Kimseyi geride bırakmayalım

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Sakarya’da havai fişek faciası, Danıştay’ın Ayasofya kararı, çoklu baro düzenlemesi ve tabii ki Covid-19. Geride bıraktığımız haftada Türkiye’nin gündemi yine ağırlıklı olarak siyasi sorunlar ve bu eksende şekillenen olaylardı. Bugün sözüne edeceğim konuysa yıllardır içimizde yaşayan, hayati derecede bir sorun olmasına karşın ülke gündeminin içinde kendisine ufacık bir yer dahi bulamayan bir konu. 

Her biri içimizde, her biri binleri ifade ediyor

BM tarafından küresel nüfus sorunlarına karşı farkındalık yaratmak amacıyla her yıl 11 Temmuz Dünya Nüfus Günü olarak kutlanıyor. Bu kapsamda her yıl dünya çapındaki farklı ülkelerin nüfus araştırmaları yapılıyor, sorunlar tespit ediliyor ve çözüm yolları ortaya konuyor. BM Nüfus Fonu (UNFPA) bu yıl “Covid-19’u frenlemek: Şimdi kadınların ve kız çocuklarının hakları nasıl korunabilir?” mesajıyla salgın sürecinin kadınlara ve kız çocuklarına etkileri ve çocuk yaşta evliliklere dikkat çeken bir rapor hazırladı. Bu raporda ortaya çıkan veriler pek de iç açıcı değil. Türkiye’de halen evlilik yaşı 18’in altında olan çocuk gelinlerin toplam nüfusa oranı 3,1 olarak tespit edilirken, 15-19 yaş grubunda her bin kadın başına 17 doğum düştüğü belirtildi. Yüzdelik olarak ifade edildiğinde düşük oranlar gibi gözükse de, realitede erken yaşta evlenmeye ve çocuk doğurmaya zorlanmış binlerce kız çocuğunu ifade ediyor. 

Her kız çocuğunun büyümeye hakkı var 

Türlü sebeplerle çocuk yaşta evliliğe zorlanan kız çocukları henüz bedensel ve ruhsal gelişimlerini dahi tamamlayamadıkları küçücük yaşlarda hamile kalarak taşıyamayacakları sorumluluklara terk ediliyorlar. Çocuk yaşta evlilik halen, özellikle Türkiye’nin doğusunda gelenek olma yönünü koruyor. Bunun yanında ekonomik sıkıntılar yaşayan aileler küçük kızlarını para karşılığında evlendirme yoluna başvuruyor. Çocuk yaşta evliliklerin kız çocuklarına verdiği zarar ölümcül sonuçlara varan tehlikelerin de habercisi. Zira erken yaşta hamilelik ve doğumdan kaynaklanan komplikasyonlar tüm dünyada 15-19 yaş grubu arasında başta gelen ölüm nedenlerinden biri. Bu sonuçlar gösteriyor ki, çocuk yaşta evlilikler, kelimenin tam anlamıyla bir insan hakları ihlali. İşin en korkutucu boyutlarından biri de, bu çocuk gelinlerin yaşadıkları travma ve zorlukları normalleştirmiş olmaları. Çünkü bilmiyorlar. Altında ezildikleri bu yükün karşısında nasıl davranacaklarını bilemeyecek kadar küçük çocuklar. Unutmayalım ki her kız çocuğunun büyümeye, doğasına uygun şekilde kadın olmaya ve eğitim hakkından yoksun bırakılmaksızın kendi ayakları üzerinde, kendi rızalarıyla eş seçmeye hakları var. 

Biz siyaseti, ekonomiyi ve felaketleri konuşurken yıllardır içimizde bir ruh gibi kol geziyor çocuk gelinler. Bakmıyor, görmüyor ve işitmiyoruz. Onlar bu yolda tek başlarına yürümesin, yalnız bırakılmasınlar. Gelin hep birlikte yürüyelim. #KimseyiGerideBırakma 

Yazarlarımızdan

15 Ağustos 2020, Cumartesi 08:01
15 Ağustos 2020, Cumartesi 07:52
Sıradaki haber yükleniyor...
holder