Kapatınca iş bitiyor mu?

11 Eylül 2015, Cuma 05:00
AA

Fransız sosyolog Baudrillard’ın on yıllar önce not düştüğü şu söz hep aklımın bir kenarında; “Birey televizyonda Sudan iç savaşını, herhangi bir tuvalet kağıdı reklamıyla aynı duyarsızlıkta izlemektedir. Televizyonu kapattıktan sonra Sudan’daki iç savaş devam etse bile onun için bitmiştir. İşte bireyin yaşadığı bu evren simülasyon evrenidir. Her şey görüntülerden ibarettir ve cansızdır”... Bir süre sonra olan biteni kanıksamak, TV aygıtını kapatınca yaşadığımız tüm şu tuhaf karmaşadan kurtulmuş hissine kapılmak istemiyorum. Uyumak ve uyuşturulmak yani. Tüm gerçekliğiyle yaşam odanın dışında bir yerde devam ederken onu bir kutuya sıkıştırıp bir kurguymuş gibi yaşamak. Sırası değil sanırım...

[[HAFTAYA]]

Bir sezon önceki haller mi?

Karagül (FOX) isimli dizinin tanıtım fragmanı hakikaten kabus gibi. Ebru’nun gördüğü kabus üzerine kurulu fragmandan bu yıl kimlerin dizinin üstüne karabasan gibi çökeceği ortaya çıkıyor. Tabii yine tombaladan çıkan “o senin çocuğun” gerçeği var. Acaba tanıtımı kabusa çeviren Baran üzerinden dile getirilen o gerçeklik mi? Aynı şekilde O Hayat Benim (FOX) dizisinin tanıtımlarında Keremcem bir gen testinin sonuçlarını telaffuz ediyor. Karşısındakinin suratı allak bullak.“O senin çocuğun” ve “aslında sen şunun genlerini taşıyorsun” klişeleri bu yıl da alıp başını gidecek, senaryolarda hayat kurtaracak. Belli oldu. Geçmiş de olsa bari!

Öpmeden olmuyor sanırım!


Dizilerde karakterlerin öpüşme sahneleri heyecanla beklenir oldu. Öyle ya, bizde aşkı tanımlamak istiyorsan özellikle dizilerde karakterleri öpüştürüyorsun. Böylece aylarca açılan papatya falı sonuca ulaşıyor. Öpüyorsa seviyor, öpmüyorsa sevmiyor... En son kimin kimi öptüğünü hatırlamıyorum ama hiçbiri Aşk-ı Memnu dizisindeki Bihter-Behlül samimiyetine kavuşamadı. O samimiyetin RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) bedeli de bir hayli ağır olmuştu ya, hadi neyse. Dur bakalım o duygusal zirveyi kim egale edebilecek?

Artık hafta sonunda...

Tahir Sarıkaya, Beyaz TV’nin sabah kuşağı sunucusuydu. Geçtiğimiz yıl hafta içi her gün ekrana gelen programı bu yıl hafta sonuna alındı. Tahir, yepyeni bir şeylerin hazırlığında. Kendiyle barışık, kimi zaman sözünü tartmadan konuşabilen ve kalp kırdıysa hemen özür dileyebilen ender ekran yüzlerinden... Kimisi Tahir’i seviyor, kimisi temkinli. Ama onun Uyan Türkiyem ismiyle sunduğu programa izleyenlerin bir şekilde bağımlılığı var. İşte hafta sonu ona kavuşuyoruz. Yolu aydınlık olsun...

HİÇ REYTİNG KAYBETMEDEN

Müge Anlı (atv) hafta başından beri yayında. Açıkçası reytinglerini görmek için daha bismillah yazmak istemedim... Bir gerçeklik var ki Müge Anlı artık 10 yıla yaklaşan programında hiç referans kaybetmeden yolunda yürüyor. Reytingleri bıraktığı yerden devam ediyor. Hiç azalmamış. Yine meselelerin üzerine ağırlıklı olarak siyah elbisesiyle gidiyor ve yine herkes birbirini öldürmekten, sevdiklerinin kaybından ve genellikle de kaynından mustarip... Müge, istikrar dediğim ve üzerinde inatla durduğum şeyi başarabilen beş kişiden biri olarak TV tarihine geçmiştir. Bravo diyelim...

Aman kırmızı çizgilere dikkat!

Bir korku ikliminden geçtiğimiz muhakkak. Yabancı basın iç savaş yaygaraları koparırken ben bu tür haberleri okurken inadına iç vicdana sığınıyorum... Bakın, Kurtlar Vadisi Pusu (Kanal D) yakında başlayacak. Sungurlar (STV) dizisi son hazırlıklarını yapıyor. Anladığım kadarıyla Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz (atv) isimli dizi de siyasal toplara girişecek. Tek bir umudum var... Bu dizilerin günceli çözümleme gayesiyle yazılan senaryolarında çok fazla uçmaması. Oradaki sanal kahramanlara kolayca yaptırdıkları şeyleri, söylettikleri sözleri birkaç kez tartmaları. Artık bünyelerimizde her şeyden kolayca etkilenecek bir duyarlılık hali oluştu. Bir yanlış yönlendirmeyle Allah korusun ağır bedeller ödeyebiliriz. Mümkünse sokağın ve siyasetin nabzı normale dönene kadar başka mevzularla top çevirsinler... Bu bir sansür tavrı değil, sadece bir endişeye ortak edebilmek gayesi!

Yaşayan bilir dedirtecekler...

CNN Türk de tarih programı hattına girdi. Kanal duayen gazeteci Altan Öymen’in yöneteceği ve yakın tarihin masaya yatırılacağı harika bir baş ucu programı hazırlığında... Açıkçası ben “yaşayan bilir” önermesine daha çok itibar ederim. Dört Bir Taraf sonrasında sadece yorumlarıyla izlediğimiz Altan hoca ve arkadaşlarını bu kez çıplak tarihi yorumlarken izlemek hoş olacak. Bağırıp çağırmadan, izleyiciyi ekrandan paylamadan; tarihçi gibi tarihi yorumlarken yani...

Sıradaki haber yükleniyor...