Kanal D sürpriz yaptı!

17 Ekim 2014, Cuma 05:00
AA

Kanal D haber merkezi önceki gün sürpriz bir değişiklik yaşadı. Kurulduğundan beri yani 15 yıldır CNN Türk ekranının yüzlerinden olan Cüneyt Özdemir, ustası Mehmet Ali Birand’ın vefatından sonra Serdar Cebe’nin yürüttüğü anchormanlik işini ani bir kararla devraldı...

Açıkçası Birand’ın kaybından sonra o koltukla ilintili birkaç isim geçmişti. Ancak haber merkezi Mehmet Ali Birand ruhunu yaşatmak adına o toplara hiç girmedi... Şimdi koltuğu, Birand okulunun ilk mezunlarından biri devralmış oldu. Bu seçim Serdar Cebe’nin ya da haber merkezinin bir zafiyeti olduğundan değildi. Belli ki bir tavrı, o gelenekten gelen bir isimle ayakta tutmak istemek kaynaklıydı...

[[HAFTAYA]]

Cüneyt Özdemir sadece ana haber bültenini değil, kendi ürettiği “5N 1K” isimli formatı da Kanal D ekranına taşıyacak. 3 Kasım itibarıyla da koltuğa oturacak... Serdar Cebe önceki gün ekrana çıkmadı, “bundan sonra ne yapacak?” diye soranlara ilk ağızdan “Süveyş kanalındayım, ana habere çıkacağım” dediğini not düşeyim. İlahi Serdar, her daim tebessüm halindedir...

Bu arada CNN Türk önemli bir yüzünü kaybetti. Ama ekran bu, boşlukları sevmez. Cüneyt’in bıraktığı saat dilimi muhtemel çok sürpriz bir isimle doldurulacaktır... Bu durumda herkes için hayırlısını diliyoruz. Haber ekranına ciddi bir aksiyon geleceğini düşünerek elbette!

REYTİNG KOKAN ÖPÜCÜKLER!

“Kara Para Aşk” (atv) dizisindeki Roma sahnelerinin bir kerede (çok da öyle değil gibi ama) kotarılmış olduğunu ümit ediyorum. Yoksa böyle bir prodüksiyona can dayanmaz... Roma’yı görmüş olanlar bilir. Adamlar 1950’li yıllarda çekilmiş Roma odaklı filmlerin bile hediyelik eşyasını meydanlarda satıyorlar..

Onları bir kenara bırakın “Kara Para Aşk”, Avrupa’nın kalbindeki bu kadim kenti son dönemde sadece sinemada gördüğümüz ölçüde bir özenle resmediyor... Dolayısıyla gitmeyen ve gidemeyenler için bulunmaz bir seyahat fırsatını evin salonuna taşıyor. Verdiği bilgiler de harika... Neyse. İşin bu tarafını bir kenara koyarsak önceki gece dizide hakikaten “Roma’da aşk başkadır” dedirten sahneler resmedildi. Ancak aşk dediysek, özellikle şu öpüşme işinin suyunun çıkarıldığını da görmezden gelemedik...

Tamam, esas kız ve oğlan öpüşecek; tamam, Roma’nın meydanlarında bu türden görüntüler çok sıradan ama fazlası da izleyende “zorlama” hissi yaratıyor. Ortalık Seda Sayan’ın “kokulu öpücükleri” gibi reyting kokuyor!

FENOMEN OLARAK KALSINLAR...

Hayatımızda Vine fenomeni diye bir şey oluştu. Bunlar, sosyal medya mecralarından birinde altı saniyelik videolar hazırlayıp takipçi toplayan ve çoğunluğu gençlerden oluşan vatandaşlar...

İçlerinde hakikaten çok ciddi mizah açısına sahip olanlar var. Kimisi de hareket olsun diye altı saniyelik videoları çekip yayınlıyor... Hülya Avşar (TV8) iki gündür şovunda bu fenomenleri ekrana taşıyor. Gülünen işlerin sahipleri doğal olarak sosyal medyadan ana akım medyaya taşınmış oluyor. Ama ne bileyim, söz konusu TV ekranı olunca arkadaşların “altı saniyenin” dışına taşabilecek bir kabiliyetlerinin olmadığı da ortaya çıkıyor...

Bence fenomen, fenomen olduğu yerde bir ağırlık taşıyor. Aralarında yırtmaya meyyal olanlar da zaten bir yolunu bulup (ekrana çıkmasalar bile) az ya da orta şöhretlilerin arasına karışıyor. O hattan ekmek çıkarmak zor kısacası...

HEP AYNI YÜZLÜK...

Üşenmedim saydım. Önceki gün haber kanallarının prime time saat diliminde toplam 63 kişi üç ana konuya odaklı olarak tartışma hallerindeydi...

Hatta bir saat önce farklı bir programda olan yorumcuların bir saat sonra alakasız bir kanalda aynı yorumları yaptığını da gördüm. Bu tartışan insan sayısı, benim gözümden kaçan programları da eklerseniz gecede 100 küsur kişiye ulaşıyor...

Ancak önemli bir ayrıntı var. Konuşanlar hep aynı kişiler, peki ya susanlar? Onların da sözcülüğünü yapacak bir kanal ya da yeni bir kimlik ortaya çıkacak mı, merak içindeyim...

TERSİ DÜZ YORUMLAMAK

“Söylemezsem Olmaz” (Beyaz TV) isimli programın yorumcularından Duygu Çetinkaya önceki gece “Burada Laf Çok”ta (CNN Türk) her sabah yaptıkları işin bir nevi tekzip alanı olduğunu ifade etti... Öyle ki yapılan işi, sabah kalktığında 10 küsur yıllık arkadaşıyla “sevgili” diye resmedilen insanların arayıp durumun gerçeğini izah edecekleri bir mecra olarak tanımladı...

Magazin medyası şöyle ya da böyle mağdur yaratmıştır. Ama ne bileyim o medyadan beslenip, mevcudu tornaya sokma işi magazin programlarının meselesi midir, emin değilim... Bu tanımlama bana biraz fırıncının una gider yapması gibi geldi. Ama “kıvırtmadan” söylendiği için çok da ters gelmedi hani...

En azından bu mecrada tersi bile düz yorumlayan birilerine ihtiyaç var. Duygu Çetinkaya, ciddi bir boşluğu dolduruyor diye düşünüyorum. Biraz pişsin, izah işinde ustalaşsın; ses de getirecektir!

KİTAPLIKTA BULUNSUN

birol Güven aslında iyi bir turizm rehberidir. Tarihle, arkeoloji ile en çok da gezmekle iyidir arası. Belki de bu yüzden dizilerinde bu alanlarda sıklıkla gönderme yapar... Neyse. Hepsini bir kitapta toplamış. Sonuçta yazmanın da sınırı yok. “Tatil Diyalogları” isimli yeni kitabının içine sınırsız bir kahkaha birikintisi koymuş. İzlemeyip okumak isteyenlere ciddi bir tavsiyedir...

Sıradaki haber yükleniyor...