Peki Deniz Seki memnun kaldı mı?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz (atv) önceki akşamki bölümünün final sahnesinde mahkum şarkıcı Deniz Seki’yi oynattı. Meseleyi herkes hukuki anlamda tartıştığı için ve açıkçası her kafadan da ayrı bir ses çıktığı için o hatta girmek istemiyorum... Ben sadece işin duygusal boyutuna bakmayı yeğlerim. Bu sahne Deniz Seki hariç herkesin işine yaradı. Deniz’i severler kısmen kutu içinde kapalı görüş yaşayarak özlemlerini giderdi. Dizi yayın hayatı boyunca yapamayacağı kadar reklam yaptı. Anladığım kadarıyla ilgili sahneler önümüzdeki bölümde de yayınlanacağı için reyting de bir şekilde garanti hale geldi.

Bu arada devlet de mevcut ya da olası suçlu potansiyellerine dolaylı olarak kamu spotu değerinde bir parmak sallamış oldu... Kısacası herkes memnundu. Peki ya Deniz Seki? O ışıklar kapandığında, o set oradan kalktığında, ekip gidip parmaklıklar arkası tekrar eski haline döndüğünde yani “oyun bittiğinde” o da kendi yalnızlığı ve çilesine dönmeyecek miydi? Döndü de! Evet, o gece ve sonrasında sosyal medya bir hayli duygusal yorumlara tanıklık etti ama hiçbiri objektif anlamda Deniz’in yüreğini soğutamadı sanırım. Çünkü Deniz ne dışarıda kopan duygusal fırtınanın ne de üzerinden açılan “adalette imtiyaz” tartışmasının içinde fikir beyan edecek halde değil, fiili durumu gereği olamaz da... Alan memnun satan memnun da; bu alışverişten Deniz memnun mu, bunu da kimse sormadı. Onun o meşhur şarkısındaki gibi duyguları da suya hapsoldu anlayacağınız...

Topyekûn Allah kurtarsın!

Deniz Seki üzerinden reytingin toplandığı malum gece bir başka kanalda, Star TV’de yayında olan Kaderimin Yazıldığı Gün isimli dizide Kahraman’ın eski eşi Defne de cezaevine girdi... Açıkçası hüzünlü sahneler filan göremedik. Kadın içeride. Yani iki ayrı dizinin iki esas kadını içeriye aynı gece düşünce bilmeden yeni bir akımın da habercisi oldu; dizilerde içeriye düşme modası başladı... Biz topyekûn Allah kurtarsın diyelim ama en azından Çakırbeyli’nin eşi Meryem’in Defne’den daha şanslı olduğunu da ekleyelim. O da içeride ama en azından Deniz Seki’den “Suya Hapsettim” şarkısını dinleyebildi!

ANLATTIĞI ŞEY GİBİ UÇTU GİTTİ


Hazır böyle kriminal bir hatta giderken bir de veda haberi araya koyalım. TRT ekranında bugüne kadar narkotik suçlar karşısında direkt uyarıda bulunan belki de ilk ve tek dizi Son Çıkış dün final yaptı... Dizinin reytingleri başından beri yolunda gitmiyordu. Hikayenin bir miktar tematik oluşu ve toplumu zehirleyen bir alana dikkat çekişi bunun nedenlerinden biri olabilir. Eksen dağılmasın diye entrika, aşk, aldatma gibi izleyiciyi ekrana bağlayan klişe hatlara mesafeli yaklaşması da bir başka neden olabilir... Ama bunların hiçbiri Son Çıkış’ın ifade etmek istediği doğruyu hafifletmez. Dizi uyuşturucu kullanımının toplamda geldiği çıldırtıcı boyutu tüm yalınlığıyla gözler önüne serdi. Buna rağmen sözü, tıpkı işlediği uçucu maddeler meselesi gibi uçtu gitti... Elbette kamu spotu kalibresinde diziler çekilmesin. Ama işi kurguyla gerçek arasında sağlam bir köprü kurarak ciddiye alan yapımların da arkasında bir şekilde durulsun. Bunu yapabilecek sadece bir kanal varsa, o da kamu kanalıysa; durulsun kardeşim!

İlk kalemler döndü!

Arka Sokaklar (Kanal D) tam 9 yıldır kendisini zirvede tutan senaristleri baba/oğul Yurdakul’lara döndü. Daha doğrusu senaristler Ozan ve Sinan Yurdakul diziye yeniden dahil oldu... Arka Sokaklar’ın kendi içinde bir aritmetiği var. Zaten bu basit aritmetik sayesinde yıllardır ekranda ve reytinglere bakılırsa çok da referans kaybına uğramıyor... Belki biraz nefes değişikliği için gidilen bu yol ayrımı zaten diziye de iyi gelmemişti ve final yapmak durumunda kalmıştı. Şimdi yarattığı kahramanların omurilik sistemine kadar bilgi sahibi olan kalemlerin yazacağı hikayelere yeniden odaklanacağız ve bu dönüş bana göre bir hayli de verimli olacak. Haksız mıyım Rıza Baba?

UCUNDAN BİRİ TUTSA!

Mayıs Kraliçesi’nde (Show TV) Savcı Alper’i oynayan arkadaşa nasıl desem bir miktar daha oyuncu koçu takviyesi yapılabilir mi? Yapımcı Birol Güven’in en önemsediği mesele olan samimi oyunculuk parantezi içerisinde biraz hazırlıksızmış gibi duruyor. Ağzı oturmuyor, diyalogları hikaye kadar çarpıcı değil. Bir ışığı var ama açıkçası gölgede kalıyor... Birol ağabeyi işin ucundan bir tutsa hiç sırıtmayacak gibi duruyor. Ama dediğim gibi ucundan da olsa tutarsa!

Biri de anlatsın!

Bu arada Çakırbeyli’nin eşi Meryem içeri düştü. Düştü de malum sahnede herkes kendisine “Allah kurtarsın” temennisinde bulunurken, Meryem neden çoğunu pas geçip Deniz Seki ile kucaklaştı? Biri boş bir anında bana bunu da anlatabilir mi?

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder