Fatmagül'ün laneti Mustafa'dır!

16 Mart 2012, Cuma 05:00
AA

Arkadaş hani son zamanlarda kulislerde Mustafa ölecek diziden ayrılacak deniyor ya, ona takıntılıyım. “Fatmagül’ün Suçu Ne?” isimli dizide yeni bir Efe karakteri var aslında. Hani “Kavak Yelleri”nde denizlerden dönen ve bir türlü can veremeyen Efe var ya; Mustafa da onun yeni nesil uyarlaması gibi. Adam ölmüyor. Kafaya odunu, vücuda kurşunu, ardına tekmeyi yese de dönüp “Acımadı ki” diye nanik yapıyor herkese. Dolayısıyla böyle bir yaşayan ölüye bağlamış bir adamın ölüp de diziden ayrılma söylentilerine nasıl inanabilir ki insan. Ha şu olur; Mustafa ölür, mezara konur ve ilk dolunayda hortlayarak meselelere geri döner. Kedi canlı Mustafa belli oldu ki aylardır aradığımız Fatmagül’ün suçunun bizzat kendisidir. Artık kız nerede nasıl lanetlenmişse, bitmez bu hikaye!

[[HAFTAYA]]

Pisleşmeden temizlemek

“Pis Yedili” (Show TV) için söylenecek çok şey var. Ama ben en fazla göze batan meseleleri gündeme getirme taraftarıyım. Öncelikle dizi başladığındaki sevimliliğini geride bıraktı. Abartılı oyunculukların prim topladığını düşünen bir organizasyonun işiymiş hissi veriyor bana. Gani Müjde TV tarihine her daim saygıyla anılan ikinci bir “Hayat Bilgisi” örneği bırakmak istemiyor anlaşılan. Dolayısıyla sevimli gençleri bile sevimsiz hale getiren bu durumu ona değil kamuya anlatmak zorundayız. Ha, izleyici bunu istiyor diyebilir bazıları. Evet, şimdilik bunu isteyebilir. Ama yarın öbür gün neyi özleyeceğini de biliyor izleyici. Saygınlık bazen geride bıraktığın izlerdedir. Ben hâlâ umudumu kesmiş değilim bu diziden. Her şeyin normalleşmesi yolunda bir iki adım kurtarabilir bu portreyi. Atılmazsa da umurumda değil hani; dizi mezarlıkları kabrinde bile rahat duramayan birçok mevtayla doludur çünkü!

Çeken bilir, izleyen değil...

“Medya Mahallesi”ne (CNN Türk) konuk olan Nedim Şener ve eşi Vecide Şener, Oda TV davasında gelinen noktayı, ama daha da önemlisi cezaevi günlerinde yaşadıkları dramı gözyaşlarıyla anlattı önceki gün. Tutuklamaların başından beri süreci izleyen Ayşenur Arslan belki de Nedim’in içini dökeceği en iyi mecraydı. Öyle de oldu... Özellikle görüş günlerinde yaşanan dramları düşününce sadece Nedim için değil, cezaevlerindeki koşullar için de öfkeye telaşa kapılabiliyor insan. Nedim sanırım çok fazla kanala çıkmayacak. Bildiğim kadarıyla onu gözaltının ilk gününden beri yalnız bırakmayan arkadaşı Murat Sabuncu da SKY Türk’teki yayınlarında yaşanmış dramları konuşabileceği bir başka mecra olarak kalacak. Ne diyebilirim ki, seyreden bilemiyor ama yaşayan biliyor. Allah kimseyi bu tarzdan dramlarla yüzleşmek durumunda bırakmasın. Bir gün hepimizin başına gelebilir çünkü...

O Ses Türkiye’nin düşündürdükleri!

Van için yapılan “O Ses Türkiye” (Show TV) organizasyonunun önemini anlatmaya gerek yok. Acun Ilıcalı kimi zaman duygulara hitap ediyor diye eleştirilse de yapılan bu iş az buz bir şey değil. Bir TV setinin bir başka yere taşınmasının bile yüz binlerce liralık maliyeti oluşabiliyor. Meseleye bu tarafından bakınca işin organizasyon boyutundan ziyade emeğinin de önemi çıkıyor ortaya. Bu yüzden yapılan işi alkışlıyorum. Bir de Hülya Avşar son birkaç programdır artık yaşama dair hangi alışkanlığını değiştirdiyse, bir hayli hoş görünüyor ekrandan. Güzel yaşlanan tanımlamasının ekrandaki karşılığı gibi diyelim ve ekleyelim; Maşallah!

O siklette rövanşı alır

Ali Kaptan’ın (Kanal D/ Öyle Bir Geçer Zaman ki) Avukat Nedim’den yediği o yumruğu içine sindiren var mı? Hani vicdani bir şeyden bahsetmiyorum, sıklet farkı denilen bir şey var yahu. Adam yumruğu pat diye geçirdi ve bizim koca kaptan bildiğin üç metre kadar fırlayıverdi geriye. Sonra Nedim ne dese beğenirsiniz; “Sanırım benim boks yaptığımı bilmemeniz sizin için iyi olmadı”... Ali Kaptan’ın yerinde tipik bir sokaktaki adam olsa ne yapar, o yumruğu sahibine birkaç şekilde iade eder. Mesela “Taş yok mu taş” en bilindik soru ve yöntemdir. Yine mesela elinin altındaki sert cisimle rakibinin kafasını tanıştırmak da bir başka yöntemdir. Ama Ali Kaptan’ın cüsseyi düşünürsek en kalıcı yöntem “ezme” yoluyla verilecek yanıttır. Adamın üstüne patates çuvalı gibi çökersin ve bir şans rövanşı alırsın. Fazla mı sert oldu bu yöntemler. Ne yapayım yazıyor işte yukarıda adım; “Televizyon Hastası”. Beni bu diziler bozdu affedersin müdürüm!

HAMBURGER USULÜ REYTİNG


Tolga Çevik’in senaryolaştırıp başrolünde oynadığı “Sen Kimsin” isimli film gişede fena gitmiyor . Ama belli ki filmin gişe değerini ölçen tek şey bilete bırakılan para değil. Önceki gece “Burada Laf Çok”da (CNN Türk) bir alışveriş merkezinde dükkanı bulunan vatandaşın gözlemleri anket değerinde göründü ilk elden; “Sizin filminize ilginin düşük olduğunu dükkanımıza gelen müşterinin azlığından anlıyoruz” gibilerinden bir şey söyledi vatandaş. Tolga Çevik durumu anlayışla karşıladı. Ama bir de şunu eklemek gerekirdi ki, AVM’lerdeki dükkanlar sinema salonlarında oynayan filmler yüzünden dolmuyor ki. Adam karnı tok gelmişse sinemaya, zorla hamburger mi yedireceğiz “iyi film” dedirtmek için?

 

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.