Beyaz TV haber kanalı oluyor

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Beyaz TV yayına ilk çıktığı gün itibarıyla ana akım medyanın kanalı olacağının sinyalini vermişti. Şimdiki durumuna bakıp bunu başardı demek mümkün değil. Ama şunu başardı; bazı programlarıyla ses getirmeyi... Bu sesler çoğunlukla haber ve spor programlarından yükselince duyduğum kadarıyla kanalı bir haber ve tartışma kanalı formatına doğru çekmeye karar verdi üst yönetim...

[[HAFTAYA]]

Osman Gökçek şimdilik bu fikrini pratiğe geçirmiş değil ama önümüzdeki sezon muhtemelen Beyaz TV’yi kuşak programlarının değil, haber ve spor tartışma programlarının adresi olarak yazacağız belleğimize... Bu durumda daha önceki isminden vazgeçip maceraya doğru akan paralar da boşa gitmiş sayılacak kimileri tarafından. Ama değil; öyle ya da böyle bir markadır artık Beyaz TV...

BABASININ OĞLU BUDUR!

“Magazin Dünyası” isimli programda ilgimi çeken şey işin giderek dinamizm kazanması oldu. Hemen her geceden hemen her sabaha akan on küsur olay resmediliyor programda. Müthiş bir hız bu bayanlar baylar. Özetle bana göre TNT kanalını ayakta tutan beş işten üçü magazin hattından çıkıyor. Peki, böylesine dinamik bir hat yaratabilmek nasıl mümkün biliyor musunuz?

Çok genç ama iyi eğitimli ve çekirdekten magazinci bir yöneticiye koşulsuz teslimiyetle. Televole’nin babası sayılan Can Tanrıyar bir süredir tüm projeleri büyük oğlu Oğulcan’a teslim etmiş durumda. Bir babanın en büyük mutluluğu da devrettiği işlerin giderek büyüyüp köklenmesi olmalı. Can Tanrıyar bugünlerde bunun keyfini, biz izleyiciler de Oğulcan’ın magazine getirdiği genç soluğun tadını yaşıyoruz. Ne diyeyim ki; bravo Oğulcan!

Üç dizi birden geliyor

Kanal D önümüzdeki aydan itibaren üç yeni diziyi izleyiciyle buluşturacak. İkisi dram, biri de komedi. İlginç olan şey eskiden yaz aylarında genel bir rehavetin hakim olduğu ekranlarda sezon denen ayrımın son bulması bana göre. Yatırımlar sürüyor ve güneşin ısıttığı yaz gecelerinde izleyicinin tek sığınağının TV ekranı olduğu algısı yerleşiyor. Bana göre iyi bir durum bu.

Tersinden bir alo!

“Çocuklar Duymasın” (atv) kendi rüzgarıyla kendi denizinde yol alan bir yelkenli gibi. 11 yıldır hızını rölantiye bağlayıp kendi kitlesini ekran karşısına çekmeyi başarıyor. Bu anlamda dizinin içinde standart hatalar bulmanın dışında söylenecek bir şey de çıkmıyor bize.

Mesela önceki bölümde Yasemin karakterinin telefonda konuşurken uzun bir süre cep telefonunun ters tuttuğunu fark edebiliyoruz en çok. Sonra birileri de fark ediyor olmalı ki telefon normal haline dönüşüyor. Çocuklar duyuyor mu bilmiyorum ama bizler görüyoruz en azından bu küçük kılçıkları!

Üç dizi birden geliyor

Kanal D önümüzdeki aydan itibaren üç yeni diziyi izleyiciyle buluşturacak. İkisi dram, biri de komedi. İlginç olan şey eskiden yaz aylarında genel bir rehavetin hakim olduğu ekranlarda sezon denen ayrımın son bulması bana göre. Yatırımlar sürüyor ve güneşin ısıttığı yaz gecelerinde izleyicinin tek sığınağının TV ekranı olduğu algısı yerleşiyor. Bana göre iyi bir durum bu.

Kıvırcık yarışma

“Eyvah Düşüyorum” isimli yarışmada (Star TV) kimi zaman kast, yani seçilmiş yarı oyuncu yarışmacı kullanıldığını biliyorduk. Yani atmosferin bir anda o kadar sıcaklaşması tek başına sunucunun bir başarısı ya da formatın sihiri filan değil, bunu not düşelim. Yine de son zamanlarda hemen her bölümde Fenerbahçeli futbolcu Baroni’yi andıran kıvırcık bir yarışmacı bulmak bu kast meselesinin biraz abartıldığını düşündürüyor bana. Evet o kıvırcık kafalar ilgi çekici, bu net. Ama ne bileyim her bölümde aynı yarışmacıyı izliyormuş hissine kapıldığımı da söylemeliyim. Ne dersiniz?

O devrin sonunu dostluk belirler

Bazı şeyleri netleştirelim. Mesela “Lale Devri”nin biteceğinin açık sinyali Tolgahan Sayışman’ın “Diziyi bırakıyorum” açıklamasıyla birlikte gelmişti. Taraflardan biri “Kral Çıplak” demişti kısacası. Bu her dizi için genel olarak bitiş sinyalidir. Diğer ayakta ise yapımcı vardı ki Şükrü Avşar bildiğim kadarıyla Tolgahan ile bir hayli sıcak bir ağabey/kardeş ilişkisine sahipti. O ilişkinin devreye gireceğini düşünerek şimdilik dizinin final meselesine şerh düşüyorum. Ama unutmayın; ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Bundan sonraki mesele sözleşmelerin yaptırımı üzerinden değil, dostluğun gücü üzerinden düşünülmelidir. Bakalım hangisi galip gelecek?

HENÜZ ALIŞAMADIM

Hani bin yılın Kral TV izleyicisi olarak son zamanlarda kanalda yabancı kliplerin oynadığını gördüğümde yaşadığım yabancılaşmayı anlatmaya kelime bulamıyorum. Bir dönem popun daha sonra da arabesk ve fantezi müziğin tek adresi olan Kral, çeşitli alt kanallara ayrıldığından beri isminde “Pop” sıfatı taşıyanın da yabancı müzik var. Biraz füzyona uğramış çorbayı hatırlatıyor bana bu durum. Yayla ile mercimek çorbasının karışımı gibi bir şey; alışamadım kısacası, ne bileyim?

 

 

 

 

 

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder