayrılınca ekip ikiye bölündü. Ben de askere gittim. Askerden sonra ne yapacağımı bilemezken, 2006 senesinde Acun beni aradı; “Survivor çekiyoruz, gel” dedi. Bir anda kendimi Panama’da buldum. Kısa bir macera derken, o gün bugündür birlikteyiz.

Çalışma ekibini kendi ailenden daha çok görüyor olmalısın…

Senenin büyük bölümünde birlikteyiz. 10 yıldır neredeyse her yıl iş için yurt dışındayız. Evdekiler de o kadar uyumlu ki bu duruma alıştılar. Bazen gece 23:00’da ofise gidip sabah 06:00’da dönüyorum. Sonra 11:00’da yine ofise. Eve gidip çocukları görüyorum, sonra tekrar ofise. Farklı bir yaşam nasıl olur, sahiden bilmiyorum. İşimi çok seviyorum ve başka bir yaşam tarzını aramıyorum.

İş olmayınca boşlukta hissediyorum kendimi. Şirket olarak birlikte ekip tatillerimiz oluyor. Güzel vakitler geçiriyoruz tatillerde. Ancak bu sene çok yoğun geçti. Pandemi yüzünden üç ay Dominik’te kaldık, kıpırdayamadık. Ordaki iş güzeldi ve zaman hızlı geçti. Döndük ve MasterChef başladı.

Uzun yıllardır aynı işi yapıyorsun. O günden bugüne neler değişti?

Güzel çalışmalar gerçekleştirdik. Survivor’ın ilk zamanlarında internet bile kısıtlıydı. Bilgisayardan MSN’e bağlanmak için adalarda internet arıyorduk. Ancak iki-üç dakika ailelerimizle görüşebiliyorduk. Şimdi her yerden her şekilde erişim mümkün. Şu an iletişim mezunu arkadaşlarımızın çokluğu, sektörün darlığı ve mezun arkadaşların bir an önce bir yerde olma telaşı pek çok şeyi geçmişten farklı kılıyor.

Ben çok daha gençken masanın altında yatıp sabah montaja yetiştiğim, bir şey öğrenmek için çay taşıdığım zamanlar oldu. Genç arkadaşlar ne yapacaklarsa, işi iyice öğrenmek ve yaptıkları işte fark yaratmak zorundalar. Severek yapılan iş, başarıyı getirir.

Hayatımda basketbolun çok önemli bir yeri vardı. Çok severek yaptığım spordan bir anda koptum ve yol ayrımında iletişim fakültesini seçtim. Şu an geriye dönsem aynı yolda yürürdüm. Çünkü yaptığım işi çok severek yapıyorum.

MASTERCHEF’TE KENDİ DÜKKANINI AÇAN BİRİ GİBİ GÜNE BAŞLIYORUZ

MasterChef’in başarısını nasıl değerlendiriyorsun?

MasterChef kar topu gibi büyüyor ve heyecanımız sürüyor. İlk sene dış yapım olarak başlayan MasterChef, şimdi iç yapım olarak ve büyüyerek devam ediyor. Acun, bu programı bana ve Bilgin Arslan’a emanet etti ve bizim için buna layık olmak çok önemli. Emek verdiğimiz şeylerin büyük bir başarı ile geri dönüşünü almak bizi çok mutlu ediyor. Büyük bir aile olduk burada.

Arkada çalışan 70 kişi var. Büyük bir emek ve sevgiyle çalışıyorlar. Acun bana bu görevi verdikten sonra ilk hedefim, bu projeyi altı-yedi sene en mükemmel şekliyle, sürekli yeniliklerle besleyerek yapmak. Yaptığım işi hakkıyla yapmak istiyorum. Acun’un emanetini en güzel yerlere taşıyacağım. Bunun için de geçmişte ondan öğrendiğimiz o ekip ruhunu MasterChef’te yaratıyoruz.

Bir emaneti bu kadar içtenlikle sahiplenmen ne güzel…

Artık MasterChef ailesi olduk. Bunun için ekibin çok iyi olması önemli. İç yapımlar müdürümüz Bilgin Arslan, Furkan, Şenol, Erhan ve Ceren… Hepsi de saat kavramı olmadan çalışıyor. Mesela Behçet, 1997 yılında birlikte çalıştığımız kameraman arkadaşımızdı ve şu an MasterChef’in yönetmeni.

Hayatta büyüklerimizden ne öğrendiysek, aynılarını MasterChef’e uygulamaya çalışıyoruz. Birlikte yiyoruz, eğleniyoruz ve bu aile hayatımızı işimizde sürdürüyoruz. Bizim mesaimiz yok. Her sabah kendi dükkanını açan biri gibi güne başlıyoruz. Başarı da böyle geliyor. Şeflerimiz de bazen gece yarısı arayıp sürekli fikir üretiyorla

ANNEMİN DOMATESLİ PİLAVINI VE ETLİ YAPRAK SARMASINI TEK GEÇERİM

Yemek seçer misin yoksa her şeyi yer misin?

Yemek konusunda yeniliklere açığım. Her şeyi deneyimlemeyi seviyorum ama nihayetinde bir seçim yaparken damak tadıma uygun olanı tercih ediyorum. Örneğin; menemen yapıldığında biz de ekip olarak arkada tüm yapılan menemenleri deneyimledik. Hepimiz Esra’nın tabağını açık ara önde bulduk. Bazen kazanan çok net oluyor ancak seçim yapmak kolay değil. Şeflerimizin işi sahiden çok zor.

Favori yemeğin var mı?

Anneme gittiğimde yemeyi tercih ettiğim şey; domatesli pilav ve etli sarmadır. Tek geçerim! Çok şanslıyım ki, eşim de müthiş bir aşçı. Eve geliyorum dediğimde bir saatte şahane yemekler yapıyor. Çok lezzetli ve inanılmaz hızlı üretiyor. Buzdolabımızda sürekli yöresel, organik ve mevsimine göre taze ürünler olur. Çocuklarım ve ben bu konuda çok şanslıyız. Doğal beslenmeyi ve Ege mutfağının hafif ürünlerini çok seviyoruz. Ben iş icabı dışarda çok yediğim için ev yemeği benim için çok kıymetli.

Acun’la dünyanın her yerinde farklı lezzetler tattık

Acun’la pek çok şahane deneyim yaşadık ve deneyimledik. Tabi yemek olayının bu kadar içinde değildim. MasterChef, başka bir pencere açtı bize. Acun’la dünyanın her yerinde farklı lezzetler tattık. Yeni şeyler öğreniyoruz. İnsanlar Türkiye’de ne tüketiyor, hangi bölgelerde ne yeniyor, araştırıyoruz.

Diğer yandan programda yapılan yemeklerin, gece yarısı bile olsa esnafın satışını ne kadar artırdığını görüp yarattığımız fayda için memnuniyet duyuyoruz. Programda çiğ köfte yapılınca, çiğ köfteciler satış rekoru kırıyor ya da aynı şekilde ıslak hamburger. Bir yere gittiğimizde esnaf bize teşekkür ediyor ve bu çok mutlu edici bir durum.

MERAK EDİYORUM DA...

Pandemi günlerinde hepimiz eve kapandık ve pek çok mutfakta yepyeni şefler ortaya çıktı. Ünlüler, hiç aklımıza gelmeyen sanatçılar pişirdiler taşırdılar. Bir dönem sosyal medyada gündemi belirleyen en önemli şey de bu oldu.

Gerçekten bu süreçte hepimiz gibi ben de merak ediyorum; Cumhurbaşkanı’mız ve devlet temsilcilerimiz stres atmak için hiç mutfağa girdiler mi? Girdilerse neler yaptıklarını sahiden bilmek isterdim.

ANADOLU SOFRASI ÖZEL BİR KÜLTÜRDÜR

Bir toplumun yiyecekleri, yiyecekleri sunduğu kaplar, yiyeceklerin hazırlanmasında kullanılan yöntemlerin tamamı yemek kültürünü oluşturur. Türk yemek kültürü, sofra adabı ile başlar. Bir sofranın hazırlanması kadar sofraya gösterilen hürmet çok önemlidir.

Sofraya eller yıkanarak oturulur, birlikte yemek yemenin asıl kuralı sofrada takınılan terbiyedir. Açgözlü olmadan, karşıdakinin kaşık hakkının önüne geçmeden yemek yenmelidir. Yer sofraları hâlâ Anadolu’muzun vazgeçilmezidir. Sofra, ailenin kaynaştığı ve günü paylaştığı en önemli buluşma noktasıydı eskiden.

Yemeği hazırlayanın yemeği tadan ile buluştuğu sofralar, kıymetli anlarımızın toplam noktasıdır. Bir toplumun gelişmişliğini bu sofralarda yenilen yemeklerden, bunları tüketme biçimine kadar pek çok şey belirler. Dolayısıyla Anadolu’muzdaki sofra kültürümüzü ve sofraya olan saygımızı asla yitirmeyelim. Yeni nesillere bunun önemini tekrar tekrar anlatalım.

MANTAR ÇORBASI

MALZEMELER:

  • Mantar 350 gr.
  • Limon bir adet
  • Tereyağı 25 gr.
  • Zeytinyağı 20 gr.
  • Un 30 gr.
  • Süt 200 ml.
  • Su 400 ml.
  • Tuz
  • Karabiber
  • Taze fesleğen

YAPILIŞI:

  • Mantarların üzerindeki zarı soyup temizliyoruz.
  • Daha sonra küçük parçalar halinde doğruyoruz.
  • Tencerenin içinde bir limonun suyunu ekliyoruz ve mantarların üzerini geçecek kadar su ile birlikte kaynatıyoruz.
  • Başka bir tencerenin içinde yağları eritip ısıtıyoruz.
  • Üç yemek kaşığı unu ilave edip kavuruyoruz.
  • Rengi hafif değişince sütü ilave ediyoruz.
  • Üzerine suyu, tuzu ve karabiberi ekliyoruz.
  • Ardından süzdüğümüz mantarları da ekliyoruz.
  • Kaynayana kadar pişiriyoruz.
  • Çorbamız piştikten sonra fesleğen, zeytinyağı ve tuzu blender yardımı ile çekiyoruz.
  • Tabaklara koyduğunuz çorbamızın üzerine fesleğen yağını damlatıyoruz.

TÜRK KAHVELİ HELVA SUFLESİ

MALZEMELER (4 KİŞİLİK):

  • Tahin helvası 400 gr.
  • Kaymak 150 gr.
  • Türk kahvesi 15 gr.
  • Limon bir adet
  • Lime bir adet
  • Limonlu dondurma 60 gr.

YAPILIŞI:

  • Tahin helvasını bir kap içine rendeleyiniz.
  • Lime’ın dış kabuğunu aynı kap içerisine rendeleyiniz.
  • Kaymağı ilave ediniz.
  • Bir adet limon suyunu sıkın ve kap içine ilave ediniz.
  • Türk kahvesini ilave ediniz.
  • Ürünleri iyice karıştırınız. Karışan ürünleri blendere alınız, tüm ürünlerle birlikte yoğunlaşana kadar blenderde karıştırınız.
  • Hazır olan karışımı cam, toprak ya da seramik ısıya dayanıklı bir kap içine alınız.
  • Önceden 180 derece ısıtılmış fırında sekiz dakika pişiriniz.
  • Ufak bir kap içinde limonlu dondurma ile servis ediniz.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder