Ben bilmezsem eşim nasıl biliyor?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

“Ben Bilmem Eşim Bilir” (Kanal D) isimli yarışmayı bir röntgen cihazı olarak hayal edin. Buna göre buyurun yeni kuşağın röntgenine kriterlerine birlikte bakalım... Öncelikle çiftler arasında yaratıcı bir sıfat yok. Yarışmada en çok kullanılan sıfatlar “hayatım, tatlım, canım” şeklinde sıralanıyor. Ne bekliyordun diye soranlar için beklentimizin olmadığını not düşelim... Kadınlar eşlerini desteklerken biraz izafi davranıyorlar.

Performans sınırından çok “Benim kocam dünyayı yener” minvalinde bir iç gazı söz konusu. Buna kadınlar arası rekabet de diyebiliriz... Erkekler eşlerinin yetenekleri hakkında pek bir kararsız. Zaten yarışmada şaşırtan malzeme de o hattan çıkıyor. Her etabın sonunda şaşkın erkek yüzü görmek eğlenceli... Çiftler arasında özel bir mizah anlayışı henüz gelişmemiş.

Bu yüzden çoğunluğun güldüğüne gülüp, çoğunluğun yaptığı türden espri yapılıyor... Hayal kırıklıkları anında yaşanan küçük öfke patlamaları da yok değil. İşte orada endişe ediyorum. Evlilik/mutluluk eğrisinde bu yarışma ileride çiftlerin başına gelebileceklerin ipucunu veriyor, iyi değerlendirilmeli... Eni konu bir yarışma programı işte ama “bize bire bir benzediği için” çok izleniyor ve bir süre sonra insana “saptama yapma” ihtiyacı hissettiriyor. Neyse; röntgen mütehassısı sunucu kardeşimiz İlker Ayrık’a selam çakarak bitirelim. Çok başarılısın İlker!

[[HAFTAYA]]

BİR ALTERNATİF ÇIKAR MI?

“Muhteşem Yüzyıl” (Star TV) yaz uykusuna yatmadı. Yeni sezonda en popüler yüzleri Osmanlı sarayının içinde ya da dışında görmeye devam edeceğiz. Her gün bir transfer haberi vererek burayı borsa köşesine döndürmek istemiyorum... Ben daha çok bu fenomen dizinin saltanatını nasıl bir yapım yıkabilir sorusunun peşindeyim. Mesela Show TV’nin yeni dönem için hazırladığı “Fetih” isimli dizi olabilir mi bu? İşe sadece dekor ve ışık üzerinden bakarsanız zor. Çünkü “Muhteşem Yüzyıl”ın hikaye örgüsü basit ve anlaşılabilir olması dolayısıyla benimsendi... İş dekorla bitseydi eğer TRT 1’in “Kıyam”ı af buyurun ama tur bindirirdi rakibine. Ama olmadı, kanımca bir süre sonra TRT de anlayıp bu rekabet sevdasından vazgeçecek... Bizim yapımcılar gişede iş yapan filmleri dizileştirmek konusunda çok başarılı değil. “Fetih”i bu anlamda bir ilk bekliyor. Eğer beyazperdedeki gaz ayarlamasını ekrana da yansıtabilirlerse bu yapım “Muhteşem Yüzyıl”a bir nevi rakip olabilir... Ama en önemli iki şey, altını çizerek söylüyorum ki hikaye ve oyuncu kadrosu. İlkinden emin değilim çünkü ilk bölümlerde kendine küfrettiren “Muhteşem Yüzyıl”ı düşündükçe kalem tutan ellerin böyle bir provokasyon bulması gerekli... Ama ikincisi hakkında şunu söyleyebilirim; “şaşırtacak bir kadroyla çıkmadıkça o proje ölü doğacaktır”. Bekleyelim, görelim!

MANGAL GİBİ YÜREK LAZIM!

