Yine mi aynı plak?

15 Eylül 2011, Perşembe 05:00
AA

Kendi adıma niyetim Halil Ergün gibi büyük bir ustayı “Yaprak Dökümü”nün açtığı yaralardan (!) kurtarmaktır. Mümkün mü; hayır elbette... Bizde kim zirveye hangi işle tırmanırsa, üstünde ateşten bir gömlek gibi kalır. “Yaprak Dökümü”nün ölmek bilmeyen Ali Rıza Bey’i şimdi Show TV’de başlayacak olan “Gün Akşam Oldu” isimli dizide yine “Çile bülbülüm çile” diyecek.

[[HAFTAYA]]

Her bölümde bin kere ölecek bin bir kere dirilecek... Keşke diyorum; dizi sektörü denilen gayya kuyusu, ekranda görülen çapından çok daha büyük aktör ya da aktrislerine kendilerini başkalaştırabilme şansı tanıyabilse. Ama ne mümkün! Son işinde tutan rolün neyse, bir sonrakinde benzer bir rolle ödüllendiriliyorsun! Sonra da düşün bakalım; hikayeler neden hep birbirinin kopyası diye. Af buyur ama ne verdin de ne istiyorsun?

‘Tonga’ya gelin!

“Tonga” (TRT 1) isimli programa dikkat edin. “Tonga”nın esas adamı İsmail Baki Tuncer’e dikkat edin. Bu iki ismin üstüne katiyen basmayın... Orada; TRT 1’in haber ekranı öncesinde bir fenomen hayata geçiyor. Türkiye yeni ve aradığı şovmenine kavuşuyor... Gülmek ve şaşırmak duygularını bir arada yaşatan ender işlerden biri yıldız gibi parlıyor. Tongaya gelmeden “Tonga”yı izleyin. Çok eğleneceksiniz yahu!

Dizilerde gerçek silah kullanıyorlar!

Biraz acı ama gerçek şeylerden bahsedelim mi? Televizyon daha doğrusu dizi çekimlerindeki teknoloji geliştikçe insanın aldığı risk de ikiye katlanıyor... Ben önceki akşam ilk kez duydum. Televizyondaki polisiye işlerin çoğunda kullanılan silahlar bizzat gerçekmiş... Yani bir mafya dizisinde oyuncuların birbirine doğrulttukları silah bizzat adam öldüren cinstenmiş...

Bunu Tarık Pabuççuoğlu ağabeyimiz itiraf etti. Hatta dikkat etmese az kalsın bu silahlardan birinin kurbanı olacakmış... Dizilerde eksikliğini hissettiğimiz gerçeklik duygusundan yakınıyordum ya; tövbe. Sözümü geri alıyorum. Kurusıkı olsun bizden olsun. Ve tüm polisiye oyuncularını Allah korusun!

SİNEMA LEZZETİ BUDUR!

Çok bir şey söylemeyeceğim. Önceki akşam izlediğim “Öyle Bir Geçer Zaman ki” dizisi bugüne kadar tanık olduğum en iyi bölümüyle karşımızdaydı... En iyiydi çünkü genel olarak bizi mutsuz edecek hiçbir şey olmadı. En iyiydi çünkü umudu kestiğimiz bir başrol karakteri Soner bir anda yeniden ortaya çıktı... En iyiydi çünkü sevgi denen duygu ilk kez kötülüğün üstüne kum gibi örtü çekerek “iyilikler de mümkün” dedirtti... Aradaki zaman boşluklarını geri dönüşlerle çok makul şekilde dolduran dizi, bildiğin uzun metrajlı film tadındaydı... En iyiydi. Hem güldürdü, hem ağlattı. Ve en iyiydi; tüm duyguları tadında bıraktı...

Bitti mi, yitti mi?

“Elde Var Hayat”, TRT 1 dizilerinin içinde medya mecrasında kendine en etkin yer bulabilen işlerden biriydi. Geçmiş zaman kipi kullanmamın nedeni dizinin akıbetinin hâlâ belirlenmiş olmaması... Daha üç hafta öncesinde Emre Altuğ ile “Maşallah” dediğimiz dizinin ekrandaki ömrü hakkında ele gelir bir veri yok. Kimi “devam edecek” diyor, kimi ise “çoktan bitti”... Mesela başrol oyuncusu Hande Subaşı’nın bile kaderi hakkında bilgisi olmadığı bir işten bahsediyoruz. Korkarım ki kamu kanalında bu yıl da işler Allah’a emanet. En iyisi hayırdır inşallah diyelim...

Şu filmleri yenilesek mi?

Planet Sinema ve Planet Türk kanallarındaki filmlerin hiç değişmiyor oluşu benim gibi birçok “ekranda sinema izlemeyi seven” kişinin dikkatini çekmiş... Yayınına iddialı başlayan kanalların aynı iddiayı mönü değişikliğinde göstermiyor oluşu hakikaten abesle iştigal düzeyinde... İzleyici artık eskinin iki misli dikkatli ve seçici. Aradığı en makul şey ise basit değişiklikler. Değiştirin artık şu mönünüzü Allah aşkına..

Bilgin ve diğerleri...

Siyah kısa kollu tişörtleri ile dikkat çeken spor yorumcusu Bilgin Gökberk önce Hürriyet sonra da CNN Türk transferiyle kişisel gündemime oturdu... Ben kendi adıma spor yorumcusunun duruşuyla fark yaratanını seviyorum. Bilgin ağabey son yılların en farklı yorumcularından... SKY Türk’te başlayan, 24 kanalında devam eden farklı çizgisini bu ayın ortasından itibaren CNN Türk’e taşıyor olacak. Ve eminim yeni adresinde yine harikalar yaratacak. Harika demişken; Hıncal Uluç ve Haşmet Babaoğlu ikilisini uzun bir ayrılıktan sonra bir araya getiren “90 Dakika” isimli spor ekranı klasiğinin A Haber’de yayına başlıyor oluşu da harikulade bir gelişme değil midir? Hepsi ama hepsi hayırlı olsun!

 

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.