Twitter'da son linç kurbanı: Ezgi Mola

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

“Birden çok kimsenin kendilerine göre suç olan bir davranışından ötürü, birini yasa dışı yargılamasız olarak öldürmesi.” Sözlük anlamından çıkıp bir canavara dönüşen, deyim yerindeyse öldürmekten beter eden, sözlü şiddetin benzersiz bir örneği 'linç'. Sosyal medya ile mahalle aralarından çıkıp popülerlik kazandı. Uzunca bir süredir de özellikle Twitter'la özdeşleşmiş durumda.

Sahiden şöhretin bedeli mi?

Linçten bahsetmeden önce lince maruz kalmak için sahip olunması gereken belli başlı özelliklerden bahsetmek lazım. Nedir bunlar? Öncelikle iş, sanat, siyaset, dizi-sinema sektörü gibi çevrelerde adınızın anılıyor olması, yani tanınmış olmanız gerek. Bir başka tabiriyle, ünlü olmanız. Yaşantınızın cazip görülmesi, arzu edilen bir hayata, vücuda ya da popülariteye sahip olmak gibi özellikler de lincin tuzu biberi. Hele bir de sözüne ettiğim bu alanlarda başarılıysanız, işte o zaman vay halinize! Tabii unutmadan bir de 'kadın olmak' var. Zira kıskançlık dürtüsünden hareketle kendini gösteren linç, son dönemlerde 'kadının kadına şiddeti' diyebileceğimiz bir olguyu da yarattı. Peki, tek mesele ünlü olmak mıdır? Tabii ki hayır.

Sosyal medya aslında çoğu zaman gerçeklerden besleniyor. Yani hayatımızda var olan şeylerden. Biz farkında olmasak da günlük hayatta tanımadığımız pek çok insanın lincine maruz kalıyoruz. Perdenin kıyısından gizlice bakıp iç geçiren Ayşe Teyze, sokakta öpüşen bir çiftin yanından geçerken ‘cık cık’ sesleri çıkaran Mehmet Amca da linç kültürünün demirbaşları aslında. Bir de bireysellikten çıkarak kitlesel bir harekete dönüşen linç var ki, bundan kaçabilmeyi başaran ünlü yok denecek kadar az. 

Son kurban Ezgi Mola oldu

Gerçek ve sanal arasındaki ayrım git gide silikleşiyor. Gündelik hayatta dışa vurma imkânı bulunamayan dürtüler, bastırılmış söz ve davranışlar, anonimliğin verdiği rahatlık… Klavye başında tüm bunlar, o muazzam cesaret ve özgüvenle birleşerek küfür, argo ve fütursuz sözlere dönüşüyor. Paylaşılan bir fotoğrafa yapılan binlerce çirkin ve aşağılayıcı yorum, ya da atılan bir tweetin, dakikalar içerisinde milyonlarca kullanıcı tarafından yanıtlanmasıyla isminizin bir saat içinde TT listesinin başını çekmesi, linç kampanyasının bariz örneklerinden. Bu durum kimi zaman çok daha tehlikeli boyutlara vararak kişi ya da kişileri hedef göstermeye kadar gidebiliyor. 

Bunun son örneğini Masumlar Apartmanı dizisindeki başarılı performansıyla büyük beğeni toplayan Ezgi Mola yaşadı. Hatay’da çıkan yangınlarla ilgili attığı bir tweetten sonra, eşi benzeri görülmemiş bir lince maruz kaldı. Twitter’da trend topic olmakla kalsa iyi. Binlerce kişi dizinin yayınlandığı TRT’ye Ezgi Mola’nın dizideki rolüne son verilmesi çağrısında dahi bulundu. Boykotlar havada uçuştu. Bunu yapan insanlara şu soruyu sormak gerek: İnsanları işiyle ve emeğiyle tehdit etmek, hedef göstererek can güvenliğini tehlikeye düşürmek bizim kültürümüzün, geleneğimizin neresinde?

Karşı tarafı yıpratan ve psikolojik hasara neden olan lincin yapıldığı ortam sanal fakat buna maruz kalan kişinin yaşadığı süreç fazlasıyla gerçek ve acı. 

Bu işin formülü eleştiri ile zorbalık arasındaki o ince çizgiyi çizmek, o çizgide durmayı bilmek. Linç severlere duyurulur!


Sıradaki haber yükleniyor...
holder