TV8’de yayınlanacak olan “Trophy Türk” isimli dört tekerlekli Survivor yarışması hakkında görüntü netleşmeye başladı. Yarışacaklar arasında ünlü yüzler de varmış... Kıvırcık Taner ve “Pasaport” yarışmasının sunucularından Hande Sarıoğlu yardımcı sunucu olarak çalışmaya başlamışlar bile. Ama asıl sunucunun karizmatik olması gerektiğini düşünen kanal isim hakkında elemeler yaparak seçenekleri üçe düşürmüş... Elenenlerden biri Metin Uca, bir diğeri Nasuh Mahruki. İlk üçe girenlerden biri Murat Başoğlu, bir diğeri hakikaten bomba bir isim, yazarsam büyüsü kaçar... Neyse mesele o değil. Asıl yarışmanın içeriğindeki etapların ne denli tehlikeli olacağını not düşmek lazım. Hakikaten Büyük Göç mevsiminde Afrika’da göç yolu üzerinde yapılacak bir yarışmanın ciddi tehlikeleri var. Ölür gidersin, haberin olmaz... Bunun için kanal işinde çok uzman bir ekiple anlaşmış. Dünyaca ünlü belgesel kanalı sunucularını da içerik danışmanı olarak tutmuş. Yarışmacılar ölme yoluyla elenmesinler diye... Valla katılmak için mangal gibi yürek isteyen bir yarışmamız oldu. “Daha oldu” demiyorum, bu hakikaten bir Survivor olacak gibi çünkü sevgili okur!

Seveni kadar düşmanı da çok

Artık nasıl bir malzeme varsa “Leyla ile Mecnun”da (TRT 1) gece kuşağında yayınlanan tekrarları bugünden itibaren sabah kuşağına alınıyor... Böylece Mecnun ve tayfasını kamu kanalının hemen her kuşağında izlemiş oluyoruz. Bu iyi bir şey mi; bilemem? Ama bildiğim bir şey varsa o da kanalın diziye uyguladığı pozitif ayrımcılığın başka dizileri tarafından hasetle izleniyor olması. Çok yakında kurumda “Leyla ile Mecnun” ve karşı tribün halinde bölünme olursa şaşırmayacağım. Çünkü içeriden bu minvalde sesler geliyor...

Sevenleri kavuşturalım...

Önceki gün Enver Aysever’in “Aykırı Sorular” (CNN Türk) isimli programına konuk olan Haktan Akdoğan’ı izledim... Tanımayanlar için kendisini Türkiye’nin en istikrarlı UFO avcısı olarak tanımlayabilirim. Haktan uzaylıların peşinde önce saçlarını ağarttı sonra hepsini dökmeye başladı... Onu izleyin herhangi birinin “Adam haklı beyler” dediğine inanmıyorum. Ama Haktan’ın uzaylılara olan inancı onu bu konuda dünya çapında bir otorite yaptı ki, birikimini mesela dizi ya da film sektöründe kullanabilir diye düşünüyorum... Mesela yayından kaldırılan “Türk’ün Uzayla İmtihanı”nda bazı meseleleri Haktan Akdoğan’a danışarak yapsalardı dizi daha mı uzun ömürlü olurdu sanki? Bunu hiç bilemeyeceğim. Ama şunu biliyorum. Aramızda bir Jedi gibi dolaşan Haktan, belli ki uzay sevdasından hiç vazgeçmeyecek. Eğer uzaya bir vatandaş gönderme şansımız varsa ilk koltuğu Haktan’a verelim; en azından büyük sevap yazacağını düşünerek... “Sevenleri birbirinden ayırmayalım” kabilinden!

BIRAK DAĞINIK KALSIN!

Habertürk TV ana haber spikeri Ece Özbek’in yeni imajını yadırgadım. Ece ekranın en güzel yüzlü kadın sunucularından biri olmasını yüzüyle fazla oynamamasına borçluydu... Eğer son zamanlardaki plastik yüzünü bir değişiklik arayışı olarak ekrana sürüyorsa, “Bırak Ece, dağınık kalsın” diye bir rica notu düşüyorum...

Yazarlarımızdan

08 Mayıs 2021, Cumartesi 07:01
08 Mayıs 2021, Cumartesi 07:01
Sıradaki haber yükleniyor...
holder