Bizi bu güzel havalar mahvetmesin

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’yi de etkisi altına alan corona virüs salgınının ülke geneline yayılmasını engellemek için ilk vakanın görüldüğü günden bu yana resmi makamlarca alınan ve uygulamaya konan bir dizi önlem var. Günlerdir hem medya hem de resmi organlar aracılığıyla vatandaşların uygulaması gereken kurallar tekrarlanıyor. Ancak çok tuhaftır ki bunca uyarıya ve kuralları ihlal edenlere karşı uygulanan ciddi yaptırımlara rağmen #Evdekal çağrıları toplumun önemli bir kesiminde kabul görmüş değil. Hal böyle olunca ne vakaların artış hızının önüne geçilebiliyor ne de çağrılara uyan kesimin yüreklerine su serpilebiliyor. 


Uyarılar kimilerini evde tutmaya yetmiyor

Uzun süredir tüm haber kanalları ve her gazetede tek gündem corona virüs ile nasıl amansız bir mücadele içinde olunduğu. Yalnızca Türkiye değil, dünya genelindeki ülkelerde yaşananlar ve gördüklerimiz, içler acısı durumu tüm çıplaklığıyla ortaya koymaya yetiyor. Ancak tüm bunlar bazı vatandaşları evde tutmaya yetmiyor. Her türlü uyarıya rağmen ülke genelinde ve özellikle İstanbul, İzmir, Ankara gibi büyük şehirlerde görülen “yasak nasıl ihlal edilir?” tabloları insanı hayrete düşüren cinsten. Hangi gerekçe hem kendi sağlığını hem de tanımadığı onca insanın sağlığını tehlikeye düşüren insanları haklı çıkarır bilinmez. 


Sıkılan canların bedeli hayatlarımız olmasın 

Yasakların ihlalinde başı çeken başlıca merkezlerden biri Türkiye’deki corona virüs vakalarının yüzde 60’nın görüldüğü İstanbul. Özellikle havaların ısınmaya başlamasıyla kuralları çiğneme oranlarında da ciddi artışlar yaşandığı ortada. Havanın güzelliğine aldanıp çoluk çocuk mesire alanlarına akın edenler, sahil şeritleri boyunca yasak olduğu biliniyor olmasına rağmen yürüyüş yapanlar, balık tutanlar ve spor yapanlar, sosyal mesafe kurallarına rağmen güneşi gördüğü anda alışveriş yapmak için caddeleri, sokakları ve meydanları dolduranlar... Gerekçeleriyse ortak: Dışarıya çıkıyorlar; çünkü evde canları sıkılıyor. Çünkü onlardan beklenen, altından kalkılamayacak kadar büyük bir görev (!). Çünkü çağrılara uyan onca insan günlük güneşlik bir havada evde kalmayı gerçekten istedikleri için bunu yapıyorlar, değil mi?

Alışık olmadığımız bir sürecin içerisindeyiz. Bu kritik süreçte gencinden yaşlısına her vatandaşın her zamankinden daha yüksek bir duyarlılık bilinciyle hareket etmesi gerektiğine inanıyorum. Nisan ayının sonuna yaklaşıyoruz. Havalar ısınıyor ve ısınmaya devam edecek. Bu noktada bizlere düşen elimizi taşın altına koyup biraz olsun zora gelebilmeyi öğrenmek. Sergileyeceğimiz her doğru davranış ve tutum o eski güneşli günlerimize geri dönebilmek için bir fırsattır. 

Unutmayalım ki, hepimiz aynı gemideyiz. 

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder