Sen misin 'yazılmıyor' diyen?

14 Ocak 2015, Çarşamba 05:00
AA

Oyuncular yakın geçmişte hep yakınırdı; “memlekette şöyle esaslı bir seri katil karakteri yazılmıyor” diye. Artık nasıl bir mesaj gönderdilerse evrene(!) diziler seri katilde seriye bağladı... “Kara Para Aşk”ta (atv) Tayyar Dündar ve Hüseyin, “Medcezir”de (Star TV) ise Turunç Nadir ve adamı Cengiz kurbanlarını vahşice öldürüyorlar. TRT 1’in yeni dizisi “Filinta”da ise Boris Zaharyas ve Azize adlı karakterler, amaçlarına ulaşabilmek için tehlike olarak gördükleri kim varsa ortadan kaldırıyorlar...

Bunlara ek olarak Boris’in 3 adamı bu konuda pek bir maharetliler. Mamafih, “Filinta” dizisi seri katillerin müthiş bir performans çıkararak cinayeti hakikaten seriye bağladıkları dizilerin başında geliyor. Seri katil cenneti sanki... Ama hakkını vermek lazım; bir Bay Boris, ne bileyim bir Tayyar amca bana göre incelikli seri katiller. Bir nevi kendi çağlarının Hannibal Lecter’leri de diyebiliriz...

Kurbanlarını tarihe gömmeden önce meselelere bir parça felsefe bir tutam da gurmelik katıyorlar. Bu dünyadan gidenler zır cahil gitmemiş oluyor... Bu da bir şey ama değil mi? Alın size “incelikli seri katil karakterleri” tepe tepe oynayın sevgili oyuncu kardeşlerim. Haklıydınız, biz de kafaya odunu geçiren “yardımcı oyuncu” karakterlerden sıkılmıştık. Bammmm!

[[HAFTAYA]]


Bu filmi daha önce görmüştük ama...


“Beni Affet” (Star TV) isimli günlük dizide Osman Kozan ve oğlu Cüneyt nezarethaneye atılmışlardı. Osman’ın eski damadı Ferman, ikiliyi karakoldan çıkarmayı başardı... Onlardan önce Kemal, Kemal’den önce Tunç, Tunç’tan önce Eylül, Eylül’den önce Umut o nezarethaneye girmiş, maşallah dizinin diğer karakterleri de parmaklıklar ardını hiç boş bırakmamıştı... Bu arada Kozan şirketinin hisselerinin bir bölümünü Feride ve Eylül’ün babaları Aziz Bey aldı ve Kozanlarla ortak oldu. Mücadele başladı mı sana? O da ne? Bir anda aklıma geldi. Daha önce de Osman Kozan’ın baş düşmanları diyebileceğimiz Eylül ve hemen sonrasında Tunç, şirketin hisselerine sahip olmuş ve büyük bir iktidar mücadelesi yaşanmıştı... Bu iki mesele üzerinden “kusura bakmayın ama biz bu filmi daha önce görmüştük” diye geçirdik içimizden. Geçirdik de fayda? Tıssss!

Unuuuuuttun mu beni?

“Aşkın Bedeli” (Star TV) dizisinde “kötülükler kraliçesi” Betül, Rüstem Oğuzer’in eşi Zehra Hanım’la iyi arkadaş oldu. Betül, bir yolunu bulup Oğuzerlerin villasında kalmaya da başladı. Bilmeyenler için amacı söyleyelim; Rüstem Ağa’yı baştan çıkarmaktı elbette... Sonunda hanımefendi, ağanın çalışma odasında onunla baş başa kaldı. Fırsat bu fırsat Betül, Rüstem Ağa’yla yakınlaşmaya çalıştı... Ha, bu esnada evde Betül’ün yokluğunu fark eden Zehra yengemiz, evde kayıp aranıyor kafasına girdi. Tam da iki elemanı odada basmak üzere elini kapı tokmağına uzatmıştı ki, başka sahneler araya girdi ve bölüm heyecan zirvedeyken bitti... Sonra baktık ertesi gün durumlar ne olmuş diye. Ne görelim; sanki o tokmak sahnesi hiç yaşanmamış Zehra yenge alengirli işlerin çevrildiği çalışma odasının değil de kilerin kapısına davranmış gibi meseleye hiç girilmedi... Merakım şu; dizinin devamlılığından sorumlu arkadaşlar sahneyi unuttular mı acaba? Belki “bir gün önce nerede kaldık?” diye bakmaya erindiler belki de “iki hafta sonra Rüstem ile Betül’ü yeniden odaya sokuveririz, heyecan yine tavan yapar” diye düşündüler... Düşünmedikleri, bu dizilerin sabit izleyicisinin olduğuydu sanırım. Futbolda olsa buna “ofsayt” derlerdi resmen. Düüüüt!

Bunlar da en tazeler!

En taze haberleri verelim hemen. Star TV’nin yeni başlayacak yarışması “Patron”a jüri olması için Oya Aydoğan’a teklif gitmiş. Ve fakat netice alınamamış... Star TV’de hafta içi her gün yayınlanırken cumartesi sabah saatlerine alınan “Melek” isimli program banttan ve önümüzdeki haftadan itibaren ekrana gelecekmiş. Melek Baykal bu kez arkadaşlarını konuşturarak ekrana çıkacakmış... “Benzemez Kimse Sana” isimli yarışma Star TV’de ocak ayının son haftası ekrana gelecekmiş. Yarışmanın yayın günü “şimdilik” cumartesi olarak belirlenmiş...

Murat ve ardından Fırat!


“Karagül” (FOX) dizisinde Kendal Ağa, Ebru’nun kocası Murat’ı nehirde boğmuş, nehrin altını üstüne getirmelerine rağmen Murat’ın cesedine ulaşılamamıştı. Eh doğal olarak ahali Murat’ı “öldü” diye tarihe ve anılara gömmüştü... Ve fakat o da ne? Bir süre sonra Murat bir zombi kadar sağlam bir fani kadar da hasta olarak diziye dönmüş, eceliyle(!) bir kez daha ölüvermişti... Gelelim günümüze. Yine Kendal’ın planı sayesinde bu kez Fırat arabasıyla nehre uçtu ve sıkıştığı araçtan çıkamadı... O da Murat gibi uzun aramalara rağmen bulunamadı falan da filan. Dizinin yeni bölüm tanıtımında Fırat kardeşimizin sıkıştığı aracın camını kırılmış gördük. Muhtemelen kurtulmuş olabilir. Bir ihtimal de ölmüş, Murat’ın gittiği yer neresiyse artık; gövdeyi bir miktar dinlendirip, diziye su gibi bir giriş yapacak olabilir... Bizim dizilerde olasılıklar saymakla, olanlar da hayret etmekle bitmiyor. Su gibi aziz olsunlar valla. Şırıllll!

Sıradaki haber yükleniyor...