Akademisyenlerde sorun var!

AA

‘Star Akademi’de (Star TV) görsel şovun kralı yapılıyor. Sahne, performans alanı, ışık filan muhteşem. Hâlâ jüri üyelerinin pencereler içine alınıp konuşturulmasının yanlış olduğunu düşünüyorum. Doğru bir oturma alanı bulunamadı... O değil de asıl sorun orkestrada sanırım. Aslında herkesin yapabileceği en kolay yorumu yapıp “yarışmacıların seslerindeki detone hali” bizzat yarışmacıların üstüne atabilirim. Ama değil...

[[HAFTAYA]]

Biraz müzikten anlayanlar için oradaki orkestranın çocukları kimi zaman yanlış yönlendirdiğini çoğu zamansa senkronu tutturamadığını söylemek cehalet olmaz... Anlayacağınız akademinin öğrencilerinde değil akademik personelde sorun var. Üstünde acilen çalışılması gereken bir meseleden söz ediyorum...

Sahaların yeni oyuncuları

Sporda “derin meseleler” gündeme gelince o derinliğin medyadaki uzmanlarının da topa girmesine şaşmamak lazım... Önce Taraf Gazetesi yazarı Mehmet Baransu futbol yorumculuğuna girdi. Önceki akşam da CNN Türk ekranında genelde siyaset konusundaki çıkışlarından tanıdığımız Rasim Ozan Kütahyalı’yı spor gündemini yorumlarken gördük...

Bedri Baykam oradaydı zaten. Ve başka kanallarda başka isimler de belirdi. Kısacası futbol siyaseti gölgeleyince “siyaset oyuncuları” yapması gerekeni yapıp sahaya girdi! 

Para tuzaklarına dikkat!

Avrupa’ya yayın yapan ‘Euro’ sıfatlı kanallar izleyiciyi çok üzüyor. Yurt dışından tatil için ülkesine gelip ekranı izleyen vatandaş bu kanallarda prime time saatlerinde yayınlanan bul karayı al parayı cinsinden yarışmalarla oyalanmak zorunda bırakıldığını keşfediyor ve haklı olarak serzenişte bulunuyor; “Suçumuz gurbette yaşamak mı?”...

Bahsettiğim yarışmalara biz de yabancı değiliz. Uydu kanallarının tamamında bir VJ ya da sunucuya yaptırılan “resimdeki aktörü tanıdınız mı” türünden, daha çok arayanın telefon kontöründen yararlanan yarışmalar bunlar... Eğlenceli değil, bilgi açısından yararlı filan hiç değil. Hakikaten gurbetteki vatandaşlarımız şikayetlerinde haklı...

Oradan ne ateşi ölçülür?

‘Kurşun Bilal’ (atv) pantolon üzerinden sıcaklık ölçerek kurbanın kaç saat önce öldürüldüğünü bulan ilk Türk polisiyesi... Tam da “Bizdeki polisiyelerde de işler yoluna girdi” diyorum. İşte o an bir derece çıkıyor polisin cebinden ve adamın pantolonunun üzerinden vücut sıcaklığı ölçüyor... Ateş basıyor hakikaten izleyince, geçip gidiyorum...

Caiz midir hocam?

Kanal 7’deki ‘Muhabbet Kapısı’ isimli programda telefonla katılan bir izleyici soruyor; “Hocam, kredi kartında biriken bonus paralarını harcamak caiz midir?”... Ne diyebilir ki Mustafa hoca böyle bir soruya? Yaşadığın yüzyılda ticaret dediğin şeyin enstrümanlarından biri de kredi kartı... Oradaki bonuslar bankanın senden aldığı işletme payının sadece bir kısmı. Yani harcadığın için kazanıyorsun. Harcadığından kazanıyorsun. Cüzdanının içine inancı sokmak da ne ola?

‘Pişşti’ yazı çıkaramadı!

‘Pişşti’ hakkında çok kötümser olmadığımı söylemiştim. Ama program aynı duyguyu izleyici ve yayıncı kanal (Star TV) üzerinde bırakamadı... Ve bildiğim kadarıyla dün akşam itibarıyla sonlandırıldı. Büyük prodüksiyonların böyle bir şanssızlığı var... Eğer reyting alamıyorsa kanallar için sadece “ağırlık” anlamına geliyor. Ticari bir sektörden bahsettiğimizi düşünürsek kanallar da ağırlığı sırtından atıp bir nebze hafifliyorlar... Olan elbette en çok yaratabilmişlerse eğer o programın fanatiklerine oluyor. Şarkıdaki gibi; “elleri bomboş” kalıyor...

Hasada kıran girdi!

Nihat Doğan aldığı paranın (iddiaya göre yayına katılmak için 50 bin lira almıştı) hakkını veremedi ‘Duymayan Kalmasın’ (Star TV) isimli programda... Nihat’ın ektiğini biçmesi kadar doğal bir şey olamaz. Ama hasadı kıran vurmuşsa, nadasa bırakmadan daha da o tarlaya ekim yapılamaz. Haksız mıyım Nihat?

 

Sıradaki haber yükleniyor...