Kısa bir Instagram anatomisi

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Bir zamanlar oldukça makul isteklerimizin olduğu bir dünyada yaşıyorduk, değil mi? Şimdilerde ise ardı arkası kesilmeyen isteklerimizle var oluşumuzu tanımlıyoruz. Maslow’un ‘ihtiyaçlar hiyerarşisi’ desem pek çok kişi bir şeyler anımsar. Maslow piramidine göre bizim, yani insanın, yaşamak için ihtiyaçları şunlar:

  1. Fizyolojik İhtiyaçlar: Bunlar hayatta kalmak için gereksinim duyduğumuz temel faktörler. Yani açlık, susuzluk, cinsellik. Kısacası yaşamsal ihtiyaçlarımız.
  2. Güvenlik: Doğuştan sahip olduğumuz, yani kendimizi tehlikelerden koruma içgüdümüz. 
  3. Ait olma ve sevgi ihtiyacı: Çevremizle ilişki kurma isteğimiz.
  4. Değer ihtiyacı: Adına ‘ideal’ dediğimiz başarma tutkusu ve prestij edinme kaygımız.
  5. Kendini gerçekleştirme: Elle tutulmayan, gözle görülmeyen ahlaki yönlerimiz.

Tüm bunlardan nereye varmaya çalışıyorum? Başlıkta da belirttiğim gibi; ‘instagram anatomisi’ dediğim bu meseleyi biraz farklı açıdan ele almak maksadım. Zaman içinde ihtiyaçlarımız ne kadar da hızlı değişti. Mesela aniden bir şey olsa ve Instagram denilen şey bir anda hayatımızdan çıkıverse ne hissederiz? Hayal etmesi bile korkunç değil mi? Bu şu demek oluyor: Sosyal medyanın biriciği Instagram bu piramidin tabanına, yani ‘hayati’ bölümüne yerleşmiş bile. Peki, onu bizler için açlık, susuzluk kadar yaşamsal kılan nedir? Yaşamımızın tam orta yerine oturabilmeyi nasıl başardı?

Gerçekliğin kurgusunda yaşamak mı?

Bu insanın hayal dünyası ve gerçek dünyası arasındaki en büyük çıkmazı aslında. Bir nevi gerçeklerden kaçma hali. O mecrada herkes güzel, herkes mutlu ve başarılı. Kısacası, ideal. Orada hangimiz gerçekten olduğumuz kişileriz? Kaçımızın hayatı içinde bulunduğumuz dünyayı yansıtıyor? Tüm bunlar bana Platon’un o meşhur ‘Mağara Alegorisi’ni anımsatıyor. Platon’a göre iki ayrı dünyadan ‘idealar evreni’ her şeyin mükemmel ve değişmez örüntülerden oluştuğu ‘gerçek’ evrenken; insanın içinde bulunduğu ‘nesneler dünyası’, yani maddi dünya, tüm bunların eksik ve geçici kopyalarını barındırır. Bizler de artık kendimize hayali gerçeklikler inşa ediyoruz. Gerçeğin kendisiyle değil, kurgusuyla yaşıyoruz. Tıpkı mağara duvarına yansıyan gölgelerin oluşturduğu nesneler dünyası gibi... İnstagram dediğimiz o dünyada gerçekliğin tamamı olarak satın aldığımız o mutlu hayatlar, esasen bir yansımadan ibaret. Aslında hiç var olmamış, var olmayan hayatlar ve biraz da insanın –mış gibi hali aslında. Tıpkı resim sergisi gezercesine hayatlar geziyoruz. Arzu ettiğimiz, erişemediğimiz o hayatları… Önce öykünüyoruz, sonra bir bakmışız taklit etmeye başlamışız. Peki ya taklitler aslını yaşatır mı? Bunun cevabını da sizlere bırakıyorum. 

Instagram’da keşfet bölümünde keşfe çıkmak yerine, ara sırada kendi içimize doğru bir keşfe çıksak hiç de fena olmaz değil mi?

Yazarlarımızdan

31 Ekim 2020, Cumartesi 09:40
31 Ekim 2020, Cumartesi 07:43
Sıradaki haber yükleniyor...
holder