Çağımızın gerçeği: Mutluluk endüstrisi

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Mutluluk, modern uygarlığın başlangıcı olarak bilinen Antik Yunan’dan bu yana insanlığın en temel arayışlarından biriydi. Aslında arayıştan da öte, tam olarak bir uğraş alanıydı. Antik Çağ filozoflarının tamamı yaşadıkları dönem boyunca insan ruhunu ve toplumu 'Eudaimonia', yani mutluluğa ulaştıracak şeyin ne olduğunu anlamaya ve anlamlandırmaya çalıştılar. Aradan geçen asırlara rağmen bu arayış hala sürüyor. Ancak değişen en temel şey, bu arayışta artık yalnız olmadığımız. 


Neye dönüşüyoruz?

Makinelerle başlayan endüstrileşmenin bugün geldiği noktada en temel uğraş alanı insan ve insanın vazgeçilmez ihtiyaçları. Biz insanların en vazgeçilmez uğraşı da az evvel belirttiğim gibi mutluluk. Etrafınıza bir bakın. Yol kenarlarında asılı billboardlara, gittiğiniz alışveriş merkezlerindeki mağazaların vitrinlerindeki reklamlara ve aldığınız her türlü ürünün sloganlarına. Biraz dikkatle baktığınızda bahsettiğim tüm bu örneklerde ortak bir nokta yakalayacaksınız: Her biri birbirinden farklı ürünleri pazarlayan markalar olsa da hepsinin vaadi mutluluk. İstediği çikolatayı yedikten sonra havalara uçan çocuklar, beklediği indirimlerle poşetlerce alışveriş yapan insanların yüzlerindeki o kocaman tebessüm... Yani istedikleri şeyi yersek, bizlere sundukları ürünleri satın alırsak erişebileceğimiz bir mutluluk. Mutluluğu tüketimle özdeşleştiren bir anlayışın en belirgin göstergesidir bunlar. Tehlike içerirler; çünkü aslında bize uzanan küçük ve masum yardım elleri değildir. 

Shakespeare Kral Lear’da “Ah, ihtiyacı tartışmayınız! Dilencilerin en fakiri en sefil şeyde bile küçücük lüzumsuz bir şey bulur. Doğayı doğa ihtiyaçlarına indirgeyin, insan bir hayvan olur. Hayatının daha fazla bir değeri olmaz. İnsan olmak için bize hep fazladan lüzumsuz bir şey gerektiğini anlıyor musunuz?” sözleriyle insanın geçirdiği dönüşüm sürecine derin göndermelerde bulunur. Bizi biz yapan ve varlığımızın dayanak noktası bizlere dayatıldığının aksine durmaksızın tüketmek değil. Mutluluk satın alma yoluyla elde edilenin ötesinde baktığımız her şeyde bulabileceğimiz kadar basit ve kolay. Bunu bilmek ve bu bilinçle yaşamak kuşkusuz mutluluğa giden yolda atılan en büyük adımdır bana kalırsa. 

Sistemin kendi içindeki o muhteşem döngüsünü sağlayabilmek adına bizi bizden eden “Tüketiyorum, öyleyse varım” algısını terk ettiğimiz, evrenin içinde saklı o muhteşem güzellikleri keşfedebildiğimiz güzel bir dünya yaratalım hep birlikte ne dersiniz?

Mutlulukla geçireceğiniz bir hafta temennisiyle.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder