Yılın ahisi seçilen 82 yaşındaki Hacim Kulalı: Terzi olmam Oxford'u bitirmek gibi bir şeydi

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Uşak’ın Takmak köyünde dünyaya geldi. Çiftçilikle uğraşan ailesinin aksine o, sanatkarlığa meraklıydı. 14 yaşında ustasının yanında eline aldığı iğne ipliği, 66 yıl boyunca bırakmadı. Yıllarca hiç para almadan çıraklık yaptı. Namazgah’ta ilk dükkanını açtığında 25 yaşındaydı. Zeki Müren’den Bergen’e pek çok ünlü isme kıyafetler dikti. 82 yaşında olmasına rağmen her sabah 07.30’da dükkanını açıp dikiş dikmeye devam eden terzi Hacim Kulalı, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nin (İESOB) düzenlediği Ahilik Haftası etkinlikleri kapsamında bu yılın ahisi seçildi. “Bu gidişle dükkanımda öleceğim” diyen Hacim usta ile mesleğin inceliklerini ve eski İzmir’i konuştuk.

BABAMIN MESLEĞİ OLAN RENÇBERLİĞİ TERCİH ETMEDİM

Aslen nerelisiniz, terzilik baba mesleğiniz mi?

1939 yılında Uşak Eşme Takmak köyünde doğdum. Baba mesleğim rençberlik. Durumumuz iyiydi, hayvanlarımız vardı, toprağımız boldu. Altı kardeştik; hepimizin görevleri belliydi. Babam hepimizin toprakla, ticaretle uğraşmasını istedi. Bu nedenle okutmadı. Fakat ben rençberliği sevmiyordum.

Benim, kardeşlerimin arasından terzi olarak çıkmam OXFORD’u bitirmek gibi bir şeydi. 14 yaşındayken bir gün terziye gittim. Orada ustamın yaptıkları çok ilgimi çekti. Elime iğneyi 66 yıl önce aldım, bir daha da hiç bırakmadım.

HİÇ PARA ALMADAN ÇIRAKLIK YAPTIM

İzmir’e ne zaman geldiniz?

Terziliğe Eşme’de başladım, 1953 yılında İzmir’e geldim. Amcam Basmane’de Toros Otel’in sahibiydi. Onun aracılığıyla Cemal Tokay ustamın yanında çırak olarak terziliğe devam ettim. 5 yıl sonra İzmir’in en büyük kadın terzisi Hamdi Turan’ın çırağı oldum. Daha sonra ABD Başkanı Kennedy’e bile elbise diken ‘Kel İhsan’ın yanında çalışmaya başladım.

Son olarak İsmet İnönü ve pek çok ünlü isme elbise diken Mehmet Adır ustanın çırağı oldum. 10 yıl hiçbir ücret almadan çıraklık yaptıktan sonra, 1964 yılında Namazgah’ta ilk dükkanımı açtım. Orada 45 yıl terziliğin yanı sıra dört dönem de muhtarlık yaptım. 1999’dan beri Güzelyalı’dayım.

ZEKİ MÜREN İÇİN DÜKKANIMI TAŞIDIM

Zeki Müren’e de kostüm diktiğiniz söyleniyor. Ne zaman kesişti yollarınız?

Zeki Müren’in İzmir’e ilk gelişiydi. Kostümsüz gelmiş. Terzi gerekiyormuş. Bana ulaştılar. Kendisine bir kostüm diktim. Çok beğendi. Daha sonra da görüşmelerimiz devam etti. Fuar zamanları bizim işlerimiz bayram günü gibiydi. Zeki Müren’in saz ekibi fuara bir ay kala gelir, tüm elbiselerini bana diktirirdi.

Sayın Zeki Müren bir gün Namazgah’taki dükkanıma gelirken kaza yapmış. Sokaklar çok dardı. Sırf o istediği için dükkanımı Gül Sokak’a taşıdım. Sanatçı Bergen de iyi müşterilerimden biriydi. Eşimle de çok samimiydi. Pek çok ünlü isme elbiseler diktim. İzmir’de kalburüstü kim varsa, elbiselerini ben dikerdim.

ESKİDEN TADİLATTAN PARA ALINMAZDI, AYIPTI

Mesleğiniz yıllar içinde nasıl bir değişim gösterdi?

Terzilik çok hassas bir meslektir. Ben neredeyse 70 yıldır terziyim, hala öğrenemedim. Bizde ceket elde dikilir. Gece gündüz çalışırsak, bir ceket ancak üç günde bitirilir. Oyasına, dikişine kadar elde yapılır. En kaliteli kumaşlar kullanılır. Ancak ne yazık ki yeni teknoloji, mesleğimizi bitirdi.

Benim yıllarca emek verdiğim mesleğim çöpe atıldı. Hazır giyim öne çıktı. Terzilik artık tadilattan ibaret. Eskiden tadilattan para alınmazdı, ayıptı. Dükkanımda tadilat işleri için birini çalıştırırdım, haftalık ödeme yapardım. Müşteriden para almazdım. Şimdi tadilat bir sektör haline geldi. El emeği bir takım elbise, mağazadakilerden pahalı geliyor insanlara.

Yine de eski usulden vazgeçmeyip takım elbise diktiren müşterilerim var. Sayıları bir elin beş parmağını geçmiyor. Üzerimdeki elbise 30 senelik. Hiçbir yerde pişti olmazsın. Yanındaki kişi hangi markadan giyinirse giyinsin, benim diktiğim elbise hemen kendini gösterir.

18 YAŞINDA NASILSAM ŞİMDİ DE AYNIYIM

Terziliği seçtiğiniz için hiç pişmanlık yaşadınız mı?

Ben işimi çok seviyorum. 82 yaşındayım. Hala her gün sabah 07.30’da dükkanımı açarım. 18 yaşında nasıl çalışıyorsam yine öyle çalışıyorum. Her şeyi dikiyorum. İki evladımı buradan elde ettiğim kazançla okuttum. Hep dükkanımdayım. Bu gidişle dükkanımda öleceğim.

KEMERALTI’NDA EN ŞIK KIYAFETLERLE GEZİLİRDİ

Eski İzmir’i biraz anlatır mısınız? 60 yılda neler değişti?

Her şey kabuk değiştirdi. İnsanlar değişti, muhitler değişti. Namazgah, İzmir’in en asil ailelerinin oturduğu semtti. Şimdi o aileler, Birinci Kordon’da oturuyor. Göçler İzmir’i çok değiştirdi. O zamanlar bir bereket vardı. Her şey kıymetliydi. Değer bilinirdi. İzmir’in bir adeti vardı. Saat 4’ten sonra herkes en şık kıyafetini giyinir, Kemeraltı’nda yürüyüş yapardı. Zengin olan kıyafetinden belli olurdu. Ben o yürüyüşlere gider, model bakardım. Çok güzel günlerdi.

CUMHURBAŞKANI OLSAM BU KADAR SEVİNMEZDİM

İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nin (İESOB) düzenlediği Ahilik Haftası etkinlikleri kapsamında bu yılın ahisi seçildiniz. Ne hissettiniz?

Bugün beni alıp cumhurbaşkanı yapsalar, bu kadar sevinmezdim. Çok mutlu oldum. Meslek hayatım boyunca işimi hep en güzel şekilde yaptım. En iyi malzemeyi kullandım. Ustam derdi ki “Oğlum 5 lira için kendine küfrettirme.” O uyarı, kulağıma küpe oldu. Saygınlık esnaflıkta çok büyük bir servettir. Ahilik ödülü bu yüzden beni çok mutlu etti.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder