Dönüşü ‘muhteşem’ olmasın

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Türkiye’de korona virüsle mücadelede nispeten umut verici gelişmelerin yaşandığı bir döneme girilmişti. Özellikle son dönemlerde vaka sayılarının binin altında seyretmesi pek çok uzman tarafından iyimser bir tablo olarak yorumlandı. Fakat Kurban Bayramı sonrasında vaka sayılarındaki artışla birlikte gördük ki salgın filmini epeyce başa sarmamız gerekecek.

Korona virüs tatilden döndü

3 ay süren kısıtlama döneminin ardından kısa süre önce özgürlüğümüze kavuştuk. Fakat ‘yeni normal’ olarak tanımlanan sınırlar çevresinde bir özgürlüktü bu. İlk etapta önlemlerden söz ederken kuralların, toplumun bir kısmında kabul görmediği şeklinde genel bir kanı hâkimdi. Ancak Kurban Bayramı ile birlikte anlaşıldı ki kurallara uyan ve uymayan gibi bir ayrımı bile yapamayacak kadar tehlikeli bir yerdeyiz. Bayram öncesinde Sağlık Bakanlığı ve uzmanlar tarafından sosyal mesafenin korunması, maske kullanımına özen gösterilmesi gibi kuralların ihlal edilmemesi noktasında sayısız uyarı yapıldı. Ancak tüm uyarılara rağmen korona virüs kâh sahillerde güneşin tadını çıkardı, kâh açık havada mangal keyfi yaptı. Diğer bayramları hiç aratmaksızın kapı kapı gezdi. (!)Şimdiyse bunlara seyirci kalmanın bedellerinin ne denli ağır olacağını göreceğimiz kritik bir dönemdeyiz.

İhlaller silsilesinin sonunda hüzün var

Tedbirlerin aşamalı olarak gevşetilmesi kararının alındığı o güne dönelim. Yetkili makamlarca o gün olduğu gibi bugün de ifade edilen bir kırmızı ışık var: Kurallar ihlal edilirse tedbirler geri gelir. Nitekim başta İngiltere olmak üzere pek çok ülkede vaka sayılarındaki artış ile birlikte tecrit kurallarının nasıl yeniden uygulamaya konulduğuna şahit oluyoruz. Hal böyleyken kurallara uymak için daha neyi bekliyoruz? Dini ve milli bayramlarımız, düğünlerimiz, kutlamalarımız kültürümüzün bir parçası. Ve doğal olarak sevdiklerimizle, yakınlarımızla bir arada olmak arzusu duyuyoruz. Bu arzunun temel dayanağı toplum olarak hissettiğimiz manevi bağlar şüphesiz. Ancak bu süreçte bu birlik ve beraberliği en iyi şekilde sergileyeceğimiz tutum, toplum olarak ölümcül bir virüse karşı takındığımız tavır. Birileri bizler hayatta kalalım diye gecesini gündüzüne katıyor, bununla kalmayıp kendi yaşamlarını feda ediyorsa şayet bizim de üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmemiz boynumuzun borcu. 

Bayramdı, asker uğurlamasıydı, düğünlerdi, halaydı derken virüs ile oynadığımız bu tehlikeli oyunun kazananı biz olmayacağız. Maskeye gelindiğinde ‘kimse takmıyor’ , mesafe denildiğinde ‘kimse uymuyor’ gibi içi boş telkinlerle kendimizi kandırmayı sürdürdüğümüz bir ortamda ödeyeceğimiz bedellere ne kadar hazır olduğumuz sorusunu akıllara getirmek gerekiyor.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder