Yeniler zirveyi değiştiremedi!

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Cuma ekranı bana KPSS’yi (Kamu Personeli Seçme Sınavı) hatırlattı. Öyle ya, üç yeni dizi izleyicinin kalbine ya atanacaktı ya da taca çıkacaktı. Mevcut kadrolarda yerini sağlamlaştıran “Adını Feriha Koydum; Emir’in Yolu/AFKEY” (Show TV) ve “Huzur Sokağı” (atv) vardı. Onlar emekli olmadan neresinden bakarsan bak zor bir sınavdı bu...

[[HAFTAYA]]

Yaptığım benzetmenin zorlama olmadığı kanaatindeyim. Hakikaten bu yıl diziler ağır bir sınavdan geçiyor. Seyirci yeni başlayan her şeyi geçtiğimiz sezonlarda gördüğümüz türden bir kucaklama halinde değil... Şu sıralama da onu gösteriyor zaten. SBT reyting ölçümlerine göre “AFKEY” birinci, “Huzur Sokağı” ikinci, “Dila Hanım” (Star TV) ve “Kayıp Şehir” (Kanal D) değişmeli olarak üçüncü sıraya oturdu. Onları çok gerilerden izleyen “Şubat” isimli TRT dizisi de iddiasız bir başlangıç yapmış oldu... Bu sıralama değişir mi; bana göre zor. Artık dizilerin ekran ömrü ilk bölümden ortaya çıkıyor çünkü!

Yuppi yerine süper!

“Vahe’nin Sofrası” (Show TV) hafta sonu ekranının en keyifli işlerinden. Bir saat içinde tüm Türkiye’yi turlayıp değişik lezzet alternatiflerini yerinden izleyebiliyorsunuz. Bu arada Vahe sofrayı kurarken eski repliklerini de çöpe atmış olmalı ki artık “Hadi zıplıyoruz” ya da “Yuppiiii” yerine “Süpeeeeer” repliğini kullanıyor... Tabii program boyunca ağırbaşlı takılan mekan sahiplerinin işin sonunda Vahe’nin amigoluğunda “Süpeeeeeer” çekişleri tuhaf olsa da insan bir süre sonra gülmekten katılıyor...

Birkaç kelimeyle yeni diziler

Yeni başlayan dizileri de katarsak geride bıraktığımız bölümleriyle birkaç cümlelik dizi izlenimlerimi sizinle paylaşmak istedim...

Kanal D’de başlayan “Kayıp Şehir” biraz ağır akan bir dizi. Anlattığı arka sokaklardaki hareketlilik henüz dizinin hikayesine giremedi. Ama başta Gökçe Bahadır olmak üzere efsane hale getireceği en az üç genç oyuncuyu bünyesinde barındırıyor...
Star’da yayına giren “Dila Hanım”da bana göre korkulan oldu. Ortaya tipik bir Çukurova dizisi çıktı. Karakterlerin daha önce “Beyaz Gelincik”, “Hanımın Çiftliği” gibi dizilerde rol alması bu havayı yoğunlaştırdı. Beni en çok Hatice Şendil’in oyunculuğu etkiledi. Ama hikaye o kadar yavaştı ki diziyi müziklere yoğunlaşarak izleyebildim...

“Şubat” TRT’de başlayan bir yeni dizi olarak alışıldığın dışında kurgu ve çekimleriyle bir dönem “Aynadaki Düşman”ın izleyici üzerinde yarattığı yabancılaşma hissini bıraktı damaklarda. Kuvvetli bir hikaye ve iyi bir oyuncu kadrosu olmasına rağmen işi “basite” almadıkları için yapım ekibinin işi diğer dizilere göre daha zor... “Huzur Sokağı”na gelince; bu hafta hikaye iyice belirginleşti. Atv’nin yeni dizisinde daha ikinci bölümden ne olacağı belli oldu... İzleyici nasıl akacağı belli olan hikayelere büyük ilgi gösteriyor. Temcit pilavı gibi uzayan arkası yarın dizilerin aldığı yüksek reytingler de bunun göstergesi; yanılıyor muyum?

BİR NOSTALJİ KANALI AÇILSA YA!

TRT 3 ya da TRT Spor Grubu ekranında giderek lezzetli bir izlence haline gelen “en’ler” konusunda bir takdirimi iletmek durumundayım... TRT elinde bulunan nostaljik maç görüntüleri başta olmak üzere bir süredir sezonların en iyi golleri, maçları, hakemleri, golcüleri ya da artık aklınıza gelen ne varsa yayınlıyor... Bunu yaparken gelişine seçmek yerine özenli bir koleksiyoncu tavrını da hiç bozmuyor. Bu harika... Ama şu daha harika olabilir; Kamu ekranı elindeki o muhteşem arşivle Nostalji kanalı açarsa mevcut kaostan sıkılan kim varsa kendi ekranına çekebilir. Bu sporla olur, diziyle olur, programla olur, yarışmayla olur... Ama neyle olursa olsun hakikaten sıkı bir iş olur!

Ayarlarınızla oynayın

Yarın CNN Türk yayınları yeni formata geçiyor. 16/9 olarak bilinen bu formatta yayın eski görüntüye oranla biraz daha net olacak ama görüntünün şekli değişecek. Bu formata uygun TV ayarlarını yapmazsanız mesela ben bir anda 2 metre boyunda otuz santim eninde bir adam olacağım... Kişisel olarak işime gelse de yeni ayarlar yapılmadıkça bu görüntü insanı ekranlara yabancılaştırabilir. Ama şu kadarını söyleyeyim artık eliniz aygıtınızın ayar düğmesinde olmak zorunda... Çok yakında hemen her kanal dijital çağın gereği olarak HD hatta üç boyutlu yayına girecek. Benden hatırlatması...

Memati'ye reva mı bu?

Vallahi teessüf ediyorum. Sen 10 yıl bir dizinin omurgası ol. Sonra bir şekilde ayrıl aramızdan ve senin için on yıl önce Çakır’a yapılmış olan yapılmasın...

Memati’nin “Kurtlar Vadisi”ndeki (atv) ölümünden sonra açıkçası gazetelerde taziye ilanları ya da mevlit duyuruları filan çıkmasını bekledim. Ama tık yoktu.. Bırakın onu, sosyal medya bile Memati’ye bir duayı çok gördü. Oysaki dakikalarca süren gasil ve defnetme sahnelerinde izleyiciyi yasa hazırlayacak ortam fazlasıyla yaratılmıştı...

Bunun iki sonucu var. Birincisi biraz fantastik; “Memati ölmedi kalbimizde yaşıyor” sendromu. İkincisi ise daha gerçekçi; “Sonuçta bu dizi, ölen ölür kalan sağlar bizimdir”. Sizce hangisi?
 

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder