Fragmanlar üzerinden dizi notları!

23 Ağustos 2012, Perşembe 05:00
AA

Valla ben lafa filan değil işe bakarım. Dolayısıyla sezonun başında taramalı tüfekten çıkar gibi burnumuza dayanan fragmanlardan “Bak bu dizi sezonun olayı olacak” gibi beleşe müneccimlik etmem... Yine de bu sezon bazı fragmanlar hani nasıl derler; “dizilerinden daha iddialı gibi görünüyor ”. Bu yüzden halen vizyona çıkmış tanıtım filmlerinden küçük bir değerlendirme yapma ihtiyacı duydum... İlk beş sıralamamda ağır bir üstünlükle “Muhteşem Yüzyıl” (Star TV) duruyor. Tuncel Kurtiz’in muhteşem sesi diziye bir “Ezel” havası getirse bile insan merakla ekrana kilitleniyor.

Gerçi vaat ettiği şey yine aynı; “Pargalı’nın kelle gidecek mi?”. Bu vaadi saymazsan en etkili fragman “Muhteşem Yüzyıl”da... “Emir’in Yolu” (Show TV); söylemiştim, “restoran ismi gibi görünse de” bir adamın saçlarını böyle kökünden kesmesi sanırım genç kızları etkileyecek bir sahne olmalı. Bana daha çok efsane yabancı dizi “Prison Break” tiplerinin vesikalıklarını hatırlatsa da birileri fena halde etkileniyor işte... “Son Yaz Balkanlar 1912” (atv) ve “Ustura Kemal”i (Show TV) ayrı bir yere koyuyorum.

Belki de dönem dizisi oldukları için. Biri fazlasıyla gerçekçi, diğeri bir hayli karikatürize. Ama fragmanlar dönmeye başladığında gösterdiğim ilgi hep aynı... En çok şaşırdığım tanıtım filmini “7. Sezon” başlığı altında “Arka Sokaklar” (Kanal D) yapmış ki, vallahi gözlerim yaşardı. Şaka değil, ilk kez bir polisiyede olması gereken mantıkla “olay yerinde” çekmişler çünkü...

[[HAFTAYA]]

AŞK-I MEMNU’YA GEREK YOK!

Gazeteci Cengiz Semercioğlu Atv’de yayınlanacak olan “Huzur Sokağı”nın bir “Aşk-ı Memnu” gibi kitle işi olamayacağını önceki gün yazmış... Mümkündür. Ama Cengiz’in atladığı bir şey var. “Aşk-ı Memnu” bir edebiyat eseri olarak (TRT’deki serüvenini saymazsak) “Huzur Sokağı” kadar bilinen bir eser değildi... Sanırım Cengiz geçmişinde muhafazakar edebiyata hiç bakmamış. “Huzur Sokağı” çok ciddi bir kitlenin başucu romanıdır. Bundan çıkacak dizi aynı kitlenin göz bebeği olacaktır bir yandan da. Yeter ki bazı muhafazakar dizilerde yapıldığı gibi bir taraf öcü, diğeri melekmiş gibi resmedilmesin... Kaldı ki, bir “Aşk-ı Memnu” yeter ekranda. Çakmalarının nasıl sapır sapır döküldüğünü son iki sezondur görüyoruz...

ATLAR ARASINDA FARK VAR!

Sevgili Yüksel Aytuğ’un “Atlılar” (Star TV) dizisini Kore dizileriyle aynı kefeye koyduğuna inanamadım. Sanırım Yüksel özet bilgilendirmesinin üstünden giderek bu hataya düşmüş... Kore dizileri tıpkı Bollywood’da olduğu gibi giydirilmiş bir görselliğe ve sabun köpüğü hikayelere yaslanır. Ama “Atlılar” belki hiç olmamış bir efsane üzerinden fikir ve fantezi üreterek memleket dizileri içinde bir ilke imza atıyor... Yüksel sadece yapım aşamasında kullanılan efektlerin nerede üretildiğini dikkate alsa bu diziyi Veliefendi Hipodromu’ndan çok daha farklı bir yere koyacaktır. Çünkü buradaki süvarilerin oradaki jokeylerle ilgisi yok...

Bıçağın ucuyla yenir mi?

Şeflerin Düellosu” (Show TV) çok eleştirsek de izlemekten vazgeçmediğimiz bir iş olarak yaz boyu ekranımıza sabitlendi. Kışın da devam edeceği konusunda duyumlarımız da var ama o başka bir yazı konusu. Neyse... Okurlarımızdan Cengizhan Görkey, yarışmanın jürisinde bulunan ve genel olarak sofra adabına takıntılı olan Nalan Aksoy’un durumunu not düşmüş... “Nalan Hanım, sofradaki tuzluk ve biberliğin yerini bile titizlikle inceleyecek kadar zarafet gösterisi yaparken nasıl oluyor da yemeği bıçağın ucuyla yiyip, üzerine bir de bıçağın tamamını yalayabiliyor, anlayamıyorum?”... Ben anlıyorum, ona “an’ın heyecanı” deniyor. Belli ki lezzetin büyüsüne kapılan Nalan Hanım neden orada olduğunu unutabiliyor. İş kazası diyelim. Tersinisöylersek ayıp olur çünkü!

Sonu da benzer mi?

Türk Sineması’nın dizilere katkısını bu sezon fazlasıyla izleyeceğiz. Seksenlerin fenomen filmi “Alev Alev”, yetmişlerin efsane yapımı “Dila Hanım” ve doksanların unutulmazı “Ağır Roman” dizi sektörüne üç ayrı kaynağı oluşturuyor... Bu diziler içinde beni tedirgin edeni sadece “Dila Hanım”. Öyle ki Türkan Şoray’ın o müthiş oyunculuğunun hep filmin önüne geçtiğini düşünürdüm... Aynı fikirde olduğum bir diğer film olan “Selvi Boylum Al Yazmalım”ın geçtiğimiz sezon emekleme sürecindeyken sonlandırılması bu kaygımın en büyük nedeni sevgili okur... Bir filmi aklınıza bazı şeylerle kazırsınız. Ve her izlediğinizde o şeyler karşılığını eksilmeden ekranda bulur. Şimdi jenerik müziği filminkiyle aynı olan “Dila Hanım”dan bir Türkan Şoray performansı çıkmazsa ne olacak? Hayırlı olmayacak elbette... Biz iyisi mi “Sonu önceki uyarlamalara benzemez inşallah” diyelim?




 

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.