Türk Malı yolun sonuna mı geldi?

22 Aralık 2010, Çarşamba 05:00
AA

İzleyici aynı dizinin arka arkaya iliştirilerek yayınlanmasından artık hazzetmiyor. Bıkkınlık ve serzenişle dolu mail kutum. Tabii herkes böyle istiyor diyemeyiz... Dikkat ettiyseniz Show TV’nin Türk Malı’nda aynı bölümü arka arkaya yayınlamasıyla başlamıştı bu süreç; sonra atv ve Kanal D de uyguladı bir iki dizide. Ve başladığı gibi bitti... Üstelik bedeli de oldu. Türk Malı giderek izleyici kaybetti. Üç saat uzunluğundaki bir diziye kimse “dizi” demedi çünkü... Neyse uzatmayalım.

[[HAFTAYA]]

Geldiğimiz noktada Türk Malı üçüncü kez yayın gününü değiştiriyor. Artık cuma akşamları yayında olacak. Bir dönem Adanalı (atv) rüzgar gibi esiyordu o gecede. Şimdi Hanımın Çiftliği, Kavak Yelleri, Geniş Aile, Kollama, Gönülçelen filan derken oraya konuşlanacak dizi için yıldızsız bir geceden ötesi değil cuma gecesi... Dolayısıyla işi zor, çok zor Türk Malı’nın. Ölçüsüz bir hercailiğin, arka arkaya yayınlanan bölümlerin, uzun ve ağdalı sahnelerin ve Abiye’siz bir fotoğrafın bedelini ağır ödeyecek gibi geliyor bana. Dilerim yanılırım...

Vedat Milor hesap ödüyor...

Bana göre yılın en iyi formatlarından birini NTV’nin gurmesi Vedat Milor’un programıyla kazandı bizim ekranlar. Ya da şöyle söyleyelim; yılın en çok dikkat çeken TV tipini yarattı NTV...

Milor’u izlerken ne yediğinden nasıl yediğine, ne giydiğinden neler dediğine kadar bir sürü ayrıntıyı da ilgiyle takip ediyor izleyen...

Önceki akşam benim ilk kez rastladığım bir durum oldu. Vedat Milor, afiyetle yediği kuru fasulye güvecin hesabını ödedi. Daha önce böyle hesap sahneleri filan yoktu; Milor önce tadıyor, ardından başka bir köşede oyluyordu yediklerini filan... Anladığım kadarıyla RTÜK’ün “gizli reklam” çelmesine; “Ne reklamı, yediğimizin bile bedelini ödüyoruz, görmüyor musunuz?” mesajıydı bu... Ha, RTÜK anlar mı, onu bilemem ama en azından önemli bir kitlenin “Oh adam bedavadan götürüyor yemekleri” kıskançlığına notayı koyduğu kesindir bu uygulamanın. Şimdi afiyetle sıyırabilirsiniz tabağınızı Sayın Milor!

Dizilerin senaristleri zengin midir?

Başarılı senarist ve oyuncu Meral Okay önceki akşam TRT Haber kanalında gazeteci Nuriye Akman’ın yaptığı Akılda Kalan isimli programa konuk oldu... Televizyonlarda Asmalı Konak’tan itibaren uzun soluklu pek çok dizide kalemini kullandı Meral Okay. Ve yazdığı hemen her dizi iyi izlendi... Mesele de buydu zaten programda. Bir dizi nasıl izleyiciye dokunur, nasıl uzun soluklu olur sorularına yanıtlar verildi... Ama en önemli detay, “izleyiciyi ekrana yapıştıran dizilerin senaristlerinin kazançlarının ne olduğu” sorusunda çıktı ortaya... Meral Okay, senaristlerin dizilerden bir kereye mahsus para alıp, tekrar bölümler için hiç para alamadığını söyledi. Adaletsiz bir durumdu bana göre. Ve en az 70 bölüm süren bir dizi yazmadıkça da iyi para kazanamayacaklarını ekledi. Sanırım siz maillerden ben de bu köşeden senaristlere sallarken duruma bir de bu trajik pencereden bakmak zorundayız... Senaristlerin ve yapımcıların işi hiç kolay değil ve okuduğunuz gibi adaletli de değil. Oyuncuları da kısmen (özellikle de başrol oyuncularını) boş verin; onlar “bir olmazsa bir daha” deyip bir şekilde buluyorlar nasıl olsa yiyecek ekmeklerini...

Bir gün hırgür çıkabilir...

Yetenek Sizsiniz Türkiye (Show TV) jürisinin işi hakikaten zor. Acun Ilıcalı’yla Hülya Avşar ikilisinin kimi zaman buram buram yapmacıklık kokan tartışmalarını saymazsak, jürinin kafasını karıştıracak her türlü ortam var yarışmada... Özellikle de çekimin yapıldığı salondaki izleyicilere odaklanmak lazım. Hepsi doğal olarak belki de jüri gibi düşünmeyip vicdanlarıyla tezahürat yapıyorlar... Ama hemen her yarışmacı mı alkış alır be kardeşim? Önceki akşam şarkı söyleyeceğim diye sahneye gelip bırak senkronu nota bile tutturamayan bir amcayı neredeyse birinci olmuş gibi alkışladı izleyici... O gürültü arasında strese girip de tercihlerini değiştirmedikleri için hakikaten uzmanlaşmış bir jürisi olduğunu teslim edelim yarışmanın... Hatta bir fikrim var. Jürinin sözcüsü Ali Taran ağabeyimiz olsun. Onu değil alkışla, silahla bile fikrinden caydıramayacağımız kesin. Buz gibi bir jüri üyesi resmen... Bir de adı geçmişken Ali ağabeye, yarışmacıları “Cevap verme bana” tonundan haşlamasının kimi zaman çok rahatsız edici olduğunu hatırlatalım... Payladıklarından biri bir gün “Verirsem ne olur?” diye çıkış yapacak ve çarşı karışacak; söylemedi demeyin...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.