İzdivacın alternatifi gıybet oldu!

05 Kasım 2015, Perşembe 19:00
AA

Anlaşılan dizilerin dışında bir alternatif düşünenler için aranan kan “gözetleme yarışmaları” diye tabir ettiğimiz formatlara dönülerek bulundu... Geçen yıl boyu TV8 ekranına gelen Ütopya her ne kadar başarılı bir örnek olmasa da istikrarıyla bu yılın ipuçlarını veriyordu sanırım... Star TV’de yakında başlayacak olan Big Brother isimli yarışmanın hazırlık aşamalarının bir yıl kadar sürmesi, gözetlenen evdeki macera ve diyalogların şansa bırakılmadığının bir diğer göstergesi oldu...

Kanal D’nin sezonun başında yayına soktuğu Kısmetse Olur isimli format beklenenin çok üstünde bir ilgiyle karşılaştı ve neredeyse kanalın tüm gün kuşak programlarının lokomotifi oldu... Bu yarıştan geri kalmayan Show TV de önümüzdeki haftalarda başlayacak Gelin Evi isimli bir format için kollarını sıvadı... Biraz diziyi andırsa da TRT 1’in Ana Ocağı isimli gözetleme şovu da aldığı reytinglerle kamu kanalını hiç üzmeyecek bir başarı noktasına oturdu... Bunların hepsini toplarsak izdivaç programlarına alternatif yine geçmişten çıktı geldi ve anlaşılan o ki uzunca bir süre yine hayatımızda olacak. Ne denir ki; gıybet saatleri başlıyor...

Zirve iyi ama risklidir!

Paramparça (Star TV) AB grubu izleyicide zirveyi Kırgın Çiçekler’den (atv) devraldı. İki bölümdür üst üste gelen trajediler bana göre Kırgın Çiçekler’in anlattığı travmalara tur bindirdi... Ve evet Keriman, Harun ve Özkan karakterlerinin çıtayı bir hayli yükseğe taşıyan oyunculukları ve alternatif hikayeleri bir kanaviçe gibi işlenerek dizinin başarısını geçtiğimiz sezon rakamlarına getirdi... Bundan sonrasında Paramparça’nın hikayeyi tekrar rutine bindirmek gibi bir lüksü yok. Elbette top çevirecekler ama olaylar fazlasıyla hızlandığı için frene asla basamayacaklar. Çünkü zirvede kalmanın nimetleri olduğu kadar riskleri de var. Daha çok çalışmak gibi, daha alternatif yollar bulmak gibi..

Seçim ekranının gizli galibi!


Gördüğüm kadarıyla tüm meslektaşlarım gözden kaçırmış. O yüzden biraz bekletip yazdım. Seçim gecesinin asıl kazananı hangi program oldu biliyor musunuz? O Ses Türkiye (TV8)... Şaka değil, memlekette genel seçim oyları sayılırken, ciddi bir çoğunluk sonuçları izlemek ve analistlerin yorumlarını dinlemek yerine O Ses Türkiye yarışmasını izlemeyi tercih etti... Bunda bir ayıp görmüyorum. Popüler kültürün hayatımızdaki en büyük önceliği olan televizyon, ruhumuza da nüfuz ederek yerini kemikleştirdi... Bunun tahlilini sosyologlara bırakarak bir başka tespitte bulunmak istiyorum. Bu yılın O Ses Türkiye’si geçen yılla karşılaştırıldığında başarı grafiğini bir miktar daha yukarı çekti... Bunun nedeni belki değişen jüri, belki biraz daha yakından tanıdığımız yarışmacılar, belki de güzel melodilerle gündelik dertlerden sıyrılmaktır. Ne olursa olsun izleniyor mu; ona bakmak lazım!

Aynı efekt çıkmaz...


Beyazıt Öztürk (Kanal D) geçen yıl Candan Erçetin ile yaptığı ve programa sağlam bir rüzgar getiren atışmayı anladığım kadarıyla bu yıl İrem Derici üzerinden yapmaya başladı... Açıkçası Beyaz’ın bu türden arayışlarını izleyiciye saygı çerçevesinde görüyor ve destekliyorum. Rakiplerinden farklı üslubu ve özgün mizahıyla ayrılan İrem Derici’nin partner olarak seçilmesi de fena fikir değil ama geçen yılın efektini yaratabilmek de öyle kolay değil... Geçmişe bakınca Candan gibi ciddiyetiyle tanınan, algısını öyle yerleştirmiş bir kadının bu küçük oyuna büyük bir renk getirdiğini söyleyebilirim. İrem ise demin anlattığım gibi zaten komik bir genç kadın. Kısacası bir ters köşe durumu yok ortada!

Bir yere gittiğimiz yok

Şu sıralarda en çok karşılaştığım soru “Burada Laf Çok son mu buldu?” oluyor. Net yanıtı verelim hemen; kesinlikle hayır! Önümüzdeki pazartesi gecesi kaldığımız yerden yine CNN Türk ekranından kafayı göstereceğiz. Ama teslim edersiniz ki kanal bir haber kanalı ve olağanüstü durumlarda öncelik sırası talk şovlardan ziyade haber bülteni ya da programlarının oluyor... Seçimden yeni çıkmış, taşların tam olarak yerine oturmaya hazırlandığı bugünlerde benimkisi gibi bir parça magazin eksenli program yerine daha çok fikir eksenli işlere ihtiyaç var... Bir haftalık zorunlu tatilimizin nedeni budur. Gülüşmek ve görüşmek üzere!

Sıradaki haber yükleniyor...