Hanimiş benim haplarım?

18 Ekim 2014, Cumartesi 05:00
AA

“O Hayat Benim” (FOX) isimli dizinin önceki gün tekrar yayınlanan bölümünü izliyorum. Gece yarısını geçmiş. Ekranda üç adet karakter toplu bir sinir krizi ayini yaşıyor. Evdeki ağabeyimiz de olup biteni derbi maçı izler gibi izliyor; “kim önce zıvanadan çıkacak?” diye... Belli ki bir kriz yöneticisine ihtiyaç var. Neden sonra Yeşim Ceren Bozoğlu’nun hayat verdiği Nuran karakteri bir ilaç şişesine davranıyor ve “bir sana, bir bana, bir tane de ona” üçlemesi yapıyor... İki tur döndükten sonra Nuran ve Efsun normalleşmeye başlıyor. Üstüne bir de Bahar’ın gelişiyle hepten müsekkine bağlıyorlar... Vallahi, O hayatın aslında kimin olduğunu henüz bilemediğimi geçenlerde söylemiştim ama bu tarz bir kriz ve hap düeti sürerse kimin olmadığı ortaya çıkacak. Banko isimlerim Nuran ve Efsun’dur, biline...

[[HAFTAYA]]

Tekrarlarla çizilen karizmalar!

“Kaderimin Yazıldığı Gün” (Star TV) ekranda yol almaya başlamış. Aynı gecenin ilerleyen saatlerinde Star TV’de “Dila Hanım” isimli dizinin tekrarı var. İkisinin de başrolünde Hatice Şendil, ayır ayırabilirsen... Çok değil birkaç ay öncesi “Fatih Harbiye” dizisinde harikalar yaratan bir Kadir Doğulu var. Aynı ekranda (Show TV) “Pis Yedili” isimli dizinin tekrarında da başka türlü döktürüyor... “Kurtlar Vadisi”nin Kanal D’ye geçmediği zamanlar. Memati (Gürkan Uygun) Vadi ekranında hayalet olarak dolaşıyor. Sonra salı geceleri “Kaçak” (atv) dizisinde önüne gelenin beline veriyor tekmeyi... “Arka Sokaklar” (Kanal D) tekrarında Engin Komiser olarak gördüğümüz İlker İnanoğlu bir başka gece aynı ekranda “Hayat Yolunda” isimli dizide Alp Günay karakteriyle karşımızda... Örnekler alır başını gider. O değil de daha geçtiğimiz yıla kadar “aman dizilerdeki karakterlerine zeval gelmesin” diye röportaj bile verdirilmeyen oyuncuların karizmasının dizi tekrarlarıyla çizilmesi neyin kafasıdır; anlayan var mı?

Karıncalar ve ağustos böcekleri

Burada sadece kanal yöneticileri, yapımcılar, oyuncular ve sektörün ileri çıkan isimlerinden bahsedersek hakikatli bir yanlış yapmış oluruz... Mesela TV sektörünün görünmeyen kahramanları da var. Bu köşe kısmen bir bilgi panosu olduğu için önceliklerim arasında kanalların kurumsal iletişim bölümleri var... Bu bölümler de kendi içinde karınca ve ağustos böcekleri diye ayrılıyor. Ben karıncaları sayayım, ağustos böcekleri yan gelip yatmaya devam etsin... En çalışkan kurumsal iletişim bölümü sıralamasında ilk beşi takdimimdir; Kanal 7, Habertürk, Bloomberg HT, Cine 5 ve 360... En kafa rahatları saymıyorum. Ama şu kadarını söyleyeyim Türkiye’de büyük olduğunu iddia eden altı kanalın ikisinden ne haber alabiliyorum ne de akış. Sorun bu, sorumlu mu; neredeeeee?

Hepsi mi Arsen Lüpen?


Son zamanlarda dizilerde bir hırsız sevdası oluştu ki sanırım gözden kaçmıyordur. “Ulan İstanbul” (Kanal D) ile başlayan “bir hırsıza gönül verdim” akımı “Kalp Hırsızı” (atv) isimli hikayeyle bildiğin dizi kıvamına geldi... Geçtiğimiz pazar akşamı başlayan “Gönül İşleri” (Star TV) isimli dizide düğün günü ortada kalan Saadet kardeşimiz de damat adayı olarak Asrın isimli bir hırsızı seçmişti... İşin ilginç olanı bu hırsız kardeşlerimiz arasında bir tanesi de gazetelerin üçüncü sayfalarında gördüğümüz nursuz elemanlara benzesin be birader. Hepsi mi yakışıklı, hepsi mi karizmatik, hepsi mi moda dergisinden fırlamış gibi? Dur bakalım ekrandaki bu Arsen Lüpen rüzgarı izleyiciyi nereye savuracak; var mı bir fikri olan?

Bugün ile yeniden...

Geride bıraktığımız iki sezon boyunca Seda Akgül’ün sunduğu “Bugün” isimli program yeni sahibine kavuştu. Star TV’nin sabah haberlerini bundan böyle genç isimlerden Ece Belen Atrek sunacak... Seda Akgül şu günlerde yeni projeleri için ekran randevularına koşturuyor. Bir de “Ruh Öküzü” isimli yeni kitabının düzeltmelerini yapıyor... Yeni sunucu Ece Belen Atrek’in işi kolay değil. Seda uzun bir süre o ekrana başta hayvan severler ve kadın hakları savunucuları olmak üzere ciddi bir kitleyi bağlamıştı... Ece’nin de en azından bir şekilde “aktivist olabilen” kitleyi ekrana bağlaması gerekiyor. Tercihini hangi kesim ya da kesimlerden yapacak bilemiyorum ama sabah ekranında gereken tavrı iş henüz başlamadan kafasında netleştirmiş olmasını diliyorum. Hayırlı olsun...

Zincirleme reenkarnasyon hali...


Köşemizin nöbetçilerinden Mehmet Türk yine isyan etmiş, nasıl etmesin baksanıza; “‘Beni Affet’ (Star TV) dizisinde Kozan Ailesi, evlatları Kemal’in öldüğüne iyice inandılar, cenaze töreni bile düzenlediler. Bitmedi, adına mevlit bile okuttular... Ancak Kemal ölmedi, hâlâ yaşıyor ama haberleri yok. Elbet bu hikaye günlük pembe diziler için gayet sıradan hatta bu durum karakterlerin her biri için nöbetleşe gerçekleşen bir durum... Ölüp dirilenler; dirilip ölenler. Ölüp ölüp dirilmek; dirilip dirilip ölmek, bitmeyen bir zincirleme hali. ‘Aşkın Bedeli’ (Star TV) dizisinin kötü karakteri Betül’ün dediği gibi; pes yani hakikaten pes!”...

Sıradaki haber yükleniyor...