O artık ‘Ayasofya Camii’

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Ayasofya, Roma İmparatorluğu döneminde 916 yıl boyunca Hıristiyan âleminin en görkemli kilisesi olarak hizmet verdi. 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethiyle 481 yıl camii olarak Müslüman âleminin başlıca mabedi olarak kullanıldı. 1934 yılından bugüne de müze statüsüyle tüm dünyadan farklı dinlere mensup milyonlarca insana ev sahipliği yaptı. Aradan geçen yıllar onun ihtişamından hiçbir şey eksiltmedi. Ve bugün Ayasofya için bir devir kapanıyor. 

Her dönemde tartışma konusu oldu

Yüzyıllardır tüm dünya medeniyetlerinin ortak mirası ve simgesi olma özelliğini koruyor Ayasofya. Nitekim İstanbul’un fethinden sonra da hem Hıristiyan dünyası hem de İslam coğrafyası için hayati öneme sahip bir eser olma özelliğini hiç yitirmedi. 1483 yıllık tarihe dayanan Ayasofya, 40’a yakın depremden sağ çıktı. Bugün tüm görkemi ve ihtişamıyla hala ayakta, hala varlığını korumaya devam ediyor. Bizans’tan Osmanlı’ya, kiliseden camiye, camiden müzeye derken Ayasofya Türkiye’de her dönemde tartışmaların bir numaralı odağı haline geldi. 60’lar, 70’ler, 80’ler boyunca hükümetler ve siyasi ortam sayısız değişikliğe uğradı ancak hiçbir hükümet döneminde Ayasofya için böylesine dönüm noktası denilebilecek bir karara varılamadı. Siyasi tarafı bir yana bu meselenin toplumsal ayağında yılların özlemi ve birikmişliğini de yabana atmamak gerek. Özellikle de muhafazakâr ve milliyetçi çevrelerin en büyük hayali ve arzusunun Ayasofya’nın camii hüviyetine yeniden kavuşması olduğu, bugün hepimizin bildiği bir gerçek.

Neden bunca yıl beklendi?

Tam 86 yıllık bir bekleyiş geçtiğimiz haftalarda Danıştay’ın verdiği tarihi kararla sona erdi. 1934 yılı Bakanlar Kurulu kararı iptal edilerek Ayasofya’nın camii olarak hizmet vermesinin önündeki hukuki engeller kaldırılmış oldu. Hukuki sürecin tamamlanmasıyla birlikte Ayasofya Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan Diyanet İşleri Başkanlığı'na devredildi. Tartışmalar sona erdi ancak akıllarda hep şu soru kaldı: Neden şimdi? Bunun yanıtını verebilmek için esasen bu meselenin yalnızca iç siyasette değil dış politikada da önemli sorunlara yol açabileceğini bilmek gerek. Nitekim bu zamana kadar çeşitli girişimlerde bulunulmasına rağmen kararın uluslararası arenada ciddi tartışma ve problemlere sebep olabileceği endişesiyle böylesine ciddi bir karar alınamadığı görülüyor. Ki bunun doğruluğu da Danıştay’ın kararı sonrası başta Yunanistan olmak üzere Avrupa ülkeleri ve UNESCO’dan gelen tepkilerden anlamak mümkün. Her şey bir yana Türkiye’nin sınırları içerisindeki bir yapının kararını verecek olan dünya ülkeleri değil Türkiye’dir. Bu nedenle hangi düşüncede olursak olalım, Türkiye’nin bunca manipülasyon ve karalama kampanyasına karşı gösterdiği dik ve kararlı duruş takdiri fazlasıyla hak ediyor. 

Şüphesiz bugün hepimiz tarihi bir günün şahitleri olacağız. 86 bekleyişin ardından yeniden binlerce kişinin Ayasofya’da secdeye duruşuna tanıklık edeceğiz. 

Yazarlarımızdan

23 Kasım 2020, Pazartesi 08:23
23 Kasım 2020, Pazartesi 08:17
Sıradaki haber yükleniyor...
holder