Diziler yarışma gibi çalışıyor

26 Ekim 2016, Çarşamba 16:00
AA
Bir Beren’imiz daha oldu. Bayhan Dün yayına giren Anne (Star TV) dizisinin çocuk yıldızı Beren Gökyıldız ilk bakışta takdir topladı.

Akademi Türkiye, Türkiye’nin Yıldızları gibi yarışmalar birçok oyuncuyu hayatımıza soktu. Beren Saat, Engin Akyürek ve daha birçok isim...

Şimdi her dizi kendi içinde bir yarışma. Gelecek on yıl içinde konuşacağımız her isim bu hattan çıkıyor. Küçük Beren gibi. Kısmet artık...

İSYAN ÇIKAR VALLAHİ!

Türkiye’de sunuculuktan “dünyaları götüren” isimlerin sayısı bir elin parmak sayısını geçmez. O yüzden bazı meslektaşlarımın kimin ne kadar para aldığı konusunda giriştikleri bahis “ilk koşuda yatan bir at yarışı kuponu” kadar değersizdir...

Dün medyamızda eski Popstar yarışmacılarından biri olan Bayhan’ın izdivaç programında haftalık 10 bin lira ücret karşılığında eş aradığı iddia edilmiş...

Durum böyleyse yılların sunucuları “bir dakika kardeşim Bayhan kadar değerimiz yok mu?” diye sorarak kendilerine yeni bir ücret skalası belirleyeceklerdir... Bu gerçekleşecek bir ihtimal değil, bir. Sektörde o parayı 1 saatlik yüz görünümlüğü olarak “yedirmezler”, iki!

Taht pazartesiye kurulacak...

“Muhteşem Yüzyıl Kösem Bağdat Fatihi IV. Murad” (FOX) isimli dizinin (isme bakar mısınız, telaffuzu bile dizi süresi kadar) yayın günü sanırım pazartesi olacak... Rüzgarın Kalbi gün değiştirdi ve izleyiciye Allahaısmarladık çekti. Diriliş Ertuğrul (TRT 1) bugün yayına giriyor.

Muhteşem Yüzyıl Kösem’in onun karşısında olmayacağı kesin... Perşembeye taşınamıyor çünkü yapımcı Timur Savcı kendine rakip olarak yine kendini istemiyor... Bu durumda bana göre tek alternatif pazartesi gecesi oldu. Orada da İçerde (Show TV) dizisinin yıkılmaz bir sultası var ki bizim yeni sultanın işi zor. Hayırlısı!

Başaracaklar Ya da...

İçerde (Show TV) dizisinin en zayıf halkasını kimi yan rollerdeki genç oyuncular oluşturuyor. Öyle ustalarla çalışıyorlar ki sezon sonuna kadar pişmezlerse daha da şansları yok... Bu arada İçerde dizisi bana göre bir miktar Karadayı bir parça da Ezel hattına girdi.

Yusuf Komiser ve Celal’in arasındaki husumetin hikayesi için yıllar öncesine gidildi. Mustafa Uğurlu’nun oğlu Yunus, hakikaten genlerinde sağlam oyunculuk bulunduran bir isim gibi göründü. Son bakışı da demin söyledim ya; başaracaklar ya da unutulacaklar!

Bu da başka tez konusu...

 Müge Anlı’yı seversiniz ya da sevmezsiniz, mesele bu değil. Onun TV ekranındaki varlığını küçümsemek kelimenin tam anlamıyla ait olduğun toplumu doğru okuyamamak kaynaklı bir kibirdir...

Müge’nin ekranda çözdüğü vakaları “şovun bir parçası”, programını da “folklorik safari” olarak nitelemek toplumsal cinnet/ çöküş karşısında kof elitlere (!) özgü “üç maymunu oynama geleneğinin” kemikleşmesi halidir...

Sosyoloji ve hukuk bölümlerinde tez konusu olan bu programı “insanat bahçesi” olarak tanımlamak da bence “psikoloji” bölümlerinin tez konusu olmalıdır!

Bırakın da üretsinler!

Bir TV yazarı, Dinle Kazan yarışması için “esinlenme” diyerek “yüzde yüz yerli formata yönelme” kararı alan TRT yönetimini uyarıyor... Yapımcı şirket (Dış Yapım) 3 yıl kadar önce yarışmanın patentini bizzat tescilletmiş...

Kaldı ki esinlenme de olsa dünya çapındaki format şirketleri parasını ve hakkını kimsede bırakmayacak kadar antenleri açmış durumda...

Bu formatlar TRT eliyle her yıl pazara sunuluyor ve alıcıları giderek artıyor. Mesela Joker isimli yarışma. Dört ülkeye birden satıldı bile. Ne yani bu bile gurur verici değil mi?

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.