YER BULUNAMIYOR AZİZİM...

12 Nisan 2014, Cumartesi 05:00
AA

Son zamanlarda izleyicinin dikkatini çeken işler hep sahnede yaşanıyor. Daha doğrusu tiyatro sahnesi dolaylı olarak ekrana, oradan da hanelere giriyor... “Arkadaşım Hoşgeldin” (Kanal D) , “Güldür Güldür Show” (Show TV), tekrar bölümleriyle “Çok Güzel Hareketler Bunlar” ve kısmen “Kim O!” (Star TV) bu anlamda öne çıkan işlerden... Tiyatroya gitmeyen bir kitlenin ayağına tiyatro sahnesini getirmek aslında radyo zamanlarından kalma bir alışkanlık. Şimdilerde bu kadar iş yapmasını da bu yüzden genlerimize bağlıyorum (ne uçtum ama). Neyse meselemiz o değil. Saydığım işleri ekranda değil de bizzat sahnenin karşısında izlemek isteyen kitle tiyatro salonlarına akın ediyormuş... “Arkadaşım Hoşgeldin” tüm gösterilerini haziran ayı ortasına kadar satmış. Daha doğrusu gişeyi kapatmış. Aynı şekilde “Güldür Güldür Show” da mayıs ortalarına kadar yer bulunamayan performanslar arasına girmiş... Stüdyoda “Kim O!” izlemek isteyenler de biletli izleyici olarak ekranda yerini alıyormuş. Yani kısacası işler tıkırındaymış. Hadi bakalım darısı ekrana taşınamayan tiyatro performanslarının başına...

[[HAFTAYA]]

Dizilerin ömrünü isimleri belirliyor!

Dizi isimlerine dikkat eder misiniz bilmem? Ama bendeki tuhaf takıntılardan biri de isimlerin dizilerin ömrünü belirlediği konusundaki sabit fikrimdir... Hemen birlikte bir göz atalım. Bakın, ekranlarımızda “kara” sıfatıyla başlayan hemen her yapım çok ilginç reytinglere ulaşmış ve çok uzun ömürlü olmuş... “Karagül”, “Kara Para Aşk”, “Karadayı”, “Kara Melek” ilk aklıma gelen isimlerden. Mutlaka benim hatırlayamadığım karalar da bulunabilir... Mesela yine “Kurtlar Vadisi”ndeki “Kara” lakaplı karakter vadinin en uzun yaşayan elemanlarından olmuş. Bunu da bir kenara yazalım... Bir de “küçük” sıfatlı diziler var ki onların gidişatı da fena değil. TRT döneminin “Küçük Ağa”sı, Kanal D’nin “Küçük Ağa”sı, Star’ın bir dönem fenomen olan “Küçük Kadınlar”ı ve Samanyolu TV’nin reyting rekortmeni “Küçük Gelin”i sayabildiklerim... Ah bir de yüzlerce bölüm süren “Küçük Şeyler” gibi bir unutulmaz kişisel gelişim programı vardı ki, onu da diğerlerini yazdığımız yere yazalım... İsimlerle paralel olarak ömürleri karşılaştırdığımızda ortaya çıkan tabloyu görünce haksız mıyım tuhaf takıntılara sahip olmakta?

ABBAS YOLCU MU?

Belli oldu ki tahminim gerçekleşecek. Salı gecesi tutunamayan ve çok güçlü olduğu AB izleyici kitlesinde bile “Seksenler” (TRT 1) dizisinin ardına düşen “Kurt Seyit ve Şura” (Star TV), “Muhteşem Yüzyıl”ın bıraktığı rüzgarı arkasına alarak çarşamba gecelerine taşınacak... Hatta biraz daha uçayım, çarşamba alışkanlığı yarattığı izleyici topluluğunu düşününce Star TV haziran başında bitirmeyi planladığı “Muhteşem Yüzyıl”ı salıya bile taşıyabilir... Neyse, bir TV eleştirmenini bu kadar fantastik düşünmeye yönelten neredeyse bir yıldır aralıksız iletişimi yapılan “Kurt Seyit ve Şura”nın yarattığı düş kırıklığı oldu... Herkesin iddialı olduğu İstanbul bölümleri de tutmazsa bu diziyi değil “Muhteşem Yüzyıl”, “Survivor” adası bile kurtaramaz. Ne dersiniz?

not defteri’ne bakınca gördük ki...

Müdavimimiz Ediz Engincan not düşmüş. “FOX’un yeni dizisi ‘Not Defteri’ne dikkat ettim de, kanal sanki yeni bir ‘Arka Sıradakiler’ yaratmaya çalışmış. Yine okul çeteleri, yine kavgalar ve bu okulu adam etmeye çalışan idealist bir öğretmen... Başarılı olup olmadığını bilemem ama başroldeki ismi çok beğendiğimi söylemeden geçemeyeceğim. Bu kişinin ‘Muhteşem Yüzyıl’da ‘Matrakçı Nasuh’ olarak tanıdığımız oyuncu Fatih Al olduğunu görünce önce şaşırdım sonra da rolü için değiştirdiği tipine hayran kaldım. Arada gözden kaçmasın istedim... Umarım dizi de bu kısır döngüden bir an önce kurtulur”. Ne denir ki, hayırlısı artık...

100 bölümdür suyun altında!

İz TV’nin Türkiye’nin ilk belgesel kanalı olduğunu düşünürsek yaşattığı ilkleri de gözden kaçırmamak gerekir... Mesela benim ilk belgeselim olan “Taş Gaste”yle müstesna bir yeri vardır İz TV’nin gönlümün kuytularında. Benimkisi 13 bölümde biten bir seri oldu ama 100’üncü programını kutlayan sıkı işlerinden “Sudaki İzler” hâlâ devam ediyor... Bir dönem ekranların başarılı kuşak sunucularından Savaş Karakaş uzman dalgıç ve belgeselci olarak dünyada dalınmamış deniz bırakmadı... Dalya diyen Savaş kardeşimi hem kutluyor hem de 100’üncü bölümde ekrana sürdüğü Mısır’daki Dalış Kazaları başlığından dolayı alnından öpüyorum... Belki bilmiyorsunuz ama bizim sularımızda en çok rastlanan sakatlıklar “dalış kazaları” yüzünden yaşanıyor. Bilgi ve suyun iç içe girdiği “Sudaki İzler”i kaçırmayın derim...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.